Uçakta Neden Havalandırmayı Kapatmamak Gerekiyor?

Uçağa binip, koltuğunuza oturduktan sonra; başınızın üzerinde bulunan panelde size ait olan havalandırma sistemini üşüyüp hasta olabileceğiniz endişesiyle hemen kapatıyorsanız; bir sonraki uçuşunuzda bunu tekrar düşünün. Çünkü belki de onu kapatmak sizi hasta edebilir!

Bu küçük delikten gelen hava aslında sizin yararınıza olabilir. Çünkü uçuş sırasında sizi hasta edebilecek bazı mikroorganizmalarla temas etmenizden kaçınmanıza yardımcı oluyor.


İlgili Haber | Uçakta Neden Üşüyoruz?


Uçak seyahatlerinde bulaşıcı hastalıkların yayılma çok daha kolaydır. Zira kabin içindeki kuru ve dönüşümlü hava, hastalık yapan mikroorganizmaların bir insandan diğerine sirayet etmesi için en uygun ortamlardan biridir. Uçakta hastalıktan korunmak için havalandırmanın size ait olan o küçük deliğinden gelen havayı kullanmayı ihmal etmeyin!

Uçaklarda havalandırma sistemi, halk arasında kötü bir üne sahip. Ancak bu tamamen asılsız bir iddia. Bunun nedenlerinden biri de, bu konuyla ilgili son 15 yıldır gerçekten önemli sonuçlar ortaya koyabilecek bir araştırma yapılmıyor olması. Ancak diğer önemli sebep de insanların uçaklardaki havalandırma sistemlerinin gerçek işleyiş biçimlerine dair doğru bildiği bazı yanlışlar.

Kabin içindeki hava akışı modeli mutlaka önden arkaya ya da önden arkaya şeklinde çalışmaz. Havalandırma, uçakta çeşitli bölümlere göre ayrılmış durumda. Genel olarak, uçak içerisinde aldığınız nefes ve maruz kaldığınız havanın, genellikle koltuğunuzu çevreleyen iki ila beş sıra arasındaki hava olduğunu söyleyebiliriz.


İlgili Haber | Uçakta Hastalıktan Korunmak İçin Öneriler


Sıcaklık kontrol bölümleri olarak bilinen bu bölümlerin her biri, kabin boyunca yolcuların baş üstünde uzanan dağıtıcı kısımlardan havayı alır. Bu hava,
genellikle pencerelerin altında yer alan ya da kabinin yan duvarlarının tabanına yerleştirilen ızgaralar vasıtasıyla, uçaktan dışarı atılır.

Uçağın dışına atılan hava dış ortamdaki hava ile birleşir. Bu hava uçağa yeniden alınmadan önce toz ve mikroplarından arındırılmak için Yüksek verimli partiküllü hava (HEPA (High Efficiency Particulate Air)) filtresinden geçirildikten sonra yeninden kabine verilir.

Bu havalandırma bölgelerinin sayısı, uçağın tipine bağlı olarak değişir. Ancak her bir bölgedeki hava,genellikle saatte 15 ila 30 kez bu filtreleme işleminden geçer. Yani kabindeki havanın yüzde 50’si yeniden dönüştürülür kalan yüzde 50’si dışarıdan gelir.

Aslında bu filtreleme sistemleri, esas olarak, uçuşlarda sigara içilmesine izin verilen dönemlerde tasarlandı. Yani kabinden dumanı temizleyebilmek ve kabinde ferah bir hava bulundurabilmek için uçakların verimli ve düzenli bir filtreleme sistemine sahip olması gerekiyordu. Bu nedenle HEPA filtreleri, havadaki toz ve mikropların yüzde 99’undan fazlasını temizler.

Hava filtreleme sisteminin bu kadar güçlü olmasına rağmen, yolcuların yine de kişisel menzili içindeki havalandırma sistemini açık tutmaları öneriliyor. Havadaki virüslerin etkisinden kişiyi izole etmek konusunda ana kontrol aracımızın o küçük havalandırma deliği olduğunu unutmamak gerekiyor. Kabin içindeki havada bulunan tüberküloz ve kızamık gibi hastalıkları taşıyan virüslerin, beş saate kadar havada havada asılı kalabilen küçük damlacıklar aracılığıyla iletildiğini hatırlatalım.


İlgili Haber | Uçakta En Çok Karşılaşılan Tıbbi Sorunlar

İlgili Haber | Uçakta En Çok Yaşanan Ağrı ve Acılar


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir