Sakal bırakmak bir tercih meselesi gibi görünebilir ama havacılıkta bu basit detay bile yıllardır büyük bir tartışma konusu durumunda. Gerekçe basit ve net: Eğer yerden 10 km yüksekte, kabin basıncı aniden düşerse, pilotun yüzündeki sakallar, oksijen maskesinin yüzle temasını engelleyebilir ve bu durum, saniyeler içinde ölümcül bir senaryoya dönüşebilir! Bu yüzden, aralarında Türk Hava Yolları’nın da yer aldığı birçok havayolu, pilotlar için sakal bırakma fikrinin kapılarını daha en baştan kapatıyor. Ancak geçtiğimiz günlerde bu konuda yapılan bir bilimsel araştırmanın sonucu, sektördeki bu tabuyu yıkacak gibi görünüyor!
Pilotların En Kritik Acil Durum Ekipmanı: Oksijen Maskesi
Uçak kazaları milyonda bir meydana gelebilecek istisnai olaylar arasında olsa da havacılık sektöründeki en ufak detay bile, bu trajik senaryoya her an hazırlıklı olmak üzere kurgulanıyor.
Pilotlar için uçuş sırasında en kritik acil durum ekipmanı olan oksijen maskeleri, kokpitte meydana gelebilecek ani basınç kaybı, yangın ya da duman senaryosunda bir hayat kurtarıcı haline geliyor. Ancak maske, takan kişinin yüzüne tam oturmazsa etkisini kaybediyor.

Yıllardır sektörde kabul gören düşünce şu: Sakal, maskenin sızdırmazlığını bozar. Bu yüzden de birçok havayolu, pilotlarının uçuşa gelirken ya tamamen sinek kaydı traş olmasını istiyor ya da en fazla “kirli sakal” bırakmalarına izin veriyor. Peki yıllardır alışegeldiğimiz bu rutin, gerçekten bilimsel dayanağı olan bir tavır mı yoksa sadece varsayım mı?
Sakal ile Uçuş Emniyeti İlişkisi Bilimsel Makaleye Dönüştü
Embry-Riddle Havacılık Üniversitesi’nden Profesör John French ve Profesör Scott Wagner işte bu sorunun yanıtının peşine düştü.
24 gönüllü pilot adayı, hipobarik odada test edildi. Testin yapıldığı ortam, 30 bin ft irtifada, kokpitte yaşanabilecek oksijen kaybı senaryosunu birebir simüle edecek şekilde düzenlendi.
Katılımcılar başlangıçta üç gruba ayrıldı. Bir grup tamamen sinek kaydı traş oldu. İkinci gruptakilerin sakalları en fazla 2.5 mm uzunluğundaydı. Üçüncü grupta yer alanların ise en az 10 mm uzunluğunda sakalları vardı.
Katılımcıların hepsine standart, tüm yüzü kapatan oksijen maskesi takıldı. Testler sırasında kandaki arteriyel oksijen doygunluğu ve karbon dioksit seviyesi ölçüldü. Ayrıca, maskenin hava sızdırıp sızdırmadığını tespit etmek için kokulu tuz testi de uygulandı.

Ortaya çıkan sonuçlar herkesi şaşırttı. Test edilen tüm sakal tiplerinde, oksijen maskeleri yeterli sızdırmazlığı sağladı. Kandaki oksijen seviyeleri tehlikeli düzeyin altına inmedi. Hiçbir katılımcı dış ortamdan gelen kokuyu algılamadı. Yani: maske, her türlü sakal modeline rağmen görevini başarıyla yaptı!
Yapılan çalışmadan elde edilen sonuçlar, Sakal Uzunluğu ve Havacılıkta Kullanılan Oksijen Maskesinin Etkinliği adı verilen bir bilimsel makaleye dönüştürüldü ve Nisan ayında Aerospace Medicine and Human Performance Dergisi‘nde yayımlanarak literatüre girdi.
Araştırmacılara göre, maskenin ergonomik yapısı ve yüksek basınçlı oksijen akışı, sakalın yaratabileceği boşlukları etkisiz hale getiriyor. Kısacası, sakal oksijen maskesinin fonksiyonunu olumsuz etkilemiyor!
FAA ve EASA Sakal Bırakmayı Yasaklamıyor!
ABD Federal Havacılık İdaresi FAA’nin, 1987’de yayımladığı 120-43 numaralı tavsiye niteliğindeki dokümanın sonuç kısmında “Sakallı mürettebat üyeleri, yüz kıllarının varlığı nedeniyle oksijen maskesi verimliliğinin azaldığının farkında olmalıdır.” ifadesi yer alıyor. Ancak ne FAA ne de Avrupalı muadili EASA, pilotların sakal bırakması ile ilgili doğrudan yasaklayıcı bir kural koymuyor.

Ancak havayolu şirketleri için işin başka bir boyutu daha var: kurumsal risk. Özellikle Amerikan ve Avrupa merkezli bazı havayolları, “en küçük risk dahi alınmamalı” anlayışıyla tüm pilotlarının uçuşa gelirken tıraş olmasını istiyor.
Türk Hava Yolları Pilotlarının Sakal Bırakması Yasak
2016 yılında Air Canada, bu konuyla ilgili kendi bağımsız araştırmasını yaptırarak, pilotların sakal bırakmasının uçuş emniyeti ile ilgili endişe oluşturmadığı sonucuna ulaştı ve pilotların 12.5 mm’yi geçmemek kaydıyla, sakal bırakma yasağını kaldırdı.
Türkiye’de ise Türk Hava Yolları, pilotlara uçuşa gelirken sakal tıraşını zorunlu tutuyor. THY pilotlarının bıyık bırakması serbest. Pegasus, SunExpress, AJet gibi diğer havayollarında ise pilotların sakal bırakması, bakımlı olmak kaydıyla yasak değil.

Geçtiğimiz aylarda THY Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bolat, kişisel Linkedin hesabı üzerinden yaptığı paylaşımla, pilotlara sakal serbestliği konusunda çalışma yaptıklarını açıklamıştı. Ancak bu konuda henüz herhangi bir somut adım atılmadı.
Şirketlerin Operasyonel Prosedürleri Yeniden Yazılabilir!
Sakal konusunda elimizde artık bilimsel bir çalışma var. Profesör John French ve Profesör Scott Wagner’in çalışmasından elde edilen veriler, tüm dünyada şirketlerin operasyonel prosedürlerini yeniden yazmalarını gerektirebilir.
Bu konu aynı zamanda “kişisel özgürlükler” tartışmasını da beraberinde getiriyor: Bir pilot, sadece sakalı yüzünden mesleğini icra edememeli mi?

Havacılık tarihi boyunca birçok kural ve uygulama, teknolojinin gelişimi ve bilimsel veriler ışığında esnetildi, değiştirildi ve dönüştürüldü.
Otomatik pilot, uçak içi duman dedektörleri, elektronik uçuş çantaları ve daha pek çok uygulamanın yer aldığı dönüşüm listesinin en yeni maddesi pilotlara sakal serbestliği mi olacak? Bu değişim sadece estetik bir konu değil. Aynı zamanda havacılıkta bilimsel bilginin, varsayımların yerini nasıl aldığını gösteren önemli bir örnek olarak da kayıtlara geçebilir.











