Uçaklar Kara Kutuda Hangi Bilgileri Kaydediyor?

Özellikle uçak kazaları sonrasında, en çok gündeme gelen konu “kara kutu”dur. Kazanın sebebinin aydınlatılabilmesi için gözler kara kutunun bulunmasına çevrilir! Peki kara kutu nedir ve neden önemlidir?

Kara kutu, uçuş esnasında çeşitli verilerin kaydedildiği 2 ayrı parçadan meydana gelen, ayakkabı kutusu büyüklüğünde, yaklaşık 5 kg ağırlığında bir cihaz.

Kara kutuyu meydana getiren iki parçadan biri olan Flight Data Recorder-FDR, yani uçuş veri kayıt cihazı uçağın son 25 saatteki konum, yükseklik, hız gibi 88 farklı datasını hafızasına kaydediyor.

Kara kutuyu oluşturan diğer parça Cockpit Voice Recorder CVR yani kokpit ses kayıt cihazı ise pilotların, kokpit içinde kendi aralarındaki konuşmaları, dahili telefondan kabin ekibine söyledikleri, yolculara yaptıkları anonsları ve telsiz aracılığıyla kule ile gerçekleştirdiği tüm konuşmaları kaydediyor.


İlgili İçerik | CVR Kayıtları Neden 2 Saat ile Sınırlı?


Kara kutular, çarpma etkisini en aza indirmek için uçağın kuyruk kısmında yer alıyor. Kaza sonrası tüm kayıtlara ulaşmak ve kazanın nedenini bulabilmek için görünür olmak zorunda olan kara kutular, üzerinde tanımlayıcı işaretler bulunan göz alıcı turuncu renkte üretiliyor.

Uçuş veri kaydedicileri veya kara kutular, aslında Wright Kardeşler’in ilk uçuşlarından bu yana bir şekilde varlığını hissettiriyor. Ancak o dönemdeki ilkel kayıt cihazları çok kabaydı ve yalnızca zaman, hız ve motor devir sayısı dahil olmak üzere sınırlı uçuş verilerini kaydedebiliyordu.

Havacılıkta jet çağını başlatan de Havilland Comet uçaklarının üst üste düşmesi, yolcu uçakları için kara kutu zorunluluğunu ilk olarak ABD’de 1958’de gündeme getirdi.

Avustralya, 1960’da Trans Australia Havayolları’nın 538 sefer sayılı uçuşunda yaşanan kazadan sonra, kokpit ses kaydını zorunlu kılan dünyadaki ilk ülke oldu.

llk kara kutular sadece pusula konumu, yükseklik, hız, zaman ve dikey alçalmaya dair bilgiler içeriyordu. Bunlar metal çubuklar üzerindeki izlerden tespit ediliyordu. 1960’larda ABD hükümeti kokpit ses kaydı zorunluluğu da getirdi.

Kara kutular 1957’de Boeing 707‘nin piyasaya sürülmesinden bu yana aktif olarak kullanılıyor. 1980’lerde dijital havacılık elektroniğinin devreye girmesiyle uçuşla ilgili çok daha fazla bilgi toplamak mümkün oldu. Başlangıçta Manyetik bant kaydı kullanılan kara kutularda; günümüzde, kayıt için flaş bellek tabanlı, katı hal teknolojisi kullanıyor ve bu çok daha güvenilir.

Kara kutu isminin, 1942’de Veijo Hietala isimli Finlandiyalı uçak mühendisinin ürettiği “Mata Hari” isimli kaydedicinin siyah renginden geldiği iddia ediliyor. Ayrıca, kara kutunun kara haberler vermesi sebebiyle bu ismi aldığı da bir başka efsane.

