Airbus A350, bugün dünyanın en gelişmiş yolcu uçaklarından biri. Ancak dikkat çeken bir detay var: Bu dev jet, yalnızca Rolls-Royce Trent XWB motorlarıyla uçabiliyor. Peki neden A350, diğer geniş gövdeli uçaklar gibi farklı motor seçenekleri sunmuyor?
Airbus ve Rolls-Royce’un “ortak tasarımı”
Airbus, 2000’lerin ortasında A350 XWB (Extra Wide Body) projesini başlattığında, hedefi yalnızca yeni bir uçak üretmek değil, Boeing 787 ve 777’ye rakip olabilecek yeni bir nesil yaratmaktı. Bunun için Rolls-Royce ile iş birliği yaparak Trent XWB motorunu sıfırdan, A350’nin gövdesine özel şekilde tasarladı.

Rolls-Royce’un geliştirdiği motorun fan çapından basınç oranına kadar her detayı, A350’nin aerodinamiğine, kanat yapısına ve ağırlık merkezine göre belirlendi. Yani uçak ve motor birlikte doğdu.
Farklı bir motor takmak neden mümkün değil?
A350’nin kanatları, karbon fiber kompozit malzemeden üretiliyor ve bu yapı, Trent XWB’nin ağırlığı, titreşimi ve hava akışı verilerine göre optimize edildi.
Farklı bir motor (örneğin GE9X veya Pratt & Whitney GTF) takmak demek, sadece motoru değiştirmek değil;
- pylon (motor bağlantı noktaları),
- soğutma sistemleri,
- uçuş kontrol yazılımı,
- motor montajı
gibi kritik bileşenleri baştan tasarlamak anlamına geliyor.
Bu da yeni testler, yeni sertifikasyon ve milyarlarca dolarlık yeni yatırım demek. Başka bir deyişle, A350’ye yeni bir motor takmak, yeni bir uçak geliştirmek kadar zor.
Tek motor anlaşmasının iş modeli
Teknik nedenlerin yanında ticari bir karar da var.
Airbus ve Rolls-Royce arasında yapılan özel anlaşma, Trent XWB’nin A350 ailesinin tek motoru olmasını sağladı.
Bu model;
- bakım süreçlerini basitleştiriyor,
- lojistik ve eğitim maliyetlerini düşürüyor,
- Rolls-Royce’a da istikrarlı üretim hacmi garantisi veriyor.
Benzer stratejiler daha önce Airbus A340-500/600 ve bazı Boeing modellerinde de uygulanmıştı.
Diğer üreticiler neden dahil olmadı?
A350’nin ilk tasarım aşamalarında hem GE hem de Rolls-Royce davet edilmişti. GE, mevcut GEnx motorunun A350-1000 için yeterli itkiyi sağlayamayacağını belirterek projeden çekildi. Böylece Rolls-Royce tek seçenek haline geldi ve Trent XWB A350’nin “kalbi” oldu.

Bugün bu dengeyi değiştirmek, hem mühendislik hem de finansal açıdan gerçekçi değil. Yeni bir motor geliştirmek birkaç milyar dolarlık yatırım gerektiriyor ve mevcut A350 pazarında Rolls-Royce’un güvenilirliği zaten yüksek.
Gelişim devam ediyor
Airbus ve Rolls-Royce, “değişim” yerine evrim yaklaşımını benimsiyor. 2025’te sertifika alan Trent XWB-84 Enhanced Performance (EP) versiyonu, yakıt tüketimini %1 oranında azalttı ve dayanıklılığı artırdı. Bu, A350’nin verimliliğini artırırken yeniden sertifikasyon gerektirmiyor.
| Temel Özellikler | |
|---|---|
| Genel Bakış | Trent XWB, “dünyadaki en verimli büyük havacılık motoru” olarak tanımlanmaktadır.
Airbus A350 ailesine hizmet vermekte olup geniş gövdeli uçak motorları arasında referans noktası olarak kabul edilir. Trent motor ailesinin altıncı üyesidir. Teknik olarak: 9.6:1 bypass oranı, 50:1 toplam basınç oranı, 22 kanatlı fan ve üç şaftlı (LP / IP / HP) mimariyle tasarlanmıştır. |
| Trent XWB-84 | Temel varyant, yakıt verimliliği iyileştirmelerine odaklanır.
Geliştirilmiş Performans (EP) versiyonu sertifikalıdır ve özgül yakıt tüketiminde %1 iyileşme sağlar. 6 yıl kanat üzerinde kalma süresi ile uzun hizmet ömrü sunar. Dünyanın en kârlı 10 havayolunun 9’u bu motoru tercih etmektedir. Geniş gövde sınıfındaki en düşük yakıt tüketimine sahiptir. |
| Trent XWB-97 | Daha yüksek itki gücüne (97.000 lb itki) sahip varyanttır ve daha büyük A350 modelleri için tasarlanmıştır.
Yüksek görev güvenilirliği (%99,9) vurgulanmaktadır. -84 varyantı ile birçok tasarım özelliğini paylaşır ancak çekirdek kısmı güçlendirilmiş ve ölçeklendirilmiştir. Daha az bakım ihtiyacı ve daha yüksek operasyonel kullanılabilirlik hedeflenmiştir. |
Rolls-Royce ayrıca geleceğin UltraFan teknolojilerinden bazı yenilikleri ileride Trent XWB’ye adapte etmeyi planlıyor.
Tek motorun riski var mı?
Elbette tek motor tedarikçisiyle çalışmak bazı riskler getiriyor. 2024’te yaşanan yakıt nozulu denetimleri gibi teknik aksaklıklar, tüm filoyu etkileyebiliyor. Ancak Rolls-Royce, bu tür durumlarda hızlı müdahale ve global destek ağıyla operatör güvenini korumayı sürdürüyor.
Airbus için ise avantaj hâlâ ağır basıyor: tek tip bakım, tek yazılım, tek eğitim süreci — ve maksimum verimlilik.











