Rekor sıcaklıklar, yıllardır süren yağış azlığı ve zayıflayan fırtına sistemleri, Tahran’ı tarihin en büyük su krizine sürüklüyor. Yetkililer ilk kez başkentin taşınması gerektiğini bile dile getirdi.
İran, 2025 yazında ülke genelinde 50°C’ye yaklaşan sıcaklıklarla olağanüstü bir sıcak hava dalgası yaşadı. Bu dönemde kamu kurumları ve bankalar geçici olarak kapatılırken, Tahran’ı besleyen kritik rezervuarlar tarihi düşük seviyelere indi. Kasım ayı başında kentin içme suyu ihtiyacının ana kaynaklarından biri olan Amir Kabir Barajı’nın doluluk oranı %8’e kadar düştü.
Bu dramatik tablo, yalnızca bu yaz yaşanan aşırı sıcakları değil, aynı zamanda son yıllardaki uzun süreli yağış azlığı ve kuraklık döngüsünün bir sonucu. İran’ın başkenti artık gerçek bir “Day Zero” – muslukların tamamen kuruduğu nokta – riskiyle karşı karşıya.
Kente yönelik alarm: Su azalınca sistemler çökmeye başladı
Kuraklık Tahran’ın tüm şehir altyapısını hızla etkilemeye başladı:
- Kuruyan toprak ve hızlanan buharlaşma nedeniyle nehirler ve sulak alanlar küçüldü.
- Baraj seviyeleri düştükçe hidroelektrik üretimi aksadı.
- Su kesintileri ve düşük basınç sorunları nedeniyle zorunlu tasarruf tedbirleri devreye alındı.
Ekim ve Kasım aylarında yetkililer, su seviyeleri toparlanmazsa başkentin bile tahliye edilebileceği uyarısını yaptı. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, kasım ayında yaptığı açıklamada “Başkent taşınmak zorunda kalabilir” dedi.
Bu gelişmeler, Tahran’ın altyapısal ve toplumsal kırılganlığını gözler önüne serdi.
Asıl neden: Beş yıldır süren yağış eksikliği
Tahran çevresinde yağışlar normalde Aralık–Nisan arasında yoğunlaşır. Ancak son beş yılda bu “ıslak sezon” uzun dönem ortalamalarının altında kaldı. 2024–25 yağış sezonu ise son yılların en kötü dönemi olarak kayıtlara geçti.

Bu uzun süreli kuraklık, 2025 yazındaki olağanüstü sıcaklarla birleşince barajlara giren su miktarı daha da azaldı.
Kuraklığı büyüten bölgesel fırtına zayıflığı
Uydu verilerine göre 2024 Kasım – 2025 Nisan döneminde İran genelinde geniş bir kuzey–güney yağış farkı oluştu. Suriye, Irak ve İran üzerinden geçen geniş bir koridorda fırtına aktivitesi belirgin şekilde zayıfladı.
Bu durum:
- Kar örtüsü birikimini azalttı,
- Barajlara gelen akışı düşürdü,
- İran’ın yıllardır süregelen su kıtlığını daha da ağırlaştırdı.
Akdeniz havzası: İklim değişikliğinin en zorlu bölgelerinden biri
MIT araştırmacılarına göre Akdeniz çevresi, küresel ısınmanın yağışları en sert etkilediği bölgelerden biri. Son çalışmalar, yüzyılın sonuna kadar:
- Doğu Akdeniz ve Mezopotamya’da
- Kış ve ilkbahar yağışlarında ciddi düşüş
- Fırtına oluşumunda zayıflama
- Fırtına rotalarında kuzeye kayma
öngörüyor.
IPCC iklim modelleri de bu yıl gözlenen bölgesel yağış deseninin gelecekteki tipik koşullara benzer olduğunu gösteriyor.
Bu benzerlik, “Bu yıl yaşananlar geleceğin erken bir provası olabilir” yorumlarına yol açıyor.
Tahran: Tropikler ile orta enlemler arasında sıkışmış bir kent
Tahran, tropikal ve orta enlem sistemlerinin kesişiminde bulunduğu için yağış ve fırtına dinamikleri hem kış hem ilkbaharda oldukça değişken. Bu nedenle modeller kış yağışlarını öngörme konusunda birleşemiyor.
Bilim insanları, bölgenin doğal iklim dalgalanmaları ile iklim değişikliğinin sonuçlarını daha iyi ayırmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
Gelecek için karanlık tablo
Uzmanlara göre:
- Aşırı sıcaklar ve uzun süreli kuraklık daha sık yaşanacak,
- Baraj seviyeleri yeniden yükselecek kadar yağış alamayacak,
- Şehrin içme suyu güvenliği daha fazla risk altına girecek.
Bu durum enerji üretimi, gıda güvenliği ve halk sağlığı dahil tüm kritik sistemleri tehdit ediyor.
Sonuç
2025 yılında Tahran’ı vuran rekor sıcaklık ve kuraklık, bölgenin geleceğinin nasıl görünebileceğine dair güçlü bir uyarı niteliğinde. Bilim insanları, riskin büyümemesi için hem küresel ölçekte hızlı emisyon azaltımı hem de yerel su yönetimi ve altyapı uyum yatırımlarının acilen devreye alınması gerektiğini vurguluyor.