Kara Kutuların ilk versiyonu olarak kabul edilen ‘Mata Hari’

Kara kutu teriminin kökeni ile ilgili en popüler iddialardan biri de kayıt cihazlarının içinin, verilerin kaydedilebilmesi için (fotoğrafçıların karanlık odası gibi) tamamen karanlık olmasını gerektirdiği şeklindeki bakış açısıdır. Başka bir iddia, Warren tarafından geliştirilen “Kırmızı Yumurta” (Havacılık Araştırma Laboratuvarı sistem prototipi) hakkında bir toplantıdan sonra, bir gazetecinin Warren’a “Bu harika bir kara kutu” demesiyle kullanılmaya başlandığı yönünde. Bir diğer popüler iddia ise, İkinci Dünya Savaşı’nda Kraliyet Hava Kuvvetleri jargonunda, elektronik yeniliklere “hile kutusu” veya “kara kutu” deniliyor olmasına dayandırılıyor.

Günümüzde modern uçaklarda kullanılan kara kutu, Avustralyalı bilim insanı David Ronald De Mey Warren tarafından icat edildi.

Kara kutular, üretim aşamasında dayanıklılık, tuzlu su, kimyasal korozyon, derin denizde ezici basınç, yangın gibi çok fazla testten geçiyor. Kara kutular -55 ° ila + 70 ° C arası sıcaklık; -1000 ila 55.000 feet yükseklik aralığında çalışıyor. 60 dakika boyunca 1,100 ° C ateşe maruz kaldığında bile çalışabilen karakutular ve 3,400 gs‘lik bir etkiye dayanıklıdır. Karşılaştırabilmeniz için ölümlü bir otomobil kazasında insana 50 ila 75 gs arasında kuvvet etki ediyor.

Kara kutuların değeri yaklaşık 30.000 Dolar. Başta yazılım teknolojisinde faaliyet gösteren bazı firmalar olmak üzere, evlerdeki görüntülü güvenlik ve megafon sistemlerine kadar pek çok başka alanda, emekli uçakların kara kutuları kullanılıyor.

Kara kutular ağırlıklı olarak alüminyumdan üretiliyor, ancak darbe koruması için paslanmaz çelik veya titanyum muhafazası; yangın koruması için kalın ısı yalıtım tabakaları ile çevreleniyor.

Kara kutular deniz, göl gibi kazalarda, suyla temas ettiklerinde yerlerini gösterecek sinyali 6 bin metre derinlikte dahi yaklaşık 1 ay boyunca iletebiliyor.

Uçak kazaları sonrası, kara kutuya ulaşıldıktan sonra veriler, özel sistemler yardımı ile çözümleniyor ve kazanın sebepleri açığa çıkarılıyor.

Kara kutuların üzerinde bilgilerin kaybolmaması ve bilgilerin tehlikeye girmemesi adına, İngilizce dilinde yazılmış olan “Açmayınız” anlamına gelen “Do Not Open” kelimeleri yazılıdır. Bununla birlikte bu sözcükler Fransızca olarak da yazılıdır. Birleşmiş Milletler’e bağlı olan Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO), 2001 yılında İngilizceyi resmi olarak havacılığın evrensel dili haline getirmiş olsa da, Fransızca havacılığın hâlâ yaygın kullanılan dillerinden biridir.

Karakutular 90’ların teknolojisi. Bu yüzden Yeni alternatifler üzerinde de çalışılıyor. Örneğin bazı askeri uçaklarda çarpma anında uçaktan fırlayıp çıkan kayıt cihazları deneniyor. “AIR” veya Airborne Image Recorder olarak adlandırılan video kara kutu sistemi de üzerinde çalışılan bir başka proje. Kokpitte her saniye dört açıdan renkli, HD kalitede görüntü alabilen sistemde kameralar uçuş ekibinin kontrol ve komuta hareketlerine odaklanıyor. Fakat pilot sendikaları mahremiyet ve kaza halinde ailenin izlemek zorunda kalması gibi nedenlerle buna karşı çıkıyor. Uydu üzerinden anında bilgi akışı ve depolanması seçeneği ise oldukça pahalı bulunuyor.

Öyle görünüyor ki kara kutu bir süre daha kullanılmaya devam edecek. Uçağın düşmesi ardından ister dağda ister okyanus diplerinde bulunmaya ve kaza nedenine dair hayati bilgileri içermeye devam ettiği sürece kara kutu bir yere gidecek gibi görünmüyor.

adbanner