Havacılık Bülteni-264

PEGASUS UÇAĞINDA GİZEMLİ SES ACİL İNİŞ YAPTIRDI!

27 Ocak Cumartesi akşamı, Pegasus Havayolları’na ait Airbus A321neo (TC-RDG) tipi yolcu uçağı, PC-690 sefer sayılı uçuş ile Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a gitmek üzere İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan havalandı.

Uçak, Kıbrıs açıklarındayken, uçağın ön kısmındaki yolcuların bazıları, kargo bölümünden bir kişinin “yardım edin” şeklinde bağırdığına benzer sesler geldiğini iddia etti. Bu durum, kabin ekibi tarafından kokpite bildirildi. Pilotların yaptığı değerlendirmeler sonucunda, uçağın kargo kompartmanında biri olabileceği düşüncesiyle, Antalya Havalimanı’na acil iniş kararı alındı.

Emniyetli bir iniş için yakıt tüketmek zorunda olmaları nedeniyle pilotlar, alçak irtifada yaklaşık bir saat turladı. Bu sırada uçuş, flightradar24 üzerinden en çok canlı takip edilen uçuşlar listesinin zirvesine oturdu. İniş takımında kaçak bir yolcu ya da kargo yükleme elemanının orada kalmış olma ihtimali de alçak irtifadan uçmanın nedenlerinden biriydi.

Uçağın iniş kararı almasının ardından Antalya Havalimanı’nda güvenlik önlemleri alındı. Polis, itfaiye ve sağlık ekipleri, uçağın iniş yapacağı pist çevresinde konuşlandırıldı. A321neo, Sabiha Gökçen’den kalkışından yaklaşık 2 saat sonra Antalya Havalimanı’na indi.

Ekipler uçak içerisinde kapsamlı bir arama yaptı. Uçağın kargo bölümünde yolculara ait valizler X-ray cihazından geçirildi. Herhangi bir olumsuzluk tespit edilmedi ve valizler tekrar uçağa yüklendi.

Yapılan kapsamlı araştırmaların ardından uçağın seferine devam edilmesine karar verildi. Yaklaşık 3 saat bekleyen yolcular tekrar uçağa bindirildi. Uçak, Riyad’a gitmek üzere yeniden havalandı.

Yolcuların duyduğu seslerin, uçağın iniş takımlarına saklanan kaçak bir yolcudan kaynaklandığı ve iniş takımları açıldığında kaçak yolcunun düşmüş olabileceği ihtimali üzerinde durulmuştu. Ancak Airbus uçaklarının iniş takım yuvalarına ait kapakların, uçak yerdeyken kapalı olması nedeniyle, o bölgeye kaçak bir yolcunun girebilme ihtimali yoktu.

Seslerin uçakta açık kalan bir hoparlörden çıkmış olması ihtimaline yönelik de bir ipucu bulunamadı. Yolcuların duyduğunu iddia ettiği seslerin kaynağına ulaşılamadı.

C-160 KAYSERİ’DE ALÇAK UÇUŞ YAPTI!

Kayseri 12’nci Hava Ulaştırma Üs Komutanlığı’ndan eğitim uçuşu için kalkış yapan C-160 Transall tipi askeri nakliye uçağının sol motoru, kalkıştan hemen sonra teknik bir arıza nedeniyle durdu. Uçak, ağır olduğu için havada tutunmakta zorlandı.

Bir süre şehir merkezi üzerinde, iniş takımları açık şekilde alçak irtifa uçuşu yapmak zorunda kalan C-160’ın, Fevzioğlu Mahallesi’nde akan trafiğin üstünden, aydınlatma direkleri ve binalara oldukça yakın mesafeden uçtuğu anlar, kısa süreli paniğe neden oldu.

Kokpit ekibi, binaların arasından geçerek piste ulaşmaya çalışırken, uçak düşük sürat nedeniyle, ters kumanda bölgesine girdi ve kumanda almamaya başladı.

Alçak irtifada bir süre mesafe kateden uçak, pilotların dikkati sayesinde, pistin yaklaşık 50 metre yakınında bir araziye güvenli bir şekilde teker koymayı başardı. Pilotlar, uçağı sağ salim terk etti.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamayla, uçakta hafif hasar meydana geldiği, pilotlar ve mürettebatın sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi.

Pazar esnafı Muhammed Aytekin’in, uçağın alçak irtifa uçuşu sırasında çektiği görüntüleri, sosyal medyada viral şekilde yayıldı. Yerli ve yabancı pek çok haber sitesinde haber oldu.

Fransız-Alman konsorsiyumu Transport Allianz tarafından geliştirilen Transall, medivac konfigürasyonunda yaklaşık 16 ton yük, 91 yolcu, 60 donanımlı paraşütçü veya sedyede 62 yaralı taşıyabilen çift motorlu bir uçak.

Fransa ve Almanya’nın sırasıyla 2021 ve 2022 yıllarında uçakları emekliye ayırmasından bu yana Türk Hava Kuvvetleri, iki adet C-160D Transall uçağını kullanan son operatör oldu. Şehir üzerinde alçak uçuş yapan uçağın, elektronik keşif platformu olarak kullanıldığı belirlendi.

BOEING 737 MAX-9 GÖKYÜZÜNE DÖNÜYOR!

5 Ocak’ta Alaska Havayolları’na ait bir Boeing 737 MAX 9 uçağının, yaklaşık 5 km irtifada seyir halindeyken, aktif olarak kullanılmayan acil çıkış kapısının yerine takılan kapağın patlayıp uçaktan ayrılmasıyla, gökyüzünde korku dolu anlar yaşanmıştı. Yaşanan olayın ardından ABD Federal Havacılık İdaresi FAA, tüm 737 MAX 9 uçaklarını kontrol edilmek üzere yere indirdi.

Yaşanan olayın, Boeing’deki kalite kontrol kusurlarından kaynaklandığı, kapağı uçağa bağlayan dört cıvatanın doğru şekilde monte edilmediği iddia edildi. Yere indirilen uçaklarda yapılan kontrollerde Alaska ve United’ın farklı uçaklarında da eksik veya gevşek bağlantı parçaları tespit edildi.

Hafta içinde ABD basınında yer alan ve sektör içinden gizli bir kaynağa dayandırılan haberde, havada uçaktan ayrılan kapağın, daha önce onarım için söküldüğü ve Boeing teknisyenleri tarafından yanlış takıldığı iddiasına yer verildi.

Henüz Boeing veya NTSB tarafından kabul edilmeyen iddiaların resmileşmesi durumunda, hatanın tamamen Boeing kaynaklı olacağı ortaya çıkacak. Yaşanan sorunun Boeing’ten mi yoksa uçakların gövdesini ve gövdeden ayrılan bu kapakları üreten Spirit Aerosystems’ten mi kaynaklandığına dair soru işaretleri bulunuyordu.

Haber kaynağına göre, şirketin kendi kayıtları da Boeing tarafından uçak teslim edildiğinde dört cıvatanın eksik olduğunu gösteriyor. Böylesi bir hatanın Boeing’in kalite kontrol ekibi tarafından nasıl onaylanmış olabileceği büyük bir merak konusu. Bu durumun gözden kaçma nedeni ise Boeing’in, işlerin tamamlanıp tamamlanmadığını takip etmek için iki ayrı sistem kullanması kaynaklı bir süreç hatası olduğu belirtiliyor.

İsminin gizli kalmasını isteyen haber kaynağı, yaşanan olayın Boeing’in kalite kültürü hakkında çok şey anlattığını söylerken, Boeing’in 737 üretim sistemini “başıboş, karmakarışık, felaket habercisi” olarak da tanımlıyor.

Hafta içinde FAA, Boeing 737 MAX 9 uçaklarının yeniden gökyüzü ile buluşması için, havayollarının uyması gereken bakım ve denetim prosedürlerini de özetledi. Yere indirilen 40 uçakta yapılan incelemelerden elde edilen verileri analiz eden FAA, uçakların denetim ve bakım sürecini onaylamak üzere, uçuş emniyet uzmanlarından oluşan bir Düzeltici Eylem İnceleme Kurulu oluşturdu.

Her uçakta 12 saate kadar çıkabilecek kapsamlı inceleme sürecinin tamamlanmasının ardından, Boeing 737 MAX 9’un acil çıkış kapısı veya kapının yerine takılan kapakların, orijinal tasarımına uygun ve emniyetli olduğuna kanaat getirildikten sonra, uçaklar yeniden uçurulabilecek.

Yapılacak kontrollerde, bağlantı görevine sahip cıvataların ve kılavuz rayların incelenmesi, sol ve sağ acil çıkış kapısı yerine kullanılan kapak ve kapağa ait tüm bileşenlere ayrıntılı şekilde görsel inceleme yapılması, bağlantı elemanlarının yeniden sıkılması, varsa herhangi bir hasar veya anormal durumun düzeltilmesi gerektiğine vurgu yapıldı.

Havayollarının bu çalışmayı en kısa sürede tamamlaması bekleniyor. Uçağın en büyük müşterisi olan United ve Alaska’nın, bugün itibariyle uçuşlara yeniden başlaması hedefleniyor.

737 MAX 9 uçaklarının hizmete dönebilmesi havayolları ve Boeing için iyi bir haber olsa da, FAA’nin, Boeing üzerindeki denetimleri ciddi şekilde artacak. Bu durum 737 MAX üretimini kısıtlayacağı için, şirketin yakın gelecekteki büyüme hedeflerini baltalayacak.

FAA’nin Boeing’ten bekledikleri, hesap verebilirlik ve gerekli kalite kontrol prosedürlerine tam uyumu sağlamak için, Boeing 737 MAX uçaklarının üretiminin sınırlandırılması; Boeing’in üretim gerekliliklerine uygunluğunu inceleyen bir soruşturma başlatılması olarak özetlenirken; eğer herhangi bir uyumsuzluk tespit edilirse, FAA’nin Boeing’e karşı, yaptırım yetkisinin tamamını kullanacağı belirtiliyor.

Riskleri belirlemek için verilerin yakından izlenmesi, kalite kontrol ve potansiyel emniyet odaklı reformların analizinin başlatılması gibi detaylar da FAA’nin Boeing’ten beklentileri arasında yer alıyor.

FAA yöneticileri, bu süreçte, Boeing’in üretimin genişletilmesi yönündeki herhangi bir talebinin kabul edilmeyeceğini ve 737 MAX için yeni üretim hatlarının onaylanmayacağını da belirtti. Bu süreçte FAA, ortaya çıkan kalite kontrol sorunlarının çözüldüğüne ikna olana kadar, uçakların yeniden gökyüzüne döndürülmeyeceği de vurgulandı.

Öte yandan, FAA, havayollarının Boeing 737-900ER uçaklarının da orta acil çıkış kapılarını görsel olarak incelemesini, bu kapı veya kapakların, gövdeye düzgün şekilde sabitlendiğinden emin olmalarını tavsiye eden bir direktif yayımladı. Çünkü bu uçakların kapı yerleşimi de 737 MAX 9 ile birebir aynı.

FAA’nin tavsiye niteliğindeki bu direktifi, 737-900ER uçaklarının da yere indirilmesine yönelik herhangi bir plan olmadığını gösteriyor. Bu uçağa sahip çok sayıda havayolu ise, bu direktifin gelmesini beklemeden kendileri uçaklarını kontrol ettiklerini açıkladı.

2007 yılında hizmete giren 737-900ER uçaklarında, orta acil çıkış kapılarının devre dışı bırakılmasıyla ilgili olarak bugüne kadar tek bir olay bile yaşanmadı. Bu süre içinde 737-900ER uçakları, yaklaşık 4 milyon uçuşta 11 milyon saatin üzerinde uçtu.

Alaska Havayolları, uçakların yere indirildiği son birkaç haftalık süreçte, toplam 3.000 uçuşunu iptal etti. Bu yüzden yüzlerce yolcuya para iadesi yapıldığı, çok sayıda yolcu için diğer havayollarından bilet satın alınması gibi gerekçelerle, en az 150 milyon dolar kaybı olduğunu açıklayan şirket yönetimi, bu zararın Boeing tarafından karşılanmasını talep etti.

AIRBUS A321 XLR İÇİN FAA’DEN MUAFİYET İSTİYOR!

Avrupalı imalatçı Airbus, kısa süre sonra piyasaya sürmeye hazırlandığı A321XLR uçağına mini süitler yerleştirmek için FAA’dan muafiyet talep etti.

Airbus, ABD Ulaştırma Bakanlığı’na (DOT) gönderdiği, FAA ve EASA’ya hitaben yazdığı mektupta, ABD’li bir havayolunun A321XLR uçağı için çalışılan kabin konfigürasyonunun, hem Part 25 hem de Part 121 düzenlemelerinin uçuşa elverişlilik standartları arasında yer alan “yolcu kabinleri arasındaki herhangi bir bölmeye kapı monte edilemeyeceğini’’ öngören kural ile çelişeceğini belirterek, bu durum için özel bir muafiyet tanınmasını istedi.

27 Kasım 2006’dan sonra üretilen uçaklarda, herhangi bir yolcu koltuğu ile acil çıkış arasındaki, koridorlar, çapraz koridorlar ve geçiş yolları dahil hiçbir bölüme, çıkışı kesecek şekilde bir kapı monte edilemez kuralı bulunuyor.

Airbus’ın mektubunda, ABD’li bir havayolu için önerilen kabinin, 20 business, 12 premium ekonomi ve 123 ekonomi sınıfı koltuktan oluşan ve toplam 155 yolcu kapasiteli üç sınıflı bir kabin olduğunu belirtildi. Uçaktaki 20 business koltuğun mini süitler halinde uçağa yerleştirileceği ve koltukların, etrafını çevreleyen mobilyalarla birlikte boylamsal eksende uçağa 49 derecelik bir açıyla yerleştirileceği bilgisi paylaşıldı.

Süitlerin amacı yolculara mahremiyet sağlamak. Airbus, bu tür business class koltukların etrafının tamamen kapatılmasının, koltukta oturan yolcu tarafından manuel olarak çalıştırılan, kayan bir mekanizma ile mümkün olacağını belirtti. Bu mekanizmanın kalkış ve iniş sırasında kilitleneceği, daha sonra kabin görevlileri tarafından, yolcunun istediği zaman açıp kapatabileceği bir hale getirileceği bilgisi aktarıldı.

Önerilen kabin konfigürasyonundaki süit kapılarının mevcut düzenlemelerle çelişecek olması nedeniyle, bu konuda bir muafiyet talep edildi. Airbus, uçağa yerleştirilmesi planlanan mini süitlerin yolcu konforunu geliştireceği, havayollarının satışlarını ve gelirlerini artıracağını ve dolayısıyla ABD ekonomisine fayda sağlayacağını savunuyor.

Airbus’ın mektubunda, herhangi bir isim verilmemiş olsa da bu kabin konfigürasyonunun American Airlines uçakları için çalışıldığı anlaşılıyor. Havayolu, Airbus A321XLR kabinlerinin iç mekan tasarımlarının nasıl olacağını Eylül 2022’de açıklamıştı.

Kabinde bu tür sürgülü ve kayar mekanizmalar ile kapılara, tahliye sırasında yolcuların sıkışma riskini artırma ihtimali nedeniyle izin verilmiyor.

Airbus kayar mekanizmanın bir kapı olup olmadığının “tartışılabilir” olduğunu belirtirken, bu tür ekipmanların kullanımına ilişkin riski ortadan kaldırmak için tasarım esnasında 20 ekstra önlem alındığına dikkat çekti. Airbus, bu tür mini süitlerin, A321, A340-500, A350 ve A380 uçaklarında mevcut olduğuna aktardı. Ayrıca Boeing 737’de benzer bir mini süit tasarımı için Mayıs 2023’te Boeing benzer bir istisna verildiğini belirtti.

Airbus ayrıca, daha fazla havayolunun uçaklarında bu tür süitler talep ettiğini ve birçok havayolunun dar gövdeli uçaklarına business class koltuklar yerleştirdiğini de belirtti.

Bunun bir örneği olarak A321LR uçağıyla Transatlantik uçuşlar yapan JetBlue uçaklarındaki ‘Mint Studio’ isimli konsept gösterildi. Bu konseptte tam yatak olabilen bir koltuk, geniş bir TV ekranı ve çalışmak, dinlenmek veya eğlenmek isteyenler için ekstra bir koltuk bulunuyor. Havayolu bu kabine sahip uçaklarla Transatlantik uçuşların yanı sıra ABD’nin iki yakası arasında da uçuyor.

Airbus’ın talebi için, FAA şimdi sektör ve kamuoyundan yorumları toplayacak. Bu süren 30 ila 60 gün arasında değişiyor. Airbus, bu sürenin kısa tutulmasını talep etti. Eğer her şey olumlu giderse FAA’nin muafiyet kararını vermesi 180 gün ve üzerinde gerçekleşebilir.

BRITISH AIRWAYS’İN SLIDE PATLAMALARINA İLGİNÇ ÇÖZÜMÜ!

İngiltere’nin ulusal havayolu British Airways’te görevli kabin amiri, ekipteki bir kabin memuruna, Boeing 787 Dreamliner uçağında acil durum tahliye kaydırağının nasıl açılacağını göstermeye çalışırken, yanlışlıkla slide patlattı. Bu, aynı havayolunda son 1 yılda gerçekleşen 4’üncü olay oldu.

British Airways’in Londra’dan Mumbai’ye yaptığı 8 saatlik uçuşun ardından, uçak park pozisyonuna doğru taksi yapmayı sürdürürken, Boeing 787 Dreamliner uçağının sol ön kapısındaki acil durum kaydırağı (slide) patladı. Yedi yaşındaki uçakta görev yapan kabin amirinin, ekipte görevli bir kabin memuruna, acil bir durumda kapının nasıl açılacağını anlatırken, yanlışlıkla silde patlattığı ortaya çıktı. Teknisyenler tahliye kaydırağını kolayca toplayabildi ve uçağın bir saatten biraz fazla gecikmeyle Londra’ya dönmesine izin verildi.

Bu durum, British Airways kabin ekibinin, bir yıldan kısa süre içinde, kazara acil durum tahliye kaydırağını etkinleştirdiği dördüncü olay olarak kayıtlara geçti.

Havacılık endüstrisinde ‘yanlışlıkla slide patlatmak’ olarak bilinen bu kazalar, nadir de olsa yaşanıyor. Ancak yaşanan olayların büyük çoğunluğu, kabin ekibinin slide mekanizmasını düzgün bir şekilde devre dışı bırakmaması ve akabinde normal iniş prosedürleri için kapıyı açamaması sonucu yaşanıyor.

13 Ocak 2023’te, British Airways’in yeni işe başlayan bir ekip bir üyesi, ilk uçuşlarından birinde, Londra Heathrow’da push back sırasında, yanlışlıkla Boeing 777’nin acil durum tahliye kaydırağını etkinleştirdi. Kabin görevlisinin, slide arm talimatını yerine getirdikten sonra, paniğe kapılarak, yalnızca acil tahliye sırasında açılması gereken bir kapıyı açtığı anlaşıldı.

Bu olaydan birkaç ay sonra, yepyeni bir mürettebat üyesi, Heathrow’dan Austin’e hareket etmeye hazırlanan Airbus A350’nin kapısını açtı ve acil durum tahliye kaydırağını etkinleştirdi.

Birkaç hafta sonra, Madrid’e inen Airbus A320 uçağında görevli kabin ekibinden biri, pilotların talimatı doğrultusunda, tahliye kaydırağını devre dışı bırakmak yerine, acil çıkış kapısını açtı. Bunu yaparken de slide etkinleştirildi.

British Airways, bu endişe verici eğilimi durdurmak amacıyla, kısa süre önce ‘parmakla işaret etme ve seslenme’ anlamına gelen Japonlara özgü Shisa Kanko ritüelini uygulamaya başladı.

Ritüel, kabin ekibinin, önce kapıyı parmağıyla işaret etmesini, ardından kapıyı kalkış veya varış için hazırlamadan önce, kapının açık mı yoksa kapalı mı olduğunu söylemesini gerektiriyor.

Yapılan bir işin tamamlandığını ‘kontrol etmek‘ için tasarlanmış bir metodoloji olan Shisa Sanko, 1900’lü yılların başında Yasoichi Hori isimli bir Japon tren mühendisi tarafından ortaya atıldı. Hori’nin yanlışlıkla hatalı bir sinyal vermeme girişimi, zaman içinde,  Japonya’da standart bir pratik haline getirildi. Japon ve Çin Demiryolları’nın güvenli bir biçimde yönetilmesi için onlarca yıldır kullanılan bu metodoloji,New York City  ve Toronto TTC  metro sistemlerinde de uzun yıllardır kullanılıyor.

Shisa Kanko’nun, çalışanların mevcut işlerine konsantre olabilmesi için, hata yapmaya müsait görevlerini kasıtlı olarak yavaşlatarak, iş kazalarını %85’e kadar azalttığı söyleniyor.

adbanner