Havacılık Bülteni-268

KAAN İLK UÇUŞUNU YAPTI!

Türkiye’nin milli imkanlarla geliştirdiği beşinci nesil savaş uçağı KAAN ilk kez gökyüzü ile buluştu. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından tasarlanıp geliştirilen milli muharip uçak KAAN’ın Mürted Hava Meydanı’ndan havalandığı ilk uçuşunda kokpitte test pilotu Barbaros Demirbaş yer aldı. Uçuşta, KAAN’a bir adet F-16 Fighting Falcon savaş uçağı eskortluk etti.

11 dakika süren ilk uçuşta KAAN, 8.000 feet (2.400 metre) yüksekliğe çıkarken; 230 knot (saatte 425 kilometre) hıza ulaştı. Sorunsuz geçen ilk uçuşun ardından inişe geçen KAAN, başarıyla pisti tutturarak paraşütünü açtı ve inişini gerçekleştirdi. KAAN, iniş ardından Mürted Hava Meydanı’ndaki bağlantı yolundan TUSAŞ tarafına geçiş yaptı. Bu esnada KAAN projesinde çalışan TUSAŞ çalışanlarının gururla uçağa doğru koştuğu anlara ait görüntüler, sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.

KAAN’ın, düşük gözlemlenebilirlik tasarımına, gövde içinde ve dışında silah taşıyabilme yeteneğine, aktif elektronik olarak taranan dizi (AESA) radar sistemine, süper seyir ve gelişmiş veri bağlantısı yeteneklerine sahip beşinci nesil bir savaş uçağı olması planlanıyor. KAAN, insansız hava araçları, havadan ihbar, kontrol gibi platformlar ve tedarik edilmesi planlanan diğer unsurlarla ortak çalışabilecek. Yeni nesil silahlarla havadan havaya muharebe, süpersonik hızda dahili silah yuvalarından hassas vuruş gerçekleştirebilecek KAAN, yapay zeka ve nöral ağ desteğiyle artırılmış muharebe gücü sağlayacak.

KAAN programı kapsamında Yıldırım Test Tesisi, Radar Kesit Alanı Test Tesisi, Rüzgar Tüneli Tesisi gibi dünyanın sayılı büyüklükteki test merkezleri de ülkeye kazandırılmış olacak. Bu sayede test verilerini işleme kabiliyetlerinin artırılmasının da önü açılmış olacak. İlk uçuşunu yapan KAAN’dan Volo Kompozit üretimi yerli kanopi kullanıldı.

KAAN programı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin stratejik ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde Türk savaş filosunu modernize etmeyi ve milli savunma yeteneklerini geliştirmeyi amaçlıyor. Uçağın geliştirilmesine 2010 yılında başlandı ancak 2019 yılında Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasının ardından süreç önemli ölçüde hızlandı. Türkiye, Rusya’dan S-400 hava savunma sisteminin satın alması nedeniyle başlayan anlaşmazlık nedeniyle 18 Temmuz 2019’da F-35 programından çıkarılmıştı.

Türk Hava Kuvvetleri, mevcut F-16 filosu da dahil olmak üzere savaş uçağı filosunu geliştirmek için alternatif seçenekler arıyor. Kısa süre önce Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya katılmasını onaylamasının ardından, 40 adet Lockheed Martin F-16 Viper savaş uçağı ve diğer ekipmanlarının yaklaşık 23 milyar Dolar’a Türkiye’ye satılmasına ABD’den onay geldi.

Milli Muharip Uçak KAAN’ın T0 adı verilen başlangıç şartlarını 2018’de yerine getirdi. 2018-2022 yılları arasında Faz-1 Aşama-1 kapsamında, KAAN’ın ön dizayn faaliyetleri icra edildi.

2022-2029 dönemini kapsayan Faz-1 Aşama-2 kapsamında ise, KAAN’ın detay tasarım ve kalifikasyon faaliyetleri gerçekleştirilecek. KAAN; 2023 yılında hangardan çıkış yaptı. 2026 yılına kadar, 3 adet prototipin üretilmesi hedefleniyor. Şu an TUSAŞ tesislerinde 2’nci ve 3’üncü prototiplerin montaj faaliyetleri devam ediyor.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilecek Blok-10 konfigürasyonunun ise 2029 yılına kadar geliştirilmesi hedefleniyor. Faz-2 kapsamında üretilecek 10 adet KAAN Blok-1 savaş uçağı için teslimatların 2028’de başlaması hedefleniyor.

Faz-3 kapsamında 2030 yılında KAAN’ın seri imalat sürecinin başlaması planlanıyor.

