Havacılık Bülteni-315

THY’DEN BOEING’E TARİHİ SİPARİŞ!

Türk Hava Yolları, uzun zamandır beklenen Boeing siparişleri ile ilgili nihai kararını verdi. Şirket, dar ve geniş gövde modellerden oluşan 225 uçaklık sipariş paketi için düğmeye bastı.

Havayolu tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamaya göre, 50’si kesin, 25’i opsiyon olmak üzere, toplam 75 adet Boeing 787 satın alınmasına karar verildi. Dreamliner siparişlerinin 35’i 787-9, 15’i ise 787-10 modeli için verildi. Opsiyonlu siparişlerin kesine çevrilmesi durumunda, hangi varyantların satın alınacağını ise zaman gösterecek. Boeing 787 uçaklarının teslimatı, 2029-2034 yılları arasında gerçekleştirilecek.

Türk Hava Yolları geçmişte 30 adet 787-9 siparişi vermişti. Bu siparişlerin 24’ü teslim alındı. İlk siparişten beklenen 6 adet 787-9’un yanı sıra hafta içinde verilen 50 adet 787 siparişlerinin de filoya katılmasının ardından THY, 65 adet 787-9 ve 15 adet 787-10 ile operasyonlarını sürdürecek. Dreamliner uçaklarının, %25 yakıt verimliliği, yüksek yolcu ve kargo kapasitesiyle, THY’nin ABD, Afrika, Güneydoğu Asya ve Orta Doğu hatlarında talebi karşılaması hedefleniyor.

Dreamliner uçaklarının kanat üstü motor, yedek motor ve motor bakım hizmet alımı için 787’nin motor üreticileri Rolls-Royce ve GE Aerospace firmalarıyla müzakerelerin devam ettiği bildirildi. Türk Hava Yolları’nın mevcut 787 filosundaki uçaklar GEnx motorlarından güç alıyor. Ancak Rolls-Royce’nin geniş gövdeli Airbus uçaklarına güç veren Trent motorları için İstanbul’da bir motor atölyesi açmasının ardından, havayolunun İngiliz motor üreticisiyle ilişkisi son dönemde daha da güçlendi. Bu durum, THY’nin iki motor üreticisi arasında bir rekabet ortamı oluşturması ve sipariş ettiği uçakların motorları için iyi bir fiyat alabileceği anlamına geliyor.

THY ayrıca, 100’ü kesin ve 50’si opsiyon olmak üzere, toplam 150 adet 737 MAX alımı konusunda da Boeing ile görüşmelerin tamamlandığını açıkladı. Siparişlerin 737- MAX-8 ve MAX-10 modelleri arasında bölüştürüleceği söylense de hangi modelden kaç adet sipariş edileceği belirtilmedi. Bu siparişlerin kesinleşmesi, motor üreticisi CFM International ile yürütülen müzakerelerin başarılı bir şekilde sonuçlanması şartına bağlı olacak. Havayolu, 737 MAX uçaklarına güç veren Leap-1B motorlarının fiyatı konusunda CFM International ile henüz anlaşamadı. İki taraf arasında anlaşma sağlanması durumunda 737 MAX siparişleri de niyetten gerçeğe dönüşecek. 737 MAX uçakları ile havayolunun amacı, kısa ve orta menzilli uçuşlarda, verimlilik, esneklik ve kargo kapasitesini artırmak.

Söz konusu siparişlerle birlikte, THY’nin 2035 yılına kadar filosunun tamamını yeni nesil uçaklardan oluşacak. Bu stratejik hamleyle, operasyonel verimliliğin pekiştirilmesi ve şirketin yıllık ortalama büyüme oranının yüzde 6 seviyesinde gerçekleşmesinin hedeflendiği de ifade edildi.

1933 yılında 5 uçaklık filo ile faaliyetlerine başlayan Türk Hava Yolları’nın uçak sayısı 2003 yılında 65’e ulaştı. Önümüzdeki günlerde 500’üncü uçağı filoya katmaya hazırlanan şirketin 2033 hedefi, filodaki uçak sayısının 813’e yükselmesi.

Önümüzdeki günlerde filoya katılacak 500’üncü uçak, emekli olanlar da dahil 100 bin kişilik THY çalışanlarının fotoğrafları ile giydirilecek ve bu dünyada ilk olacak.

2023’te taşıdığı yolcu sayısı 85 milyonu geçen havayolunun 2033 hedefi ise 171 milyon yolcu taşımak. Bugün itibariyle 131 ülkede 353 destinasyona hizmet vererek, dünyanın en fazla ülkesine uçan havayolu ünvanını elinde bulunduran THY’nin 2033’te yurt dışında uçtuğu nokta sayısının 400’e yaklaşması bekleniyor.

THY, 2033’te gelirini 52.2 milyar dolara, Türkiye ekonomisine katkısını ise 144 milyar dolara ulaştırmayı hedefliyor. Şirketin 2033’te toplam personel sayısı ise 150 bini bulacak.

Türk Hava Yolları yönetimi, tıpkı geçmiş dönemlerde olduğu gibi, Boeing ve Airbus’tan her yüklü uçak alımı sırasında gündeme getirdiği offset anlaşmasını bu kez de masaya getirdi. Boeing’e, 225 uçaklık sipariş karşılığında, Türkiye’de daha fazla uçak parçası ürettirmesi talebi iletildi. Boeing yönetiminin de Türkiye’ye doğrudan yatırımı gündemine aldığı ve yatırımın kademeli olarak 10-11 milyar doları bulabileceği söyleniyor.

NICE HAVALİMANI’NDA FACİA KIL PAYI ÖNLENDİ!

21 Eylül Pazar gecesi, Fransa’nın güneyindeki Nice Côte d’Azur Havalimanı’nda (NCE) son yıllarda Avrupa havacılığındaki en tehlikeli olay yaşandı. İki uçağın, pistte aralarında 3 metre kalacak kadar yakınlaştığı olayın bir faciaya dönüşmesi son anda engellendi.

Tunus’tan gelen Nouvelair’e ait TS-INP tescilli Airbus A320, Nice’ye inerken; EasyJet’e ait OE-IJZ tescil Airbus A320 ise Nantes’a gitmek üzere kalkış hazırlığındaydı.

Nouvelair’in A320 uçağına 4L pistine iniş izni verilmişti. Bu esnada taksi yapan EasyJet’in Airbus A320 uçağına ise 4R pistinde sıraya girmesi söylendi. Bu iki pist, yaklaşık 40 derecelik bir açıyla, birbirine paralel konumlanmış durumda.

Nouvelair pilotları, sebebi bilinmeyen bir şekilde, uçağı 4L pisti yerine kalkış için EasyJet uçağının da beklediği 4R pistine indirmek üzere aksiyon aldı. ADS-B verilerine göre, Nouvelair uçağı pist eşiğini yerden 15 metre yükseklikte geçti ve yaklaşık 6 saniye sonra pas geçme kararı aldı. Bir A320’nin kuyruk yüksekliği 12 metreden fazla olduğu için, uçaklar birbirlerini kelimenin tam anlamıyla birkaç metre farkla ıskaladı. Bu durum, havacılık tarihinin en büyük felaketleri arasında yer alması muhtemel bir olayın kıl payı önlendiği anlamına geliyor.

Yaşanan olay üzerine, EasyJet uçağı aprona geri döndü ve uçuş iptal edildi. Nouvelair uçağı ise yaklaşık 12 dakika sonra sorunsuz bir şekilde iniş yaptı.

EasyJet yolcuları, uçakta yüksek gürültü ve güçlü sarsıntılar duyduklarını söyledi. EasyJet uçağındaki kaptan pilotun da yolculara diğer A320’nin yaklaşık üç metre üzerlerinden geçtiğini bildirdi. EasyJet uçağındaki bir yolcu, Le Figaro’ya yaptığı açıklamada, “Kaptan pilotun kokpitten çıktığını gördük, ağlıyordu ve elleri titriyordu” ifadelerini kullandı.

Olay anındaki hava koşulları oldukça kötüydü. Şiddetli yağış, yoğun sis ve sınırlı görüş mesafesinin bu korkunç olayın yaşanmasına katkıda bulunduğu düşünülüyor.

Fransa Ulaştırma Bakanı Philippe Tabarot’un talimatıyla, ülkedeki uçak kazalarını ve tehlikeli olayları araştıran BEA kurumu, olayla ilgili soruşturma başlattı. Savcılık da “başkalarının hayatını tehlikeye atma” suçlamasıyla farklı bir soruşturma yürütüyor.

Nouvelair tarafından yapılan açıklamada, olayın zorlu hava koşulları nedeniyle yaşandığı belirtildi. 36 yılı aşkın süredir faaliyetlerini sürdüren havayolu, yolcuların ve mürettebatın emniyetinin en büyük öncelik olduğuna vurgu yaptı.

Hava koşullarının kötü olması nedeniyle pilotların aletli iniş sistemi ILS ile yaklaşma yaptığı düşünülüyor. Bu durumda uçağın nasıl yanlış piste inmek istediği büyük bir soru işareti. Çünkü yanlış piste iniş olayları, pilotların görsel yaklaşma yaptığı uçuşlarda daha olası bir senaryo olarak biliniyor.

Geçmişte yaşanan benzer olaylara, pilotların iniş izni verilen pistin yanındaki taksi yollarını pist sanması gibi durumlar sebep olmuştu. Ancak Nouvelair pilotları, yanında taksi yolu bulunmayan bir piste iniş yapmak istedi. Bu yüzden soruşturmanın özensiz pilotaj üzerine yoğunlaşması bekleniyor.

RYANAIR AKILLI TELEFONU OLMAYANLARI UÇAĞA ALMAYACAK!

İrlanda merkezli düşük maliyetli havayolu Ryanair, kağıt biniş kartlarını ve havalimanında yapılan check-in işlemlerini tamamen kaldırmaya hazırlanıyor.

Ryanair Group CEO’su Michael O’Leary, geçtiğimiz yıl Ekim ayında, havayolunun check-in prosedürlerini önemli ölçüde değiştireceğini açıklamıştı. Bu kapsamda, 12 Kasım 2025 Çarşamba günü itibarıyla Ryanair %100 dijital biniş kartı uygulamasına geçecek. Yolcuların havaalanında biniş kartı alması mümkün olmayacak. Hatta yolcuların evde kendilerine bir biniş kartı yazdırması bile imkansız hale gelecek.

Havayolu ile uçacak yolcular için biniş kartı almanın tek yolu “myRyanair” uygulaması aracılığıyla, dijital biniş kartı oluşturmak. Yolcular geçmişte olduğu gibi havaalanında bagaj teslimi yapabilecek. Ancak bu durum, check-in yapmaktan farklı bir görev olarak tanımlanıyor.

Ryanair, havayolunun yıllık 206 milyon yolcusunun yaklaşık %80’inin halihazırda dijital biniş kartı kullanıyor olması nedeniyle bu adımı attı. Festivaller, müzik ve spor etkinlikleri gibi bilet gerektiren önemli sektörlerin, tamamen dijital bilet sistemine geçmiş olması da Ryanair’in bu adımı atmasını tetikledi.

Ryanair’in mevcut politikası, yolcuların Flexi Plus biletleri olmadığı sürece online check-in yapmalarını zorunlu kılıyor. Flexi Plus bileti olanlar ise havalimanında check-in yapabiliyordu. Flexi Plus bileti olmayan yolcular, havalimanında check-in yapmak istediğinde kişi başı 55 £/€ hizmet bedeli ödüyordu. Bu da yolcuların check-in yapmak için ödedikleri ücretin, uçak biletinden çok daha pahalı olması anlamına geliyordu. Üstelik havayolu biniş kartlarını yeniden düzenlemek için de 20 £/€ ücret talep ediyordu.

Ryanair’in hayata geçirdiği yeni uygulama, aslında akıllı telefon kullanmayan kişilerin artık Ryanair ile uçamayacağı anlamına geliyor. Ryanair’in yeni politikasını bilmeyen veya havaalanında telefonlarının şarjı biten yolcular için nasıl bir uygulama olacağı ve bu durumun operasyonel sürece nasıl yansıyacağı da büyük bir soru işareti.

Önümüzdeki yıllarda, havalimanlarındaki personel sayısını azaltmak ve süreçleri hızlandırmak için havayollarının tüm yolcuları online check-in yapmaya zorladığı bir döneme girileceği düşünülüyor.

UÇAKTA KAÇ YOLCUYA BİR TUVALET OLMALI?

Avustralya’nın ulusal havayolu Qantas, ilk Airbus A321XLR uçaklarını hizmete almaya başladı. Şirketin geniş çaplı filo yenileme projesinin ilk hamlesi olan bu uçakların, gelecekte Qantas’ın dar gövdeli filosunun omurgasını oluşturması hedefleniyor. Ancak bu uçakların hizmete başlaması, yolcular açısından beklenmedik eleştirileri beraberinde getirdi. Yolcular, uçakta tuvalet başına düşen yolcu sayısından oldukça rahatsız.

Qantas, Airbus A321XLR uçaklarına 20 business class ve 180 ekonomi olmak üzere toplam 200 koltuk yerleştirdi. Buna karşılık uçaklarda üç tuvalet bulunuyor. Tuvaletlerden biri kabinin ön tarafında business class yolcular için hizmet verirken; diğer ikisi ise uçağın arka tarafında ve ekonomi sınıfı yolcular için ayrıldı.

180 ekonomi sınıfı yolcuya iki tuvalet düşünülmesi, küresel havacılık sektöründe karşılaşılabilecek en kötü oran anlamına geliyor.

Airbus A321 ailesi uçakları ile operasyon yapan ve full servis hizmet veren havayollarında standart olarak, kabinin ön tarafında bir tuvalet ve uçağın arkasında iki tuvalet olmak üzere en az üç ekonomi sınıfı tuvalet yer alıyor.

Qantas’ın mevcut dar gövde uçak filosunda yer alan Boeing 737-800 uçaklarında da 162 ekonomi yolcusu için iki tuvalet bulunuyor. Havayolunun uçağa ekstra tuvalet eklemeden  18 koltuk daha yerleştirmesi, uçuşta tuvalet sırasının hiç bitmeyeceği anlamına geliyor.

Ultra düşük maliyetli havayolu Wizzair’in A321neo uçaklarında 239 koltuk ve üç tuvalet bulunuyor. Bu da yaklaşık her 80 yolcu için bir tuvalet anlamına geliyor. Havayolunun uçaklarında sadece ekonomi sınıfı koltuklar olması nedeniyle, uçaklarındaki tüm tuvaletler, tüm yolcuların kullanımına açık.

Havayolları kabindeki oturma düzenini hep en verimli hale getirmeye çalışlıyor. Bu da genellikle uçağa mümkün olan en çok sayıda koltuk yerleştirmekten geçiyor. Ancak bu çabanın, yolculara iyi bir uçuş deneyimi sunma anlayışıyla dengelenmesi öneriliyor.

Qantas’ın A321XLR uçaklarında bu kararı nasıl verdiği büyük bir soru işareti. Ancak gelen tepkiler üzerine havayolu, bu konuda bir adım attı. Önümüzdeki aylarda business class’ın hemen arkasında ekstra tuvalet bulunan A321XLR uçakları teslim alınmaya başlanacak. Kabinde üç ekonomi sınıfı koltuğunun yerini alacak yeni tuvalet sayesinde, 177 ekonomi yolcusuna üç tuvalet hizmet vermeye başlanacak. Böylece tuvalet başına düşen yolcu sayısı 59’a indirilecek.

Şu ana kadar teslim alınan 200 koltuklu ve toplam üç tuvalet bulunan üç adet A321XLR uçağına ise önümüzdeki birkaç yıl içinde ekstra tuvalet eklenecek.

A380 GİZEMLİ MÜŞTERİLERİYLE YENİDEN GÖKYÜZÜNE DÖNÜYOR!

Almanya Dresden merkezli bakım şirketi Elbe Flugzeugwerke GmbH (EFW), uzun süredir park halinde bekleyen bir Airbus A380 uçağını, yeni müşterisi için, yeniden gökyüzü ile buluşturmak üzere çalışmalara başladığını duyurdu.

Airbus’ın üretim bandından çıkan 6’ncı uçak olan A380, yaklaşık 18 yaşında. 2008’de fabrikadan çıktıktan sonra 2018’e kadar Singapur Havayolları adına uçan A380, 2018–2021 yılları arasında, Hi Fly Malta tarafından wet lease yani kiralık olarak kullanıldı. Bu gelişme, ikinci el bir A380’in ilk ticari hizmete girişi olarak tarihe geçmişti. Hi Fly’ın üzerinde çalıştığı konseptin başarılı olmaması nedeniyle Airbus A380, 2021 sonrasında storage yani uzun süreli park pozisyonuna alındı.

Uçağın son sahibi olan Alman finans kuruluşu Doric’in, A380’i Aralık 2024’te sattığı biliniyor. Sektör genelinde, uçağın yedek parça temini için parçalanabileceği düşünülürken, yeni sahibi Airline Leasing Group’un isteğiyle, emektar A380 yeniden gökyüzüne dönmeye hazırlanıyor.

2022’de Londra’da yalnızca 100 Sterlin sermaye ile kurulan ve adresi şehrin kuzeydoğusunda bir ev olarak görünen Airline Leasing Group isimli şirketin amacı “yolcu hava taşımacılığı için ekipman kiralama ve leasing” olarak kayıtlara geçmiş.

Airline Leasing Group’un uçağı işletmeyi amaçlamadığı; bunun yerine bir hizmet sağlayıcı ve aracı olarak hareket ettiği tahmin ediliyor. Malta uçak tescil sisteminde ise bu A380’in sahibi PB Leasing Aircraft No. 9 isimli bir şirket. Kayıtlarda bu şirketin amacı da tıpkı Airline Leasing Group gibi “yolcu hava taşımacılığı için ekipman kiralama ve leasing” olarak görülüyor.

Bu şirketin genel müdürü 71 yaşındaki Roger Allard ise uzun süredir turizm sektöründe faaliyet gösteriyor. Son olarak, İskoçya’da kruvaziyer seferleri düzenleyen tur operatörü Hebridean Island Cruises’ın başında görünüyor. Özetle A380’in başına ne geleceği büyük bir soru işareti.

Uçak için bundan sonraki potansiyel planlar arasında kruvaziyer bağlantılı charter uçuşlar fikri gündeme gelebilir. Cruise turları düzenleyen bir şirketin operasyonlarıyla entegre bir “uçan kruvaziyer” fikri akla gelen ilk seçenek.

Uçağın yeni sahipleri, A380’i niş charter operasyonlarında değerlendirmek isteyebilir. Tek A380 ile yapılacak operasyonlar ekonomik ve operasyonel sebeplerle pek mantıklı görünmüyor.

Akla gelen üçüncü ve son seçenek ise daha korkunç. Uçaklar genellikle bu tip soru işaretleriyle dolu ve mantıksız anlaşmalar kapsamında el değiştirdiğinde, genellikle son durakları batılı ülkelerin yaptırımları altındaki ülkelerin havayollarının filoları olabiliyor. Bu yüzden A380’in önümüzdeki süreçte operasyonel yolculuğunun ne şekilde devam edeceğini, kimin için ve hangi amaçla uçurulacağını hep birlikte takip edeceğiz.

adbanner