Kasırga Avcısı Uçaklar

Bundan tam 76 yıl önce, Amerikan Hava Kuvvetleri’nde eğitmen pilot olarak görev yapan Albay Joseph Duckworth, Texas’ın Galveston şehri yakınlarında, kategori 1 seviyesindeki kasırganın içinde tek motorlu uçağıyla kasıtlı olarak uçtu. Üstelik bunu bir iddia uğruna yaptı. 1943’te bir bira kazanmaktan başka hiçbir amacı bulunmayan bu hareket; sonradan öyle bir misyona dönüştü ki Amerikan Hava Kuvvetleri’nin bazı pilotları bugün artık dev kasırgaların içinde düzenli olarak uçuyor. Bunu da kasırgaları takip etmek, onları anlamak ve öngörebilmek gibi görevlerin önemli bir parçası olarak yapıyor.

1 Ekim 1945’te Güney Çin Denizi üzerinde Kategori 1 seviyesindeki bir tayfunda Amerikan Donanması’na ait PB4Y-2’nin düştüğü ve uçaktaki yedi mürettabatın altısının yaşamını yitirdiği günden bu yana, altı askeri hava durumu keşif uçağı çeşitli kasırgaların içinde düştü ve 53 kişi hayatını kaybetti.

GEÇMİŞTE UYDULAR KULLANILIYORDU!

Geçmişte uydular tropik fırtınaları bulmak için kullanılıyordu. Askeri uçaklar tropik siklon oluşumunu tespit etmek için rutin keşif uçuşları yapıyordu. Modern uydular meteorologların oluşmadan önce siklonları tespit etme kabiliyetlerini arttırırken, şimdi uçaklar vasıtasıyla bir kasırganın iç barometrik basıncı ölçülebiliyor ve bu sayede kasırgaların gelişimini ve hareketini doğru bir şekilde tahmin etmek için gereken doğru rüzgar hızı ve diğer bilgilere erişilebiliyor.

ABD’de biri askeri diğeri sivil olmak üzere iki farklı kasırga avcısı grubu var. Her ikisi de kasırgaları anlamak ve hakkında doğru tahminler geliştirmek misyonunun farklı ama önemli kısımlarına hizmet ediyor. Hava Kuvvetleri öncelikli olarak keşif misyonlarından sorumluyken, Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) fırtınalar hakkında daha fazla bilgi edinmek için araştırma görevleri için siklonların içinde uçuruyor.

ABD HAVA KUVVETLERİ’NİN KASIRGA AVCILARI!

Hava Kuvvetleri’nin kasırga avcıları, resmi olarak Mississippi Eyaleti’nin Biloxi şehrindeki Keesler Hava Kuvvetleri Üssü’nde bulunan 53. Hava Keşif Filosu’nun bir parçası. Bu filo kasırgalar hakkında fikir sahibi olabilmek için düzenli olarak Batı Yarımküre’nin her yerinde uçuyor.

Filonun, 10 adet Lockheed WC-130 uçağından oluşan bir filosu var. Bu filodaki uçaklar aslında birer C-130 Hercules nakliye uçağı. Ancak mürettebatın hava koşullarına özel görevlerini yerine getirebilmeleri için ciddi modifikasyonlardan geçirilmiş versiyonları. Zaten ABD askeri uçak terminolojisinde W sembolü hava durumu misyonlarını; C de kargo uçağını ifade ediyor.

DROPSONDE SİSTEMİ

C 130’u bir kasırga avcısına dönüştürmek için yapılan değişikliklerden biri uçağın karnına yerleştirilen dropsonde sistemi ve onun birkaç metreyi bulan tüpü. Dropsonde, atmosferin belirli bir yüksekliğinden atılan cihazlarla çeşitli yüksekliklerde meydana gelen meteorolojik olaylar hakkında bilgi sahibi olma esasına dayanıyor. Bu cihazın yeryüzüne düşerken gönderdiği sinyallerden yararlanılarak atmosferin farklı yüksekliklerindeki nem, sıcaklık, basınç, rüzgar yönü ve hızı gibi meteorolojik parametreler hakkında bilgi elde ediliyor.

Tipik bir C-130 ile çıkılan görevlerde pilot, yardımcı pilot ve load master olmak üzere üç kişi yer alırken; kasırga avcılarının uçuş görevlerinde fazladan iki kişi daha bulunuyor. Savaş sistemleri görevlisi ya da daha bilinen bir terimle navigatör ve bir hava durumu subayı bu uçuşlarda hazır bulunduruluyor. Navigator, pilotlarla birlikte kokpitte yer alırken, hava durumu subayı uçağın arka kısmına monte edilmiş bilgi toplama istasyonunda oturuyor.

Bu zorlu görev uçuşlarında, sadece beş kişilik bir mürettebata ihtiyaç duyulmasına rağmen, uçakta başka görevlilerin bulunması ihtimali için yeterli alanlar da düşünülüp oluşturulmuş. Oldukça uzun ve zorlu görev uçuşları için uçaktaki koltukların konfor seviyesi ve diz mesafesi bile düşünülmüş.

KAÇ KİŞİ GÖREV YAPIYOR?

Filonun ne zaman fırtınanın içine görev uçuşu yapacağına Ulusal Kasırga Servisi tarafından karar veriliyor. Bu kararın verilmesi için de ellerinde “yeterince ciddi bulgu olması şart”. Uçuş kararının verilmesiyle, filodaki 20 uçuş ekibinin bir kısmı da yerdeki stratejik bir üsse konuşlandırılıyor.

Genellikle üç uçakla ve toplamda yaklaşık 70 personelle fırtına içi uçuş görevleri icra ediliyor. Hawaii fırtınaları ise daha fazla iş yükü getirebiliyor. Bu durumda filodaki dördüncü uçak gerekli personel ve ekipmanı dağıtıp çekmek için gönderilebiliyor. Zira C-130 uçakları kargo rampası da dahil olmak üzere, bir kargo uçağından beklenen tüm özelliklere sahip tasarıma sahip.

53’üncü Hava Keşif Filosu, Ulusal Kasırga Hizmeti ile yapılan bir sözleşme kapsamında, her bir bölgede en az üç uçak buldurmak üzere, üç bölgede aynı anda uçabilecek durumda olabilmeyi taahhüt ediyor. Bu nedenle, filodaki bakım ekibinin filodaki 10 uçağın tamamını sürekli “savaşa hazır” durumda kalmasını sağlaması gerekiyor. Bu da korkutucu ve son derece yorucu bir görev.

YAŞLI AMA MODERN UÇAKLAR!

C-130’lar 1950’de tasarlanmış olmalarına rağmen; yapılan modifikasyonlarla, dijital “cam kokpit” motorlar ve diğer sistemler tamamen modern hale getirilen ve efsanevi uçağın en yeni en dayanıklı versiyonu olan C-130J’den türetilmiş.

Mürettebat, sadece açık denizler üzerindeki fırtınalarda görev yapıyor. Fırtına karaya ulaştığında, yerde konuşlandırılmış hava durumu istasyonları kasırganın kuvvetini ve yönünü ölçme konusunda yeterli olduğu için filonun görev alanı bu noktada bitiyor.

Uçuş görevleri genellikle 8 ila 12 saat arasında değişiyor. Bu sürenin 3 ila 4 saati bilfiil fırtınanın içinde uçarken harcanıyor. Bu süre zarfında, mürettebat, fırtınanın kritik bölgelerinde dropsonde ile ölçüm yaparken, uçağın dışına takılı olan bir çok enstrümanla da fırtınanın uçuş gücü sürekli olarak ölçülüyor. 12 saat bir uçakta geçirilmek için çok uzun bir süre olduğu için uçaklarda elbette mürettebatın kullanabileceği bir tuvalet de bulunuyor.

NOAA UÇAKLARI DA KASIRGADA UÇUYOR!

İşin sivil boyutunda neler olduğuna da bakalım. Hava Kuvvetleri’nin 10 uçaklık filosuna kıyasla, NOAA filosunda sadece iki uçak var. Her ikisi de Deniz Kuvvetleri’nin deniz devriyesinde, denizaltıları keşfi ve diğer ülkelerin haberleşmelerini dinlemek için yıllarca kullandığı P-3 Orion deniz devriyesi uçaklarının modifiye edilmiş olan versiyonu Lockheed WP-3D Orion modeli.

Bu uçaklar aslında iki tanesiyle bile güvenli bir şekilde uçabilecek kadar güçlü olan dört tane Allison T56-14 turboprop motorlarından güç alıyor. Filodaki uçaklardan birine Amerikalı ünlü kuklacı ve film yapımcısı Jim Henson’ın eseri Kurbağa Kermit ve diğerine the Muppet Show karakterlerinden Miss Piggy adı verilmiş. Her uçağın kokpitinde, gösterge panelinden sarkan uçağa adını veren kendi maskotu bulunuyor. Mürettebat, uçuş görevleri sırasında bu kuklaların yerinde kalmasına ve bunun “türbülans göstergesi” olarak hareket etmelerinin görevlerini yaparken kendilerine destek olduğuna ve şans getirdiğine inanıyor.

Her iki NOAA uçağı da 21 koltukla donatılmış. Tipik bir araştırma uçuşu için bu koltuklardan en az 18’i dolduruluyor. Uçak içinde bir oturma diyagramı da bulunuyor. Uçakta kokpitin hemen arkasında uçuş direktörünün istasyonu bulunuyor. Uçuşun yönlendirildiği, görevin hedeflerinin ve stratejilerinin kontrolü buradan yürütülüyor.

DROPSONDE ONDA DA VAR!

Tıpkı WC-130’da olduğu gibi, NOAA uçaklarında da harici ölçümler almak için bir dropsonde tüpü bulunuyor. Standart rüzgar hızı ölçüm araçlarına ek olarak, NOAA uçağı, geçtiği fırtınaların tüm farklı yönlerini ölçebilmek için kanada monte edilmiş gelişmiş araçlara da sahip. WC-130’un aksine, NOAA’nın WP-3D Orion’u, daha çok araştırmalara yönelik uçuşlar yapıyor. Bu da uçakta çok sayıda araştırma istasyonu bulunduğu anlamına geliyor. Araştırmalar için çok fazla bilgi işlem gücüne ihtiyaç duyulması, uçakta ciddi sayıda sunucu bulundurmayı gerektiriyor. Tabii ki, şiddetli türbülans etkisine karşı hiçbir şeyin zarar görmemesi için uçaktaki her şey bulunduğu yere tamamen sabitlenmiş durumda. Tüm dahili ve harici elektronik sistemler için büyük bir şartel paneli kurulu.

NOAA filosundaki uçaklar da dev kasırgaların içinde uçarken zorlu görevleri sırasında motorlarının devre dışı kalması başta olmak üzere çok korkunç deneyimler de yaşamış. Her durum, mürettebatın uçağı kurtarmak için mucizevi yeteneklerini ortaya çıkarmış. Bu yüzden mürettebat çok ağır eğitimlerden geçiriliyor ve beklenmedik her durum için herkes ne yapılması gerektiğini harfiyen biliyor.

Uçakların dışında, görev yaptıkları tüm kasırgalara dair logo ve semboller bulunuyor. Bir nevi uçağın karnesi ve yüz akı olan bu semboller arasında çok sayıda 5’inci Seviye kasırgaya dair sembolleri görmek mümkün.

Son dönemde kanatları tamamen yenilenen uçakların, 1976’dan beri hizmette olmalarına rağmen, önümüzdeki 15-20 yıl boyunca görevlerinde devam edeceği düşünülüyor.

KASIRGADA UÇMAK ÇOK MU ZOR?

Kategori 5 seviyesindeki bir kasırganın ortasında uçmak inanılmaz derecede tehlikeli görünebilir. Ancak hem ABD Hava Kuvvetleri ve NOAA ekipleri bunu kabul etmiyor. Bu düşüncelerini de, ticari yolcu uçaklarının, birçok kasırgadan daha şiddetli olabilen jet stream akımlarının içinde uçuyor olmalarıyla destekliyor.


İlgili Haber | Gidiş ve Dönüş Uçuşlarının Süresi Neden Değişiyor?


Kasırga avcılarını en fazla korkutan havalar hızla yoğunlaşan, kontrolsüz ve kuru havalar. Bu tip fırtınalar, içinden geçen uçaklar için en fazla soruna neden olabiliyor. Hem Hava Kuvvetleri hem de NOAA mürettebatı, 6.000 feet civarında bir düşüşü, tehlikeli ve güçlü bir düşüş olarak kabul ediyor. 40.000 feet irtifada uçarken belki bunu ciddi bir düşüş olarak görmeyebilirsiniz çünkü kontrolü elinize alabilmeniz için yeterince zaman var. Ancak kasırga avcılarının genellikle sadece 10.000 feet civarında irtifada uçtukları düşünülürse 6000 feet ve üzerinde bir düşüş son derece tehlikeli olabilir.

adbanner