Red Bull Uçuş Günü Röportajım

  • Havacılık dünyasının yakından tanıdığı uçak mühendisi ve sosyal medya fenomenisiniz. Kendinizden biraz bahseder misiniz?

İzmir Atatürk Lisesi ve İTÜ Uçak Mühendisliği mezunuyum. Kendi şirketim aracılığıyla uluslararası uçak parçası ticareti yani uçak brokerlığı yapıyorum. Ulusal ve uluslararası yayın yapan çeşitli gazete ve dergiler için düzenli olarak havacılık temalı yazılar yazıyorum. Sosyal medya hesaplarım ve blog sitem aracılığıyla da havacılık ve uçaklar ile ilgili bilgilendirici içerikler üretiyor, paylaşımlar ve yayınlar yapıyorum. Instagram kullanıcıları beni @yilmazmuh hesabım üzerinden; Youtube izleyicileri @Boarding Info kanalımdan; blog severler ise www.boardinginfo.com üzerinden takip edebilirler. Tüm mecraların birbirini beslediği, kurmuş olduğum bu ekosistem aracılığıyla, havacılığa dair farkındalık oluşturmak ve insanların bu konudaki meraklarını gidermenin peşindeyim. Havacılığa dair bu farkındalığın artırılması amacımın bir parçası olarak davet edildiğim üniversitelerde yaptığım söyleşilerde de ortak tutkuya sahip olduğum takipçilerim ve genç arkadaşlarımla bir araya gelerek onlarla deneyimlerimi paylaşıyorum.

  • Uçma tutkunuzu nasıl tarif edersiniz?

Uçmak, insanoğlunun varoluşundan bu yana devam eden belki de en büyük ve en istikrarlı tutkusu. Bu tutku, ilk insandan bu yana farklı şekillere bürünmüş olsa da hep bir şekilde gökyüzünde olabilmenin hesabının yapıldığı görülüyor. Bir klişe olarak özgürlüğü çağrıştırması, verdiği ulaşılamazlık hissiyatı ve bize sunduğu yeni diyarları keşfedebilme şansı nedeniyle adeta bir mucize olduğunu düşündüğüm uçma fikri, benim için Yunan mitolojisindeki Daidalos ve oğlu İkarus’un öyküsünde hayat buluyor.Efsaneye göre; Girit’te hapis tutulan Daidalos, adadan kaçabilmek için kendisine ve oğluna, topladıkları tüyleri mumla birleştirerek sunî kanatlar yapıyor. Ancak babasının, “ne çok alçaktan uçarak denizin neminden, ne de çok yüksekten uçarak güneşin sıcaklığından etkilen” öğüdünü dinlemeyerek yükselmeye devam eden İkarus’un kanatlarını bir arada tutan mum eriyor ve denize düşen İkarus belki de tedbirsizlik neticesinde meydana gelen ilk hava kazasının kurbanı oluyor. Uçma tutkusu benim için bu öyküdeki gibi aslında. Sonsuz özgürlük hissinin, fizik kuralları ve uluslararası otoritelerce konulan regülasyonlarla sınırlandırılması gerektiğinin bilincinde olarak; hayatımızı kolaylaştıran ve bize mucizevi kapılar açan insanüstü bir yetenek…

  • Sizce bir uçuşun en önemli kısmı nedir?

Uçuşun en önemli kısmı tekerleklerin yerden kesildiği andır ki; bu az önce bahsettiğimiz sonsuz özgürlük hissiyatının da resmi olarak başladığı an olması itibariyle çok kıymetli.

  • İçinde uçmak olan hobileriniz veya yaptığınız, yapmak istediğiniz bir spor var mı?

İçinde uçmak olan en büyük hobim elbette çokça seyahat etmek. Gerek iş gerek kişisel sebeplerle dünyanın dört bir yanına çok keyifli yolculuklar yapıyorum. Ancak uçmak fikri insanın aklına bir kez girdiği zaman çıkması pek mümkün olmuyor. Bu sebeple fırsat yaratabildiğim zamanlarda yamaç paraşütü yapmaya çalışıyorum. Türkiye’nin yamaç paraşütü yapılabilen her yerinde bu deneyimi yaşamak gibi bir hedefim var kendimce. Elbette listeyi tamamlamak için çok uzun yol kat etmem gerekiyor. Henüz listenin çok başındayım.

