İstanbul Artık Tartışmasız Şekilde Dünyanın Havacılık Merkezi

İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen, Boarding Info’da konuştu: “Bu yıl yolcuda Avrupa’nın 1 numarası olabiliriz”

Uçak Mühendisi Muhammed Yılmaz’ın YouTube kanalı Boarding Info’da hazırlayıp sunduğu “Havacılığın Zirvesi” programının bu haftaki konuğu, İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen oldu.

Programda İstanbul Havalimanı’nın küresel havacılıktaki konumu, büyüme stratejileri, altyapı yatırımları, Türk Hava Yolları ile ilişkisi, Çin ve Kuzey Amerika operasyonları, üçlü bağımsız pist operasyonları, sürdürülebilirlik projeleri ve yolcu deneyimi gibi birçok başlık ele alındı.

“İstanbul Havalimanı bir terminal değil, yaşayan bir şehir”

İstanbul Havalimanı’nı yılda yaklaşık 600 bin uçuşun gerçekleştirildiği, 85 milyon yolcunun geçtiği, 1100 ticari işletmenin faaliyet gösterdiği ve 102 bin kişinin çalıştığı dev bir ekosistem olarak tanımlayan Bilgen, günlük yaklaşık 500 bin kişinin giriş-çıkış yaptığı böyle büyük bir yapının kaosla yönetilemeyeceğini söyledi.

Bilgen, önceliklerinin her zaman verimli çalışan bir sistem kurmak olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Bu kadar büyük bir yapıyı ancak veriye, bilgiye ve doğru planlamaya dayalı sistemlerle yönetebilirsiniz. Kararlarımızı her zaman veri odaklı şekilde alıyoruz.”

“Atatürk Havalimanı artık talebi karşılayamıyordu”

İstanbul Havalimanı projesinin ortaya çıkış sürecini de anlatan Bilgen, Atatürk Havalimanı’nın uzun vadede Türkiye’nin havacılık talebini karşılayamayacağının net şekilde görüldüğünü söyledi.

Bilgen, Atatürk Havalimanı’na yapılabilecek en büyük yatırımların bile kapasite sorununu yalnızca birkaç yıl öteleyebileceğini belirterek, İstanbul Havalimanı’nın uzun vadeli vizyonla planlandığını ifade etti.

İstanbul’un coğrafi konumunun büyük avantaj sağladığını söyleyen Bilgen, doğru zamanda doğru altyapının kurulmasının başarının temel nedeni olduğunu aktardı.

“Küresel havacılık ekonomiden iki kat hızlı büyüyor”

Havacılık sektörünün küresel ölçekte normal ekonomik büyümeden yaklaşık iki kat daha hızlı büyüdüğünü belirten Bilgen, bu nedenle büyük aktarma merkezleri arasındaki rekabetin her geçen gün daha da arttığını söyledi.

İstanbul Havalimanı için hazırlanan master planın çok detaylı şekilde oluşturulduğunu belirten Bilgen, dört etaplı büyüme modelinin bugün itibarıyla hedeflerle uyumlu ilerlediğini söyledi.

“İstanbul Havalimanı bağlantı gücünde dünyada birinci”

İstanbul’un Afrika, Avrupa ve Asya’nın merkezinde bulunduğunu hatırlatan Bilgen, havacılıkta büyük aktarma merkezlerinin kritik rol oynadığını ifade etti.

İstanbul Havalimanı’nın bugün dünyada bağlantı gücü en yüksek havalimanı konumunda olduğunu söyleyen Bilgen, bunun yalnızca destinasyon sayısıyla ölçülmediğini vurguladı.

“Havalimanından uçulan noktaların kendi bağlantı gücü de çarpan etkisi yaratıyor.”

İstanbul Havalimanı’ndan bugün 140’tan fazla ülkede 340’ın üzerinde noktaya düzenli uçuş gerçekleştirildiğini belirten Bilgen, hava bağlantısındaki yüzde 10’luk artışın bir ülkenin gayri safi milli hasılasına yaklaşık yüzde 5 katkı sağladığını söyledi.

İstanbul Havalimanı’nın açılmasıyla İstanbul’un hava bağlantı gücünün yaklaşık yüzde 60 arttığını aktaran Bilgen, bunun Türkiye ekonomisi açısından çok büyük bir değer oluşturduğunu ifade etti.

“Bu yıl yolcuda Avrupa’nın 1 numarası olabiliriz”

Uçuş sayısında son 5 yıldır Avrupa lideri olduklarını belirten Bilgen, mevcut trendin devam etmesi halinde 2025 yılı sonunda yolcu sayısında da Avrupa’nın en yoğun havalimanı olabileceklerini söyledi.

Kargo operasyonlarına da değinen Bilgen, İstanbul Havalimanı’nın geçtiğimiz yıl Frankfurt’u geride bırakarak Avrupa’nın en yoğun hava kargo merkezi haline geldiğini açıkladı.

“DHMİ’ye yaklaşık 1 milyar 70 milyon Euro ödeme yaptık”

İGA İstanbul Havalimanı’nın ekonomik katkısına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bilgen, yalnızca 2025 yılı özelinde DHMİ’ye kira ve garanti üstü ödeme kapsamında yaklaşık 1 milyar 70 milyon Euro ödeme yaptıklarını söyledi.

Bilgen, Türkiye’de en yüksek kurumlar vergisi ödeyen şirketlerin yaklaşık iki katı seviyesinde ödeme yaptıklarını belirterek, esas önemli noktanın yaratılan ekonomik değer olduğunu vurguladı.

İstanbul Havalimanı’nın doğrudan ve dolaylı olarak 300 binden fazla kişiye istihdam etkisi oluşturduğunu söyleyen Bilgen, Türkiye gayri safi milli hasılasının yaklaşık yüzde 2,5’ine denk gelen ekonomik katkı sağladıklarını ifade etti.

“Ortadoğu krizi sırasında güvenli liman olduk”

Ortadoğu’da yaşanan son krizlerin İstanbul Havalimanı üzerindeki etkilerine ilişkin konuşan Bilgen, havalimanının planlanma aşamasında bile bu tür senaryoların dikkate alındığını söyledi.

Karadeniz kıyısında kendilerine ait gemi limanı bulunduğunu belirten Bilgen, 160 bin gross tonluk gemilerin burada ikmal yapabildiğini ifade etti.

Suriye, İran ve Irak hava sahalarının kapandığı dönemde havada kalan çok sayıda uçağın İstanbul’a yöneldiğini söyleyen Bilgen, birçok yabancı havayolunun uçaklarını uzun süre İstanbul’da konuşlandırdığını aktardı.

“Doğu-batı aksındaki en kritik hava sahası bu coğrafyada kaldı.”

“Üçlü bağımsız pist operasyonu prestij değil, verimlilik meselesi”

İstanbul Havalimanı’nın aynı anda üç bağımsız iniş ve kalkış operasyonu gerçekleştirebilen altyapıya sahip olduğunu söyleyen Bilgen, bunun yalnızca prestij değil aynı zamanda ciddi bir operasyonel verimlilik avantajı sağladığını ifade etti.

Mevcut durumda saatlik kapasitenin 120 hareket olduğunu belirten Bilgen, üçlü paralel operasyonların tam verimle kullanılması halinde bu rakamın 148’e çıkabileceğini söyledi.

Üçlü operasyon sistemi sayesinde yıllık yaklaşık 50 bin ton karbon emisyonu tasarrufu sağlandığını belirten Bilgen, ortalama taksi sürelerinin de yaklaşık 1 dakika azaltıldığını ifade etti.

“Yılda 600 bine yakın uçuş yapılan bir havalimanında bunun etkisi olağanüstü seviyede.”

“Dördüncü pist bu yıl devreye giriyor”

Bilgen, 2025’in ikinci yarısında dördüncü ana pistin devreye alınacağını açıkladı.

Doğu-batı uzantılı yeni pistin yılın üçüncü çeyreğinde tamamlanacağını söyleyen Bilgen, ikinci faz yatırımlar kapsamında terminal kapasitesinin de 90 milyondan 120 milyon yolcuya çıkarılacağını söyledi.

“THY’nin büyümesi olmasa bu hikâye eksik kalırdı”

İGA operasyonlarının yüzde 75-80’inin Türk Hava Yolları kaynaklı olduğunu söyleyen Bilgen, dünyanın diğer büyük havacılık merkezlerinde bu kadar yüksek oranda tek havayolu bağımlılığı görülmediğini ifade etti.

Ancak Türk Hava Yolları’nın agresif filo büyümesinin İstanbul Havalimanı’nın gelişiminde kritik rol oynadığını belirten Bilgen, şu ifadeleri kullandı:

“THY’nin büyümesi olmasaydı, İstanbul Havalimanı için yapılan yatırımlar eksik kalan bir hikâyeye dönüşebilirdi.”

“İstanbul Havalimanı’na 180’den fazla havayolu operasyon yapıyor”

Bugün itibarıyla İstanbul Havalimanı’na 116 farklı havayolunun tarifeli sefer düzenlediğini söyleyen Bilgen, charter ve kargo operasyonlarıyla birlikte bu sayının 180’in üzerine çıktığını belirtti.

Bu rakamla Hong Kong’un ardından dünyada ikinci sırada olduklarını söyleyen Bilgen, İstanbul’a gelen yeni havayollarının aynı zamanda Türk Hava Yolları’nın küresel ağını da beslediğini ifade etti.

“Çin ve Kuzey Amerika’da büyük potansiyel var”

144 ülkedeki 345 destinasyonun kırılımına bakıldığında, Avrupa, Afrika ve Orta Asya’da çok yoğunlaştığını söyleyen Bilgen, hem ekonomik olarak güçlü hem de nüfus olarak çok büyük olan Hindistan, Çin, Uzakdoğu, Kuzey Amerika gibi yerlerden İstanbul’a uçuş frekanslarının yeterli düzeyde olmadığını söyledi.

Çin operasyonlarına özel önem verdiklerini belirten Bilgen, ilk etapta Çin’den Avrupa’ya yılda 10 milyon turistin gittiğini, bunun yaklaşık 5 milyonunun Çin dışı noktalardan aktarmayla Avrupa’ya ulaştığını ama bunun sadece 250 bininin İstanbul üzerinden gittiğini gördükleri zaman, buradaki ciddi potansiyeli fark ettiklerini aktardı.

Temel konunun iki ülke arasındaki uçuş haklarının haftalık 21 frekansta limitlenmiş olması olduğunu söyleyen Bilgen, Atatürk Havalimanı zamanında Çinli hava yollarına, slot verilememesi, onların buraya gelememesi sebebiyle de Çin tarafının Türkiye’den gelen artış taleplerini reddetmesi nedeniyle bu sorunun kaynaklandığını aktardı. İstanbul Havalimanı açıldıktan hemen sonra, Çinli havayollarının, İstanbul’a düzenli sefer yapması konusunda yeni anlaşmalar yaptıklarını anlatan Bilgen, geçtiğimiz yıl iki ülke arasınaki frekansın 49’a çıktığını anlattı.

Aynı durumun çok benzer şekilde, biraz farklı parametrelerle Kuzey Amerika için de geçerli olduğunu söyleyen Bilgen, özellikle Kanada’da haftalık 11 frekansa takılı kaldıklarını söyledi. Türk Hava Yolları’nın 11 hakkın tamamını kullanması ve Kanadalı havayollarının hiç uçmaması nedeniyle, frekans artırma talebinin karşılık bulmadığını aktardı. Kısa süre önce Air Transat’ın İstanbul uçuşlarına başlamasıyla, önümüzdeki yıllarda olumlu yönde ilerlemeler beklediğini söyledi.

Amerika’nın mütekabiliyet anlamında diğer ülkeler kadar katı davranmadığını söyleyen Bilgen, Amerikalı taşıyıcılarla birlikte ortak proje geliştirilmesi; Türkiye’den Amerika’ya gittikten sonra, Amerika kıtasındaki dağılımın çok iyi yapılması ve direkt bağlantılar kurulmasının çok önemli olduğunun altını çizdi. O pazarda geçmişten gelen ittifaklar ve anlaşmalar olduğunu hatırlatan Bilgen, o klasik yapıyı kırmanın çok kolay olmadığını belirtti. İstanbul’un artık tartışmasız şekilde dünyanın havacılık merkezi olduğunu vurgulayan Bilgen, nereye giderseniz gidin İstanbul üzerinden gitmenin, ekonomik olarak daha avantajlı olduğunun altını çizdi. Buradaki havalimanı maliyetlerinin, rakip büyük havalimanlarına göre çok daha uygun olduğunu söyleyen Bilgen, operasyonel verimlilik ve yolcu deneyimi açısından da rakiplere göre bir adım daha önde olduklarını aktardı.

“İstanbul artık dünyanın havacılık merkezi”

Bilgen, İstanbul’un artık tartışmasız şekilde dünyanın havacılık merkezi olduğunu söyledi.

“Nereye giderseniz gidin, İstanbul üzerinden uçmak ekonomik olarak daha avantajlı hale geldi.” şeklinde konuşan Bilgen, İstanbul Havalimanı’nın operasyonel verimlilik, maliyet ve yolcu deneyimi açısından rakiplerinin önünde olduğunu söyledi. Bilgen, havalimanı kaynaklı gecikmelerin negatif seviyede olduğunu belirterek, yani İstanbul’a gelen gecikmeli uçakların bile burada kaybettikleri zamanı telafi edebildiğini anlattı.

Bagaj teslim süreleri, bagaj kayıp oranları, müşteri deneyimi endeksleri, yolcu memnuniyet endekslerinde gösterdikleri performansın da çok iyi olduğunun altını çizdi.

“Amacımız havalimanında geçirilen zamanı kaliteli deneyime dönüştürmek”

Yolcuların güvenlik, pasaport ve kapı süreçlerinde insan temasının mümkün olduğunca azaltılması gerektiğini söyleyen Bilgen, amaçlarının yolculara daha fazla serbest zaman kazandırmak olduğunu ifade etti.

“Havalimanında geçirilen zamanı kaliteli bir deneyime dönüştürmek istiyoruz.” şeklinde konuşan Bilgen, İstanbul Havalimanı’nı Türkiye’nin dünyaya açılan vitrini olarak gördüklerini belirtti.

Yolcuların yüzde 80’inin dış hat yolcusu ve neredeyse yarısından fazlasının yabancı olması nedeniyle, bu durumu, Türk kültürünü ve ülkemizi tanıtmak için bunu bir fırsat olarak gördüklerini söyledi. Yolcuların büyük oranda transit yolcu olduğunu aktaran Bilgen, İstanbul Havalimanı’nı uluslararası bir havacılık merkezi haline getirip, transfer yolcuların da uğrak merkezi haline dönüştürmek istediklerini aktardı.

“2050’ye kadar net sıfır karbon hedefimiz var”

Havacılığa olan talebin, küresel ölçekte önümüzdeki yıllarda da güçlü bir şekilde devam edeceğini öngördüklerini aktaran Bilgen, GSMH’de yaklaşık %1’lik büyümenin, havacılık talebini yaklaşık %2,5 civarında arttırdığını söyledi. Havacılık sektörünün büyüdükçe ekonomiyi büyüttüğünü;. ekonomi büyüdükçe de havacılığa olan talebin arttığını sözlerine ekledi.

Bu yapıda önemli olanın, arz yönlü şokların olup olmadığı ve bunlara karşı nasıl hazırlıklı olunabileceği veya önlenebileceği olduğunu aktaran Bilgen, uçak imalatçılarının, teslimat takvimlerine ne kadar uyduklarının diğer önemli konu olduğunu söyledi.

Sürdürülebilirlik projelerine de değinen Bilgen, sürdürülebilirlik ile ilgili şikayet etmek yerine bunu nasıl yönetebilecekleri üzerine çalıştıklarını söyledi. 2050 yılına kadar net sıfır karbon hedefleri bulunduğunu açıkladı.

Geçtiğimiz yıl 240 MW’lık güneş enerji santralini devreye aldıklarını söyleyen Bilgen, bunun Türkiye’nin en büyük ikinci güneş santrali olduğunu belirtti. “Havalimanında tüketilen tüm enerjiyi artık güneşten karşılıyoruz.” şeklinde konuştu.

Reverse osmoz tesisi yatırımıyla birlikte önümüzdeki yıldan itibaren şebeke suyu kullanımının sıfıra indirileceğini belirten Bilgen, katı atıkların yaklaşık yüzde 40’ının geri dönüştürüldüğünü; yeni yatırımlarla bu oranı yukarıya çekeceklerini söyledi.

“İGA’nın geliştirmesi gereken alanlar var”

Yolcu olarak ilk kez gittiği havalimanında, tuvaletlere, temizliğe, bekleme kuyruklarının uzunluğuna, yolcu akışının nereden olduğuna, ticari işletmelerin karmasına, ve daha birçok faktöre dikkat ettiğini anlatan Bilgen, yolcu deneyiminde neyi farklı yaptıklarını anlamaya çalıştığını söyledi.

İGA’nın rakiplerine göre geride kaldığı alanlara ilişkin soruya da yanıt veren Bilgen, penetrasyonun düşük olduğu yerlerdeki uçuşların arttırılması, Kuzey Amerika, Hindistan, Çin gibi destinasyonlarda varlıklarının daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi..

Uzun taksi sürelerinin de eleştiri konusu olduğunu kabul eden Bilgen, bu konuda iyileştirme çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.

Selahattin Bilgen’den kişisel notlar

İlk uçak yolculuğunu 2003 yılında İstanbul-İzmir hattında yaptığını söyleyen Bilgen, ilk yurt dışı seyahatinin ise 2008 yılında Hamburg’a olduğunu anlattı.

Gitmekten en çok keyif aldığı şehrin Londra olduğunu söyleyen Bilgen, eskiden uzun uçuşlarda kitap okuyarak dinlenebildiğini, işten uzaklaşarak kendine vakit ayırabildiğini; ancak uçakta internetin yaygınlaşmasıyla birlikte bunları artık yapamadığını ifade etti.

Uçakta yolculara ücretsiz bir şey dağıtma hakkı olsa kitap dağıtacağını söyleyen Bilgen, geniş gövde uçaklarda cam kenarı koltuk tercih ettiğini de sözlerine ekledi. Genellikle zorunluluktan kabin bagajıyla seyahat ettiğini aktardı.

adbanner