Çin Rekabeti Nedeniyle ABD Uçak Sertifikasyonunu Hızlandırmak İstiyor

ABD Ulaştırma Bakanı Sean Duffy, yeni uçakların sertifikasyonunun yıllar sürmesinin havacılık yatırımlarını ve inovasyonu yavaşlatabileceğini belirterek FAA süreçlarının hızlandırılması gerektiğini söyledi. Çin’in büyüyen havacılık endüstrisine dikkat çeken Duffy, emniyet standartlarından taviz verilmeden daha hızlı bir sistem kurulmasını istiyor. FAA ise halihazırda tekrarlanan bazı özel onay süreçlerini doğrudan sertifikasyon kurallarına taşıyacak kapsamlı bir değişiklik üzerinde çalışıyor.

ABD yönetimi, yeni ticari uçakların sertifikasyonunda geçen süreyi azaltmak için Federal Havacılık İdaresi’nin (FAA) kullandığı sistemi yeniden düzenlemeye hazırlanıyor. ABD Ulaştırma Bakanı Sean Duffy, 30 Eylül’de Washington’da yaptığı açıklamada uzun sertifikasyon süreçlarının üreticilerin yeni uçak programlarına yatırım yapmasını zorlaştırabileceğini söyledi.

Duffy’nin mesajının merkezinde iki hedef bulunuyor: ABD’nin uçuş emniyeti standartlarını korumak ve yeni teknolojilerin sertifikasyonunda daha hızlı hareket etmek. Duffy, özellikle Çin’in havacılık sektöründeki yükselişine dikkat çekerek Amerikan üreticilerinin uzun düzenleyici süreçlar nedeniyle rekabet dezavantajına düşmemesi gerektiğini savundu. “Emniyetli bir havacılığa sahip olduğumuzdan emin olmamız gerekiyor, ancak daha hızlı hareket edebilir miyiz?” diyen Duffy, yeni bir uçak programının sertifikasyonunun çok uzun sürmesinin yatırımcıların bu projeleri finanse etme isteğini azaltabileceğini belirtti.

FAA sertifikasyon sisteminde neyi değiştirmek istiyor?

FAA’nın üzerinde çalıştığı değişiklik aslında Duffy’nin açıklamasından önce başlamış durumda. Kurum, Transport Airplane and Propulsion Certification Modernization adı verilen düzenleme teklifini 26 Haziran 2026’da yayımladı. Önerinin temelinde, FAA’nın yeni uçakları değerlendirirken yıllardır tekrar tekrar kullandığı bazı özel sertifikasyon mekanizmalarını doğrudan mevcut düzenlemelerin içine almak bulunuyor.

Yeni bir uçak tasarımı mevcut yönetmeliklerde açıkça ele alınmayan bir teknoloji veya tasarım özelliğine sahip olduğunda FAA’nın ek şartlar belirlemesi gerekebiliyor. Benzer şekilde üretici, farklı bir yöntemle mevcut kurallarla eşdeğer emniyet seviyesine ulaştığını göstermek için ayrıca onay almak zorunda kalabiliyor. Yıllar içerisinde aynı veya benzer teknik konular çok sayıda uçak programında tekrar değerlendirildi.

FAA’nın önerisi, artık yeterli düzenleyici ve teknik deneyimin oluştuğu bazı konuları doğrudan kurallara dahil ederek her yeni uçak programında aynı prosedürlerin yeniden yürütülmesi ihtiyacını azaltmayı amaçlıyor. Bu nedenle teklifin özü sertifikasyon testlerini ortadan kaldırmak değil, tekrarlanan bürokratik ve teknik onay süreçlarını standartlaştırmak.

Boeing, Airbus ve diğer üreticileri etkileyebilir

Düzenleme yalnızca Boeing’e yönelik değil. ABD’de sertifika almak isteyen transport kategorisi uçak ve motor üreticileri FAA sistemine tabi olduğu için değişiklik Boeing’in yanı sıra Airbus, Embraer, Bombardier ve yeni uçak projeleri geliştiren diğer üreticileri de ilgilendiriyor.

Duffy’ye göre sorun özellikle tamamen yeni uçak tasarımlarında daha görünür hale geliyor. Bir üreticinin yeni bir uçak geliştirmek için milyarlarca dolarlık yatırım yapması, ardından sertifikasyon sürecinin yıllarca devam etmesi yatırım riskini artırıyor. Duffy, uzun ve öngörülmesi güç süreçların şirketleri yeni tasarımlar geliştirmek yerine mevcut uçakların türevlerine yöneltebileceği görüşünde.

FAA’nın hedefi ise yeni teknolojilerin değerlendirilmesinde kullanılan düzenleyici çerçeveyi daha öngörülebilir hale getirmek. EASA ile kuralların yakınlaştırılması da hedefleniyor

FAA’nın teklifinin bir başka önemli boyutu Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) ile düzenleyici uyumun artırılması. ABD ve Avrupa’daki uçak sertifikasyon standartları büyük ölçüde benzer olsa da belirli teknik konularda farklı düzenleyici yöntemler kullanılabiliyor. Bu farklılıklar aynı uçağın FAA ve EASA tarafından ayrı ayrı sertifikalandırılması sırasında ilave çalışma gerektirebiliyor.

FAA, yeni düzenlemelerin Amerikan standartlarını belirli alanlarda EASA kurallarıyla daha uyumlu hale getireceğini ve iki otoritenin birbirlerinin sertifikasyon çalışmalarını kabul etmesini kolaylaştıracağını belirtiyor. Harmonizasyon özellikle küresel pazara uçak satan üreticiler açısından önemli. Bir uçak yalnızca üretildiği ülkenin otoritesinden değil, faaliyet göstereceği büyük pazarlardaki düzenleyici kurumlardan da gerekli onayları almak zorunda. FAA ile EASA arasındaki teknik farklılıkların azaltılması, aynı emniyet konularının farklı formatlarda tekrar tekrar değerlendirilmesi ihtiyacını azaltabilir.

Hangi sertifikasyon kuralları değişebilir?

FAA’nın teklifi uçak tasarımının oldukça farklı bölümlerini kapsıyor. Kabin içi düzenlemeler, acil çıkışlar ve işaretlemeler bunlar arasında bulunuyor. Yakıt tanklarının yanıcılık riskinin değerlendirilmesine ilişkin şartların yanı sıra kokpit ön camından görüş, kabin basıncının kaybedilmesi halinde uygulanacak standartlar ve bazı motor kontrol sistemleri de düzenleme kapsamında.

Teklif ayrıca güç kolları veya ters itki sistemlerinin emniyetsiz şekilde kullanılmasını önleyecek tasarım korumalarını ele alıyor. FAA’nın mevcut teknik kayıtlarında ters itkinin yasaklı uçuş koşullarında kasıtlı veya istem dışı seçilmesini önleyecek korumalar gibi bazı konularda EASA standartlarıyla harmonizasyon ihtiyacının uzun süredir değerlendirildiği görülüyor.

Yeni düzenleme kabul edilirse bu alanların bir bölümünde proje bazında kullanılan özel değerlendirmeler genel sertifikasyon standartlarının parçası haline gelecek. FAA teklifin hazırlanmasında Aviation Rulemaking Advisory Committee tavsiyelerinden, National Transportation Safety Board önerilerinden ve 2024 FAA Reauthorization Act kapsamında getirilen gerekliliklerden de yararlandı.

Çin neden tartışmanın merkezinde?

Duffy’nin açıklamalarında sertifikasyon reformunun arkasındaki ekonomik gerekçelerden biri Çin’in ticari havacılık sektöründeki büyümesi. Çin, COMAC aracılığıyla kendi yolcu uçağı ailesini genişletmeye çalışıyor. C919 halihazırda Çin iç hatlarında ticari hizmet verirken şirket daha büyük geniş gövdeli uçaklar dahil yeni programlar üzerinde çalışıyor.

ABD yönetiminin endişesi yalnızca mevcut uçak satışları değil. Duffy’nin açıklamaları, yeni nesil uçakların geliştirilme ve pazara çıkış hızının önümüzdeki yıllarda küresel rekabet açısından daha önemli hale geleceği düşüncesini yansıtıyor. Ancak Çin’in sertifikasyon sisteminin daha hızlı olması tek başına uluslararası pazarda avantaj sağladığı anlamına gelmiyor. Çin’de sertifika alan bir uçağın ABD veya Avrupa’da yaygın şekilde kullanılabilmesi için FAA ve EASA gibi otoritelerin kendi validasyon süreçlarından geçmesi gerekiyor. Bu nedenle tartışmanın asıl odağı, Amerikan sisteminin kendi emniyet standartlarını korurken yeni teknolojilerin pazara ulaşmasını gereksiz yere geciktiren düzenleyici tekrarları azaltıp azaltamayacağı.

MAX 10 gecikmesi tartışmanın ortasında geldi

Duffy’nin açıklamalarının zamanlaması Boeing açısından ayrıca dikkat çekici. FAA, yalnızca iki gün önce Boeing 737 MAX 10’un sertifikasyonunu yeni ortaya çıkan bir yazılım sorunu nedeniyle erteledi. Sorun, belirli bir pas geçme senaryosunda pilotların otomatik uçuş yönlendirmesine erişimini kaybetmesine ve uçuş ekibinin iş yükünün artmasına yol açabiliyor. FAA, problem değerlendirilip gerekli düzeltmeler tamamlanmadan MAX 10’a sertifika vermeyeceğini açıkladı.

Duffy ise 30 Eylül’deki açıklamasında mevcut bilgiler ışığında söz konusu yazılım problemi nedeniyle MAX filosunun uçuş emniyetine yönelik bir tehdit görmediğini söyledi. Bu iki gelişme birbiriyle çelişmiyor.

FAA’nın sertifikasyon sistemini hızlandırmaya yönelik çalışması uzun vadeli düzenleyici reform niteliğinde. MAX 10’daki yazılım problemi ise belirli bir uçak programında ortaya çıkan ve FAA’nın çözülmesini istediği güncel teknik konu. Başka bir ifadeyle sertifikasyonun hızlandırılması, çözülmemiş teknik problemlerin görmezden gelinmesi anlamına gelmiyor.

“Daha hızlı” ile “daha gevşek” aynı şey değil

FAA’nın önerisinin en kritik noktası sertifikasyon standartlarının düşürülmesini değil, mevcut sistemde tekrar eden işlemlerin azaltılmasını hedeflemesi. Uçak üreticileri yeni teknolojiler geliştirdikçe düzenleyiciler mevcut kuralların öngörmediği tasarımlarla karşılaşabiliyor. FAA bu durumlarda özel koşullar, muafiyetler veya eşdeğer emniyet bulguları gibi araçlardan yararlanıyor.

Belirli bir teknik çözüm yıllar içerisinde çok sayıda programda aynı şekilde kabul edilmişse FAA’nın yaklaşımı bunu standart kurala dönüştürmek. Böylece hem üretici sertifikasyon sürecinin başında hangi şartları karşılaması gerektiğini daha açık görebiliyor hem de FAA uzmanlarının daha önce defalarca çözümlenmiş düzenleyici konular üzerinde yeniden çalışması gerekmiyor.

ABD’nin önündeki asıl denge de burada bulunuyor: Boeing 737 MAX kazalarının ardından sertifikasyon sisteminde yapılan kapsamlı değişikliklerle güçlendirilen gözetimi korurken, yeni uçak ve tahrik teknolojilerinin onay süreçlarını daha öngörülebilir ve verimli hale getirmek. FAA’nın Haziran ayında yayımladığı teklif henüz nihai kural değil. Düzenlemenin son hali, kamuoyu ve sektör görüşlerinin değerlendirilmesinin ardından belirlenecek.

adbanner