D.B. Cooper: Havacılık Tarihinin En Büyük Gizemi

Geçtiğimiz hafta, tarifeli uçuşlarda aktif olarak kullanılan son Boeing 727’de emekliye ayrıldı ve havacılıkta bir devir daha kapandı. Yaklaşık 60 yıldır hizmet veren; Boeing’in bile kendisinden beklemediği büyük başarılara imza atan, havacılığın en sansasyonel olaylarından birinin baş rolünde yer alan; kısacası havacılık tarihine adını altın harflerle yazdırmış olan emektar 727’nin tarihine bir yolculuk yapacağız bugün. Türk Hava Yolları’nın da bir genel müdürünü koltuğundan edip; şirketin gazete ilanıyla satmaya çalıştığı 727’lerden bahsediyorum. Hadi başlayalım…

BOEING 727’NİN TARİHÇESİ

Belki de sondan başlamak gerek. Boeing 727 uçaklarını tarifeli uçuşlarında kullanan son şirket İranlı Aseman Havayolları’ydı. Havayolu, 13 Ocak’ta Zahedan ile Tahran Mehrabad arasında gerçekleştirdiği uçuşun ardından 727’yi emekliye ayırdı. Böylece bir havacılık efsanesi olan Boeing 727’lerin ticari yolcu seferleri sona ermiş oldu.

Bir devrin kapanışını gerçekleştiren Eko Papa-Alfa Sierra Bravo tescilli Boeing 727, 1980’de Seattle’daki fabrikadan çıkıp Air France’a teslim edilmişti. Ardından Euralair filosunda bir süre görev yapan uçak, 1994’ten bu yana İranlı Aseman’ın filosunda uçuyordu.

Gökyüzünde tam 39 yıl boyunca hizmet veren ve milyonlarca yolcu taşıyan 727, bundan böyle kalan kısa ömrünü bir uçak mezarlığında bekleyerek geçirip; ardından parçalarına ayrılacak ve dünyanın dört bir yanına dağılacak bu parçaları ile başka diyarlardaki uçakların güvenle uçmasını sağlayacak…

Sonunu anlattığımıza göre, o zaman hikayenin başlangıcına gidebiliriz artık…

727 ÖYKÜSÜ NASIL BAŞLADI?

Amerikalı imalatçı Boeing, 707’lerin inip kalkmakta zorluk yaşadığı, kısa pistlere sahip olan havalimanlarını hedef alan bir uçak üretmeyi planlıyordu.

O günün şartlarında pazarda rekabet oldukça güçlüydü. Geliştirilecek uçağın ABDli rakipleri arasında Lockheed, Convair ve daha sonradan DC-9 ile Douglas yer alırken; uluslararası rakipler arasında ise de Havilland Trident, Sud Aviation Caravelle ve British Aircraft Corp. One Eleven vardı.

Pazardaki rekabetçi ortamın zorluklarına ek olarak müşterilerin taleplerindeki çelişkiler de Boeing’i zorluyordu. Kimi havayolları dört; kimileri iki motorlu uçak talep ederken; bir kısmı da pervaneli prop uçaklarından memnun olduğunu söylüyordu.

Boeing, bu esnada 707’nin üretim maliyetleri ile de boğuşuyor; yeni bir ticari uçak fikri büyük bir risk gibi görünüyordu. 5 Aralık 1960’da Boeing, T kuyruk modeli ve uçağın arka kısmına yerleştirilmiş üç motora sahip 727’yi ilk kez duyurdu. Uçağın lansman müşterileri 40’ar tane sipariş veren United ve Eastern Air Lines’tı.

727, ciddi bir yorulma testinden geçen ilk Boeing uçağıydı. Yani yapısal olarak güçlüydü. Kanatlarında üç oluklu flapların kullanıldığı ve güçlendirilmiş uçuş kontrol yüzeylerine sahip olan 727’ler aynı zamanda yardımcı güç ünitesi yani APU’ya sahip olan ilk Boeing modeliydi.

27 Kasım 1962’de ilk Boeing 727, fabrikadan çıktı. Limon sarısı ve bakır kahverengi renk seçimiyle dış görünüş olarak Dash 80’i andırıyordu. Boeing, 727 için toplamda 250 tane üretmeyi planlıyordu. Ancak ilk uçuşun gerçekleştiği gün sipariş sayısı bunun bir hayli altındaydı. Satışları teşvik etmek amacıyla Boeing 727, 26 ülkeyi kapsayan 76 bin millik bir dünya turu yaptı.

Ardından uçağa ilgi arttı. Özellikle 1967 yılında 189 yolcu taşıyan 727-200 modelinin de piyasaya sürülmesiyle 727’ler binin üzerinde satış rakamına ulaşan ilk ticari jet ünvanını ele geçirdi. 22 yıl boyunca üretimi devam eden 727 uçakları toplamda 1832 tane üretildi. Eylül 1984’te fabrikadan çıkan son 727, uçağın kargo versiyonuydu ve Federal Express’e teslim edildi. Yani başlangıçta “çok riskli” olduğu için neredeyse kağıt üzerinde kalacak bir proje, tarihin en çok satan ticari jetlerinden biri olmuştu.

BUGÜN AKTİF KULLANILAN 727’LER!

Zamanla her uçak modeli gibi 727 de yeni nesil rakiplerine kıyasla giderek daha gürültülü ve verimsiz hale geldi. Bu yüzden birçok büyük havayolu şirketi, 1990’lı yıllardan itibaren kademeli olarak filolarından 727’leri çıkarmaya başladı.

Fakat hizmete girmesinin üzerinden yarım asırdan fazla süre geçen 727’lerin yaklaşık 60 tanesi hala aktif olarak kargo, VIP taşımacılığı veya araştırma uçağı gibi misyonlarla gökyüzündeki varlığını sürdürüyor.

Örneğin bugün hali hazırda hizmet veren bir 727, Oil Spill Response isimli şirketin teçhizatlarıyla donatılmış durumda. Suyun 150 feet yani yaklaşık 50 metre üzerinde uçan bu 727, denizin üzerindeki yağ ve petrol sızıntılarını tespit edip dağıtma görevi yürütüyor.

Üç delikli olarak bilinen uçak, havacılık meraklıları için büyük bir fenomen olan 727’nin hizmete devam eden kargo versiyonları ise çoğunlukla FedEx ve Lufthansa filosunda.

HAVACILIK TARİHİNİN EN GİZEMLİ OLAYI: COOPER!

Amerikalı imalatçı Boeing için tam bir başarı öyküsü olan 727, yarım asrı aşan ömründe çok ilginç olayların da başrolünde yer aldı. Bunların en önemlisi 24 Kasım 1971’de yaşandı. Dan Cooper isimli bir adam, büyük bir uçak kaçırma operasyona imza attı. Portland- Seattle seferini yapan, Pacific Northwest Havayolları’na ait Boeing 727 uçağına binen Cooper, kabin memuruna pilota iletmesi için, üzerinde bomba olduğunu, 200 bin dolar nakit ve 4 paraşüt istediğini belirten bir not verdi.

Uçak Seattle’a indi ve Cooper’ın istekleri karşılandı. Cooper, uçaktaki tüm yolcuların inmesine izin verdi. Ardından Meksika’ya gitmek üzere tekrar havalanan uçakta sadece mürettebat ve Cooper vardı. Columbia Nehri üzerindeyken Cooper uçağın arka kısmında yer alan kapıyı açarak atladı. Sonrasında da Cooper’ı bir daha gören, duyan olmadı. Olayla ilgili ulaşılabilen tek ipucu, bir çocuğun yıllar sonra nehir kıyısında bulduğu, Cooper’a verilen paranın 5800 dolarlık kısmı oldu. FBI, havacılık tarihinin en büyük suç öyküsü ve gizemlerinden biri olan bu olayı çözemedi ve 2016’da soruşturma dosyasını tamamen kapattı.

Cooper’ın gizeminin yanında havacılığa olan katkısı ise; uçak imalatçılarının “Cooper Vanası” isimli bir yapıyı geliştirmesi oldu. Hava korsanının adı verilen vana sayesinde uçakların havada kapılarının açılması engellendi. Küçük bir mandal şeklindeki vana, FAA tarafından bu tip kapıya sahip tüm uçaklar için zorunlu hale getirildi. Yaylı bir sisteme sahip olan metal parça, uçak havalandığında hava basıncı sayesinde sıkışıp kapının içerden açılmasını tamamen engelledi. Böylesi bir olayın tekrarının da tamamen önüne geçilmiş oldu.

727’nin büyüleyici tarihinden bir başka önemli detay da ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisine 2009’da bir Boeing 757 alana kadar özel jet olarak, VIP konfigürasyona sahip bir 727-100 modeli kullanılıyor olmasıydı.

BOEING 727’NİN TÜRKİYE GEÇMİŞİ!

Gelelim 727’nin Türkiye tarihine. 1972 yılında, Boeing’in Seattle’daki tesislerinde Türk Hava Yolları renklerine boyanan 3 tane 727 yaklaşık 4 ay boyunca teslim edilmeyi bekledi. Ancak THY hem uçakların parasını ödemediği hem de teslimat öncesinde pilotlarını ve teknisyenlerini eğitime yollamadığı için, Boeing uçakları Continental Havayolları’na verdi. Bu üç uçak, THY’nin o dönemki Genel Müdürü Orhan Batı ve yardımcısını koltuğundan etti.

THY, 1974 yılında dönemin gözde uçağı 727-200’den 4 tane filosuna kattı. 21 yıl sonra 1995’te uçaklardan 3’ü kargo uçağına dönüştürüldü. 1996’da ise 727’lerin 4’ü de filodan çıkarıldı. Hürriyet gazetesinin 15 Nisan 1998 tarihli haberine göre de THY bu uçakları gazete ilanıyla satışa çıkardı.

Türk Hava Yolları ve Boeing 727 markaları maalesef tarihte iki büyük kaza yaşadı. 19 Eylül 1976’da İstanbul-Antalya seferi yapan 727, Isparta yakınlarında Toros Dağları’nın eteklerinden biri olan Karatepe’ye çarptı. Uçaktaki 8’i mürettebat toplam 154 kişiden maalesef kurtulan olmadı. Bu kaza, Türkiye toprakları üzerinde yaşanan en ölümcül uçak kazası durumunda.

16 Ocak 1983’te ise İstanbul’dan kalkan THY’nin Boeing 727’si Esenboğa’ya inişi sırasında yoğun sis ve kar fırtınası nedeniyle pist başına kuyruğunu çarparak üç parçaya ayrılıp yanmaya başladı. Uçaktaki 76 kişiden 47’si yaşamını yitirdi.

Boeing 727’ler bugüne kadar 60 tanesi ölümlü toplam 119 kazaya karıştı. Bu kazalarda 4234 kişi yaşamını yitirdi.

727 OTELİ

Bugüne kadar 727 ile uçuş deneyimi yaşamadıysanız artık bunun için çok geç olduğunu söyleyebilirim. Ancak yolunuz Costa Rica’ya düşerse orada eski bir Boeing 727’nin iki odalı süite dönüştürülmüş otel versiyonu Hotel Costa Verde’de konaklamanızı önerebilirim. Yağmur ormanlarının yakınında, ağaçların arasında ve okyanus manzaralı bir kokpite sahip olan bu otelde konaklamak çok ilginç bir deneyim olabilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir