Türk Hava Yolları Uçuşunda Alkollü Pilot Krizi

27 Ağustos Perşembe günü, Türk Hava Yolları’nın Brüksel-İstanbul seferi öncesinde oldukça sıra dışı bir olay yaşandı. TK1938 sefer sayılı uçuş için Brüksel Havalimanı’nda kalkış hazırlıkları yapılırken, yardımcı pilotun alkollü olabileceğinden şüphelenildi. Basına yansıyan bilgilere göre yardımcı pilotun durumundan şüphelenen kaptan pilot, yetkililere haber verilmesini sağladı. Belçika Federal Polisi’nin havacılık birimi tarafından yapılan alkol testi de şüpheyi doğruladı: Yardımcı pilotun testi pozitif çıktı.

Yaşanan gelişme üzerine Belçika Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ve Halle-Vilvoorde Savcılığı bilgilendirildi. Savcılık yardımcı pilota 24 saatlik uçuş yasağı getirirken olayla ilgili tutanak tutuldu ve adli süreç başlatıldı. Bazı kaynaklarda pilota 1.200 Euro para cezası verildiği de iddia ediliyor.

Saat 11.10’da kalkması planlanan ve 100’den fazla yolcunun bulunduğu TK1938 seferi ise önce gecikmeli olarak gösterildi, ardından tamamen iptal edildi.

Peki bir pilot uçuşa gelirken kanında ne kadar alkol bulunabilir?

Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı EASA‘nın kurallarına göre, bir havayolunun kendi prosedürü daha katı değilse, uçuş ekibinin görev başlangıcındaki kan alkol düzeyi litre başına 0,2 gramı, yani 0,2 promili geçemiyor. Ulusal mevzuatta daha düşük bir sınır varsa bu kez daha düşük olan sınır uygulanıyor.

Dahası, EASA’nın uçuş ekipleri için öngördüğü kurallarda görev başlangıcından önceki en az 8 saat boyunca alkol tüketilmemesi gerekiyor. Yani havacılıkta yalnızca “sarhoş olmamak” yeterli değil; belirli bir süre boyunca hiç alkol almamış olmak da gerekiyor.

Burada ilginç bir karşılaştırma yapmak mümkün.

ABD’de FAA kurallarında da pilotların uçuş öncesindeki 8 saat içinde alkol tüketmesi yasak. Ancak kandaki yasal üst sınır yüzde 0,04; başka bir ifadeyle yaklaşık 0,4 promil. Avrupa’daki EASA standardı ise bunun yarısı seviyesinde.

Üstelik Avrupa’daki sistem sadece havayolunun kendi iç denetimine dayanmıyor.

EASA mevzuatı kapsamında uçuş ve kabin ekiplerine ramp denetimleri sırasında alkol testi uygulanabiliyor. Testte ilk sonuç pozitif çıkarsa ulusal prosedürlere uygun şekilde doğrulama testi yapılması gerekiyor. Doğrulanmış pozitif sonuçta ise hem ilgili personele hem de yetkili makamlara bildirim yapılıyor.

Hatta mürettebatın teste girmeyi reddetmesi bile mevzuatta pozitif sonuçla benzer şekilde ele alınıyor. Üye ülkeler bu testleri ramp denetiminin dışında polis gibi yetkilendirilmiş görevliler aracılığıyla da gerçekleştirebiliyor.

Dolayısıyla Brüksel’de yaşanan olay yalnızca bir personel disiplini meselesi değil; havacılıkta birbirinin üzerine kurulan emniyet bariyerlerinin nasıl çalıştığını gösteren ilginç bir örnek. Çünkü olayda ilk emniyet bariyeri bir cihaz değil, insan oldu. Yardımcı pilotun durumundan şüphelenildi, bu şüphe görmezden gelinmedi, polis çağrıldı, test yapıldı ve uçak yerde kaldı.

Havacılık emniyetinin temelinde de zaten bu yaklaşım var: Bir kişinin hatasının veya yanlış kararının tek başına kazaya dönüşmesine izin vermeyecek birden fazla savunma katmanı oluşturmak.

Bu nedenle olaya başka bir açıdan bakıldığında, alkollü bir pilotun göreve gelmesi sistem açısından ciddi bir ihlalken, uçağın kalkmadan önce durdurulabilmiş olması aynı sistemin emniyet bariyerlerinin çalıştığını da gösteriyor.

Peki bundan sonra ne olacak?

Yardımcı pilot hakkında Halle-Vilvoorde Savcılığı’nın yürüteceği süreç sonucunda cezai yaptırım gündeme gelebileceği belirtiliyor. Ayrıca uzmanlar, yaşanan olayın pilotun lisansı ve Türk Hava Yolları bünyesindeki kariyeri açısından da sonuçları olabileceği görüşünde .

Bu tür olayların pilotlar açısından ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğine ilişkin yakın geçmişte oldukça çarpıcı bir örnek var.

Delta Air Lines’ta görev yapan Amerikalı kaptan Lawrence Russell, Haziran 2023’te Edinburgh’dan New York’a gerçekleştireceği Boeing 767 uçuşu öncesinde havalimanında durduruldu.

Üstelik olay oldukça sıra dışı biçimde ortaya çıktı. Russell’ın el bagajı güvenlik kontrolünden geçerken içinde iki şişe Jägermeister bulundu. Şişelerden biri açılmış ve yaklaşık yarısı tüketilmişti. Yapılan testte pilotun 100 mililitre kanında en az 49 miligram alkol tespit edildi. İskoçya’da pilotlar için yasal sınır ise yalnızca 20 miligramdı. Yani kaptan yasal sınırın yaklaşık iki buçuk katına ulaşmıştı.

Olay Haziran 2023’te gerçekleşti; mahkeme ise Mart 2024’te Russell’ı 10 ay hapis cezasına çarptırdı.

adbanner