AIR SERBIA UÇAĞI FACİANIN EŞİĞİNDEN DÖNDÜ!

Sırbistan’ın ulusal havayolu Air Serbia’nın Belgrad’dan (BEG) Düsseldorf’a (DUS) gerçekleştirilmesi planlanan JU324 sefer sayılı uçuşu için OY-GDC tescilli, 16 yaşındaki Embraer E195LR tipi uçak görevlendirildi.

Bu uçak aslında Yunanistan’ın charter havayolu Marathon Airlines’a aitti. Havayolu, kapasite artırımı amacıyla, Haziran 2023’ten bu yana beş adet Embraer uçağıyla, Air Serbia adına operasyon yapıyor.

Embraer E195LR, Nikola Tesla Havalimanı 30L pistinden havalanmaya çalıştı. 3500 metre uzunluğundaki bu pist, E195’in iniş ve kalkışı için fazlasıyla yeterli. Ancak kokpit ekibi kalkışa, pistin ortalarında bit nokta olan D5 taksi yolundan başlamak üzere hareketlendi. Bu da E195’in kalkış için pistin yalnızca 1.273 metresini kullanabileceği anlamına geliyordu. Bu mesafe, uçağın kalkışı için yeterli bir pist uzunluğu değildi.

Kalkış için koşuya başlayan uçak, pistin durma noktasını yaklaşık 1000 metre geçti, pistin sonundaki aletli iniş sistemine ait ekipmanlara çarptı ve çok büyük bir faciaya ramak kala teker kesip, havalandı. Uçağı 2.050 metre irtifaya tırmandıran pilotlar, daha sonra geri dönüş kararı aldı. Pilotlar, önce iniş takımlarının kontrol edilebilmesi için havalimanı üzerinden alçak bir geçiş yaptı, ikinci yaklaşmanın ardından başarılı bir iniş gerçekleştirdi. kalkıştan 55 dakika sonra uçak, yeniden Nikola Tesla Havalimanı’na teker koydu.

Herhangi bir yaralanma vakası bildirilmezken, yolculara, uçakta küçük bir teknik sorun yaşandığı bilgisi verildi. Yolcuların büyük kısmı kalkış sırasında büyük bir gürültü duyduklarını söyledi.

Olayla ilgili başlatılan soruşturmanın odak noktası, pilotların kalkış için piste neden D5 kavşağından girmeye karar verdikleri olacak. Kalkış için mesafe hesaplama konusunda bir hata mı yaptıkları, hangi kavşaktan piste girecekleri konusunda bir kafa karışıklığı mı yaşadıkları araştırılacak.

Kule ile kokpit arasındaki konuşmalarda, pilotlara D6 noktasından 30L pistine giriş izni verildiği ancak; pilotların D5’ten giriş yaptıkları anlaşılıyor. Hava trafik kontrolörünün, pilotları piste yanlış kavşaktan girdiği ve kalkış için sadece 1.273 metre mesafeye sahip oldukları konusunda uyardığı ve “sanırım bu yeterli değil” şeklinde bir yorum yaptığı görülüyor.

Hava trafik kontrolörü, pilotlara yeterli kalkış mesafesi için yeniden hesaplama yapmalarını söylerken; yeniden D6 kavşağına dönmelerine izin verdiği duyuluyor. Ancak pilotların bir süre sonra D5 noktasından piste katılıp, kalkış için yeterli mesafeye sahip olduklarını söyleyerek, yola devam ettikleri anlaşılıyor.

Air Serbia CEO’su Jiri Marek, yaşanan olayın çok ciddi bir durum olduğunun ve  oluşabilecek potansiyel sonuçlarının da farkında olduklarını söyledi. Bu nedenle, sertifikalı bir Avrupalı havayolu şirketi olmasına bakılmaksızın, Marathon Airlines ile işbirliklerini çok hızlı bir şekilde sonlandırma kararı aldıklarıı duyurdu. Yolcuların emniyetinin her şeyden önce geldiğini aktaran Marek, soruşturmanın nihai sonuçlarını bekleyeklerini belirtti. Havayolu şimdi uçuştaki tüm yolcularla iletişime geçecek, onları prosedürler, ne yapılması gerektiği ve tazminat formunu nasıl dolduracakları konusunda bilgilendirecek. Bundan sonrasındaki süreç için de kendi mevzuatlarına uygun olarak uygun tedbirleri almak üzere harekete geçecek.

Olayın ardından pistin ILS kategorisi, ekipmanlarda oluşan hasar nedeniyle Kategori III’ten Kategori I’e düşürüldü. Olaya karışan uçak, Ağustos 2008’de fabrikadan çıktıktan sonra İngiliz havayolu Flybe’ye teslim edildi. Uçak, tek sınıfta 118 koltuklu bir konfigürasyona sahip. Olayın yaşandığı 12R/30L pisti ise Temmuz 2023’te hizmete açılan Belgrad’ın ikinci ve en yeni pisti durumunda.

BOEING 737 PROGRAMI YÖNETİCİLERİNE NEŞTER!

ABD’li imalatçı Boeing, 737 MAX uçaklarının karıştığı çok sayıda krizin ardından, 18 yıldır şirkette görev yapan 737 programının başkanı Ed Clark’ın görevine son verdi. Clark’a, şirkete bugüne kadar yaptığı önemli katkılardan dolayı teşekkür edildi.

Boeing 737 Teslimat Operasyonlarından sorumlu Başkan Yardımcısı Katie Ringgold, hem 737 programının hem de uçakların üretildiği Renton tesisinin başına getirildi ve Clark’ın yerini aldı. Bu değişim, Boeing’in liderlik ekibinnde yapılan ve derhal yürürlüğe gireceği açıklanan birkaç hamleden biri oldu.

Öte yandan Boeing, Ticari Uçakların (BCA) Kalitesinden sorumlu yeni bir Kıdemli Başkan Yardımcısı pozisyonu oluşturdu. Bu görevi mevcut Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Uçak Programları Genel Müdürü Elizabeth Lund üstlenecek. Lund, bu yeni görevinde şirketin üretim ve tedarik zincirlerine yönelik kalite kontrol girişimlerine liderlik edecek.

Boeing Ticari Uçaklar Başkanı Stan Deal tarafından, şirket içinde paylaşılan bir duyuru ile yönetim kademesindeki bu değişiklikler doğrulandı ve uçuş emniyetine odaklanma stratejisinin kararlılıkla devam edeceği vurgulandı.

Teslim edilen her uçağın tüm kalite ve emniyet gerekliliklerini karşılaması için çalışılacağı belirtilirken, müşterilerin bunu hak ettiğine vurgu yapıldı.

Elizabeth Lund’un, uçak programları, üretim sistemi, mühendislik ve tedarik zinciri hakkındaki kapsamlı liderlik deneyimi ve bilgisi göz önüne alındığında, bu pozisyon için benzersiz bir niteliklere sahip olduğunu söyleyen Deal, Lund’un Boeing Kalite Operasyonları başkanı olarak kendisine rapor vermeye ve şirketin yönetim kurulunda görev yapmaya devam edeceğini de aktardı.

Ayrıca kalite güvence ekibinde görev yapan Carole Murray’a, sorunsuz bir geçiş sağlamak ve Boeing’in kalite girişimlerini hızlandırmaya odaklanmak için, Lund’a özel rapor hazırlama görevi verildi.

Elizabeth Lund’un, Uçak Programları kıdemli başkan yardımcısı ve genel müdürü görevi ise Mike Fleming’e geçecek. Fleming, 737, 767, 777/777X ve 787 üretim programlarını denetlemenin yanı sıra, devam eden kalite girişimlerini uygulamak ve üretim tesislerinde çalışma koşullarını iyileştirmek için Lund ve kalite organizasyonuyla yakın işbirliği içinde çalışacak.

Fleming, ayrıca Boeing’in Müşteri Destek ekibine başkanlık etmeye devam edecek. Doğrudan Deal’a rapor veren Fleming, şirketin müşterilerini dinlemeye ve onların operasyonel ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanmasını sağlamak için müşterilerle birlikte çalışmaya devam edecek ve Program Yönetim Operasyonları Kurulu başkanı olarak yönetim kuruluna rapor verecek.

Don Ruhmann ise Geliştirme Programlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak Fleming’in yerini alacak. 787 Baş Proje Mühendisi ve 737 Teslimat Operasyonlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Ringgold’un yerini alacak kişinin ise kısa süre içinde belirleneceği duyuruldu.

Boeing’in 737 MAX üretimi hâlâ ciddi bir denetim altında ve aylık üretimin 38’in üzerine çıkabilmesi için FAA’den onay alınması gerekiyor. FAA ise buna pek yanaşmıyor.

Öte yandan FAA, maksimum kalkış ağırlığı 5.700 kilogramın üzerinde olan belirli ses altı jet motorlu uçaklar ve 8.618 kg üzerinde olan pervaneli uçaklar için önerilen yakıt verimliliği kurallarını duyurdu. 16 Nisan’da yeni yakıt verimliliği kurallarının yürürlüğe girmesi ile, Boeing 767F kargo uçağının üretimi 2027’de sonlandırılacak.

Boeing yönetimi, 1 Ocak 2028’den sonra B767 kargo uçağına yönelik talebin çok daha düşük olacağının farkında. Şu an için UPS’in 21 adet ve FedEx’in 16 adet siparişi dışında başka hiçbir kargo taşıyıcısının 767F siparişi bulunmuyor.

Ch-aviation verilerine göre, 497 adet Boeing 767F uçağı şu anda aktif hizmete devam ediyor. 767-300’ün yolcudan kargoya dönüştürülmüş versiyonları da göz önüne alındığında, bu kargo uçaklarını filosunda bulunduran 39 farklı operatör bulunuyor.

Getirilen yeni standartlardan etkilenecek bir diğer uçak da Airbus A380 olacaktı. Ancak Avrupalı uçak üreticisi, Aralık 2021’de bu uçağın üretimini zaten sonlandırmıştı.

Yeni standartlar, orijinal tip sertifikasını (TC) 1 Ocak 2021 veya sonrasında alan uçaklar için geçerli olacak. Bu karar, Airbus, Boeing, ATR, Embraer, Gulfstream, General Electric (GE) ve çeşitli havayollarının da aralarında bulunduğu temsilciler tarafından alındı. Kararın amacı, havacılığın iklim üzerindeki zararlı etkisini azaltmak.

EL AL UÇAĞINA SİBER SALDIRI!

İsrail’in Tel Aviv şehrine gelmek üzere Tayland’ın başkenti Bangkok’tan havalanan El Al Havayolları’na ait Boeing 787-9 uçağı, seyir halindeyken siber saldırıya uğradı. Saldırının amacı, uçağı varış noktasından saptırmak ve farklı bir noktaya yönlendirmekti. Ancak pilotların durumdan şüphelenmesi sayesinde bu saldırı girişimi başarısızlıkla sonuçlanırken; uçak güvenli bir şekilde Tel Aviv’e indi.

Jerusalem Post’ta yer alan habere göre “düşman unsurlar” seyir halindeki uçağın iletişim ağını ele geçirmeye çalıştı. El Al uçağını Tel Aviv yerine başka bir noktaya yönlendirme amacı taşıyan bu siber saldırı, kısa süre içinde meydana gelen ikinci olaydı. Yaşana diğer olay ise Phuket ile Ben Gurion arasındaki uçuşta gerçekleşti. Saldırının İran destekli Husilerin aktif olduğu bir bölgede gerçekleştiği belirtiliyor. Ancak saldırıyı, kısa süre önce Etiyopya ile bir anlaşma imzalayarak fiili devlet statüsü alan Somaliland’daki bir grup üstlendi.

Siber saldırı sırasında, kokpit ekibine, belirlenen rotadan farklı yöne gitmesine yönelik talimatlar verildi. Ancak pilotlar bir şeylerin yolunda gitmediğinden şüphelendi ve harekete geçti. Verilen talimatlara uymayan kokpit ekibi, hızlı bir şekilde alternatif iletişim araçlarına yönelirken, gelen talimlatlar, diğer hava trafik kontrol verileriyle karşılaştırıldı ve ortada anormal bir durum olduğu ortaya çıkarıldı.

Somali’de sadece El Al uçaklarında değil, tüm hafta boyunca farklı uçaklar ile de iletişim kesintileri yaşandığı iddia ediliyor. Resmi makamların tüm pilotlara, bu durum belirli sıklıkta meydana geldiğinde, kendilerine ulaşan talimatları dinlememeleri ve başka bir iletişim yöntemine geçmeleri yönünde talimat verdiği de iddialar arasında.

EL AL yönetimi tarafından yapılan açıklamada ise pilotlara sorunlu frekans gibi bu tip olayla nasıl baş edecekleri ve bu durumla karşılaştıklarında olayı nasıl profesyonelce ele alacakları konusunda talimatlar verildiği aktarıldı.

Flightradar24 verileri, 2019 yılında fabrikadan çıkan Boeing 787-9 Dreamliner uçağının (4X-EDJ tescilli ve MSN 65086) Phuket’ten neredeyse bir saat gecikmeli kalkış yaptığını, yaklaşık 10 buçuk saatlik uçuşun ardından, tarifedeki iniş saatinden 17 dakika sonra Tel Aviv’e ulaştığını gösteriyor.

Ch-aviation verilerine göre, El A Havayolları filosunda wet lease yöntemi ile kiralanan bir Airbus A300-600R(F) kargo uçağı da dahil olmak üzere toplam 45 uçak bulunuyor. Havayolunun kendine ait uçaklarının tamamı ise Boeing üretimi. Havayolunun filosu, 15 adet 737-800, 8 adet 737-900ER, 4 adet 777-200ER, 1 adet 737-800(BCF) kargo uçağı, 4 adet 787-8 ve 12 adet 787-9 Dreamliner uçağından oluşuyor.

SİNGAPUR AIRSHOW 2024’E C919 DAMGA VURDU!

Havacılık dünyası, geçtiğimiz hafta, sektörün en önemli organizasyonlarından biri olan Singapur Airshow’da buluştu. Özel uçuş gösterileriyle sektör tutkunlarına özel bir hafta yaşatan fuarda, sergilenen en yeni ticari ve askeri uçaklar ile şirketler en güncel gelişmelerini kamuoyu ile paylaştı. Yaklaşık 60 bin katılımcı Changi’de keyifli bir hafta geçirdi.

İlki 2008’de düzenlenen ve iki yılda bir havacılık tutkunlarını ağırlayan Singapur Airshow’da Paris, Farnborough ve Dubai’nin rekor kıran sipariş sayılarına ulaşılamasa da sektörü ilgilendiren pek çok anlaşmaya imza atıldı.

Singapur Airshow’un kuşkusuz en çok konuşulan konusu Çin’in devlete ait uçak üreticisi COMAC tarafından tasarlanıp geliştirilen C-919 uçağının ilk kez uluslararası fuarda görücüye çıkmasıydı. Çinliler, dar gövde uçak pazarında artık Airbus ve Boeing dışında C-919’un da olduğunu tüm dünyaya resmi olarak duyurdu. C919, Singapur Boğazı üzerinde, fuardan önce çok sayıda test uçuşu gerçekleştirirken, fuarda da gösteri uçuşları ile katılımcıları selamladı.

Uluslararası bir havacılık fuarında ilk kez boy gösteren C919, Tibet Havayolları’ndan 40 adet sipariş almayı başardı. Havayolu ayrıca 10 adet de COMAC üretimi bölgesel uçak ARJ21 siparişi verdi.

ABD’li Boeing, bu yılki fuarda uçaklarından hiçbirini statik alanda sergilememe kararı alarak ciddi bir tepki çekti. Ancak Boeing, fuarın ilk gününde Royal Brunei Havayolları’ndan dört adet 787-9 siparişi kapmayı başardı.

Fuarın en sükseli haberlerinden biri de Tayland’ın ulusal havayolu Thai Airways’in uzun zamandır konuşulan Dreamliner siparişlerini resmiyete kavuşturması oldu. Havayolu 45’i kesin ve 35’i opsiyonlu olmak üzere 80 adet Boeing 787-9 Dreamliner siparişi verdi.

STARLUX Havayolları ve Airbus arasında hem yolcu hem de kargo uçaklarından oluşan bir sipariş paketi için sözleşme imzalandı. Paketin içinde beş adet A350F ve üç adet A330neo geniş gövdeli yolcu uçağı yer aldı.

AerCap, Thai Airways’e dört Airbus A350-900, üç Boeing 787-9 ve 10 Airbus A321neo uçağını kiralayacağını açıkladı. Vietnamlı düşük maliyetli havayolu VietJet ise fuarda A330neo ve A321neo uçaklarının motor anlaşmalarını gerçekleştirdi. Havayolu ayrıca 20 adet A330neo geniş gövdeli uçağın satın almak için Airbus ile bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzaladı. Bu, VietJet Air ilk geniş gövde siparişi olarak kayıtlara geçti. VietJet ayrıca daha önce verdiği 19 adet Pratt & Whitney GTF motorlu A321neo uçağı için opsiyonları resmiyete dönüştürdü.

EVTOL hava aracı geliştiren Lilium, PhilJets şirketi ile 10 adet Lilium Jet için bir MoU imzaladı. İki şirket, Filipinler’in yanı sıra Kamboçya gibi diğer Güneydoğu Asya ülkeleri genelinde bir eVTOL operasyon ağı oluşturmak için ortaklaşa çalışıyor.

Motor üreticisi Pratt & Whitney ise Cebu Pacific’in 10 adet A321neo ve 5 adet A320neo uçakları için motor desteği sağlayacağını doğruladı. 15 dar gövdeli uçak, 2019’da verilen ve 16 adet A330neo uçağını da içeren sipariş paketinin bir parçası.

Avrupalı imalatçı Airbus, son teknolojilere odaklanan bir Sürdürülebilir Havacılık Merkezi’nin kurulum sürecini başlatmak için Singapur Ekonomik Kalkınma Kurulu (EDB) ile bir Mutabakat Zaptı imzaladığını duyurdu.

adbanner