  • Red Bull Uçuş Günü Jüri’si oldunuz, etkinlik hakkında neler söylerseniz? Bu etkinlikte sizi en çok çeken şey ne? Neden Jüri olmayı kabul ettiniz?

İşin içinde uçmak fikri olması benim bu organizasyon için sempati duymam konusunda yeterli şartları sağlıyor aslında. Uzun zamandır Türkiye’de düzenlenmiyor olması beni üzen bir şeydi. Sosyal medyadan ve internet üzerinden yurt dışında düzenlendiği organizasyonların görüntülerini izliyordum zaman zaman. Yeniden İstanbul’da düzenleneceğini duyduğumda bu bile beni heyecanlandırmaya yetti. İzleyici olarak katılabilmek adına ne zaman olacağı ve diğer detayları ile ilgili bilgi topladığım bir süreçte, jüri olma teklifi gelince ne kadar sevindiğimi tahmin etmek zor değil. Beni etkinlikte en çok çeken şey, tasarımların ve üretim süreçlerinin tamamen katılımcıların kendi yaratıcılıkları üzerinden ilerlemesi. Bu bana havacılığın temelleri olarak kabul edilen Leonardo da Vinci’nin uçan araç çizimlerini çağrıştırıyor. Eğlenceyi ön planda tutmak, yaratıcılık ve sahne performansını bütünleştiren; ödülleri ve rekabeti de üstüne koyarak tüm katılımcı ve izleyicilerin enerjisinin birleşerek ortaya harika bir sonuç koyduğu müthiş bir yarışmadan bahsediyoruz. Bu yarışmada benim vereceğim puanların da belirleyici olacağı fikri de çok hoş.

  • Red Bull Uçuş Günü’nün 4.sü bu sene gerçekleştirilecek. Takımlar belli oldu. Araç yapım süreçleri başladı. Onlara vereceğiniz en önemli tavsiye nedir? Bir uçuş aracı tasarlarken en dikkat edilmesi gereken nokta nedir? 

Öncelikle beklentilerini kafalarında tam olarak belirlemeleri gerekiyor. Yani ödül almaya mı talipler; yoksa tamamen eğlenme amaçlı mı katılıyorlar bunda hem fikir olmaları, sürecin ilerleyişi açısından çok önemli bir detay. Eğer ödüllerden birine taliplerse de hangi alanda ödül almak istediklerini net olarak belirlemek zorundalar. En uzağa uçacak aracı üretmek gibi bir amaçla yola çıkıp tasarım sürecinde buna yönelik bir araç geliştirmedilerse, bu yanlış yolda oldukları anlamına gelir. Yaratıcılık, performans ve mesafe kategorilerinde yarışabilecek her bir hava aracının isterleri farklı. Ürettiğiniz hava aracıyla üç kategori için de yarışıp ödül beklemek yanlış olur. Yani amaç ya da hedef belirleme kısmını ve takım olabilme duygusuna sahip olmalarını çok önemsiyorum. Verebileceğim en önemli tavsiye takım olarak ne istediklerini bilmeleri ve buna uygun hareket etmeleri olabilir.

  • Red Bull Uçuş Günü’nü izlemeye gelecek yüzbinlerce insan o gün ne beklemeli?

Birbirinden eğlenceli dans performansları, harika tasarımlara sahip uçan ya da uçmaya çalışan hava araçları, birbirinden özel uçuş gösterileri ve denemeleriyle çok eğlenecekleri bir gün olacağını söyleyebilirim. Sadece bu beklentiyle gelmeleri yeterli olacaktır. Kendilerini güneşten koruyacak şapka vb aksesuarlarını yanlarına almayı da sakın unutmasınlar!

  • Sizin Red Bull Uçuş Günü’nden beklentiniz nedir?

Eğlenmek ve keyifli bir gün geçirmek kuşkusuz ilk sırada. Bunun yanında böylesi özel bir günde, tarihe tanıklık etmek ve bu tanıklık sürecine, vereceğim puanlar doğrultusunda, doğrudan müdahil olabilmek beni şimdiden heyecanlandırıyor. Katılımcı ekiplerden bir dünya rekoru ya da unutulmaz performanslar gelirse böylesi bir duruma elbette herkes gibi ben de asla hayır demem.

  • Red Bull Uçuş Günü’ne yarışmacı ve seyirci olarak katılacaklara ayrı ayrı bir tavsiye vermeniz gerekse neler söylerdiniz?

Seyirciler, olabildiğince erken saatte Caddebostan sahilinde yerlerini alsın. Platformu ve performansları iyi görebilecekleri bir konum bulmaları çok önemli. Bu eşsiz performansların ve günün tadını çıkarsınlar. Katılımcı ekipler de her şeyden önemlisi çok eğlensin. Rahat olsunlar. Keyif almaya, önceliklerinde üst sıralarda yer verirlerse bu durumun performanslarına da olumlu şekilde yansıyacağına inanıyorum. Elbette herkes için önemli olan eğlenmek ama ödüller de gerçekten çok cezbedici. Rekabetin tatlı sınırları içinde, kazanmak için ellerinden geleni yapmalarını tavsiye ediyorum.

  • Sizce Red Bull Uçuş Günü tüm dünyada neden bu kadar popüler?

Uçuş tutkusu sorusunda da bahsettiğimiz üzere insanoğlunun ilkel çağlardan bu yana en büyük ve istikrarlı tutkusu uçmak. Bu tutkusunu harekete geçirebilecek her türlü şey de onu heyecanlandırmaya yetiyor. Belki de Red Bull Uçuş Günü, aslında genlerimizde olan ve arka plana attığımız bazı başka özel duygularımızı da harekete geçiriyordur. Tasarımından çizimine, üretiminden performansına kadar tüm süreçlerin, takım olarak gerçekleştirilmesi, insanoğlunun uçma tutkusu kadar, birlikte bir şeyler yapma; bir arada olma/yaşama isteği, işbölümü yapma, birbirine muhtaç olma, birbirinin eksiğini tamamlama gibi içgüdüsel duygularını harekete geçiriyor olabilir. Son dönemde yarışmanın kazananları için belirlenen ödüllerin de özellikle belirli bir kesimin ilgisini çekmeye ve katılımı artırmaya çok büyük bir etkisi olduğu kanaatindeyim. Bütün bunlar yarışmayı dünya genelinde popüler hale getiriyor. Biz eğlenmeyi, rekabeti, takım olmayı, ödülü ve kazanma duygusunu çok seviyoruz. Bu yarışta bunların hepsi var. 

  • Takımları incelediniz mi? Eğer incelediyseniz, tabii ki bize söylemeyebilirsiniz ama gönlünüzü şimdiden çalan tasarımlar oldu mu? 

Son 40’a kalacak takımları belirlediğimiz gün, katılımcı tüm takımları ve tasarımlarını geniş bir şekilde inceleme şansı buldum. Birkaç tane ödül alabileceğine inandığım takım olduğunu söyleyebilirim. Eğer tasarımı, çizimdeki haliyle hayata geçirebilirlerse ve rüzgar vb dış faktörler de yardım ederse en uzağa uçuş rekorunu kırmasını beklediğim bir takım bile var.

  • Red Bull Uçuş Günü için insanlar nasıl bir çağrı yapmak isterdiniz?

 İstanbul’da çok eğlenceli ve farklı bir Pazar günü geçirmek istiyorsanız 4 Ağustos’ta Caddebostan sahilinde yerinizi alın. Sizin de içinizdeki en büyük tutkuyu harekete geçirmek için bir şeyler yapmaya niyetlenen 40 takımın üyelerinin heyecanı ve coşkusuna ortak olup, unutulmaz bir gün geçireceksiniz. Eminim çok hoşunuza gidecek ve asla pişman olmayacaksınız…

İlgili Haber | Röportajın Mynet’te Yayımlanan Versiyonu

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir