THY’nin A350 Uçağı Newark’ta Piste İzinsiz Girdi

Türk Hava Yolları’nın Newark–İstanbul seferini gerçekleştirmeye hazırlanan Airbus A350-900 uçağı, kalkış öncesinde hava trafik kontrolünden kalkış izni almadan (“line up and wait”) 4L pistine girdi. Pilotların, hava trafik kontrolörlerinin “continue for the runway” talimatını piste giriş izni olarak yorumladığı anlaşılan olayda, uçak kalkış yapmadı ve pistten çıkarıldı. FAA kuralları, pist girişinde açık izin gerektirirken, kullanılan ifadenin standart pist giriş talimatlarından farklı olması, olayda iletişimin rolünü de gündeme getirdi.

Türk Hava Yolları’nın ABD’deki Newark Liberty Uluslararası Havalimanı’ndan İstanbul’a gerçekleştireceği TK30 seferinin kalkış hazırlığı sırasında dikkat çekici bir pist ihlali yaşandı.

15 Eylül 2026’nın erken saatlerinde meydana gelen olayda, Airbus A350-900 tipi uçak, hava trafik kontrol kulesinden piste giriş izni almadan, Newark’ın 4L pistine girdi ve kalkış pozisyonunda beklemeye başladı.

Olay sırasında pistte veya yakın çevresinde başka bir uçakla tehlikeli bir yakınlaşma yaşandığına ilişkin bilgi bulunmuyor. Ancak aktif bir piste açık ATC izni olmadan girilmesi, pist emniyeti açısından ciddi bir olay olarak değerlendiriliyor.

İletişim kayıtları ise olayın pilotların bilinçli olarak bir ATC talimatını ihlal etmesinden çok, verilen talimatın farklı yorumlanması sonucu meydana gelmiş olabileceğini gösteriyor.

İlk talimat: 4L pistine B taksi yolundan ilerleyin

THY uçağının telsiz çağrı kodu iletişimlerde “Turkish 4YT Heavy” olarak kullanıldı.

Pilotlar, taksiye hazır olduklarını bildirdikten sonra, Newark hava trafik kontrolörü, kokpit ekibine 4L pistinden kalkış beklemelerini ve B taksi yolunu kullanmalarını söyledi. Kokpit ekibi de 4L pistini ve B taksi yolunu doğru şekilde tekrar ederek talimatı teyit etti.

Bir süre sonra kontrolör THY ekibine kalkış sıralamasında sıradaki uçak olacaklarını belirterek hazır olduklarında haber vermelerini istedi.

Pilotlar hazır olduklarını bildireceklerini söyledi ve daha sonra kuleye kalkışa hazır olduklarını iletti. Kontrolör bu çağrıya teşekkür ederek karşılık verdi ancak henüz kalkış veya piste giriş izni vermedi.

Yaklaşık 50 saniyelik beklemenin ardından iletişimin kritik bölümü başladı.

“Continue for the runway” ifadesi yanlış anlaşıldı

THY uçağı henüz pist bekleme noktasına ulaşmadan önce kontrolör, ekibe piste doğru ilerleyip ilerleyemeyeceklerini sordu.

Pilotun olumlu yanıt vermesinin ardından kontrolör, “Okay, continue for the runway” ifadesini kullandı. Kokpit ekibi de “Continue for runway, Turkish 4YT” şeklinde talimatı tekrar etti.

Ancak pilotlar bu iletişimin ardından, yalnızca piste doğru taksi yapmaya devam etmekle kalmadı; 4L pistine girerek uçağı pist doğrultusunda hizaladı.

Kontrolör kısa süre sonra THY uçağıyla yeniden iletişim kurduğunda, pilotlar yaklaşık 30 saniyeye ihtiyaç duyduklarını söyledi. Kontrolör bunun üzerine uçağın 4L pistinde bulunduğunun farkında olup olmadıklarını sordu.

Pilotlar pistte olduklarını doğruladı ve kısa süreli teknik bir sorun yaşadıklarını belirtti.

Bunun üzerine kontrolör, uçağın 4L pistine giriş izni almadığını ekibe bildirdi.

THY uçağı daha sonra pistten çıkarıldı. Kokpit ekibine olası pilot sapması prosedürü kapsamında iletişim kurmaları için bir telefon numarası verildi.

FAA kuralı açık: Piste girmek için özel izin gerekiyor

Telsiz konuşmasındaki ifade tartışmaya açık olsa da FAA’nın pist girişine ilişkin kuralı oldukça net.

Bir uçak, kontrolör tarafından yalnızca “piste doğru” yönlendirildiği için aktif piste giremiyor.

FAA prosedürlerine göre kalkış amacıyla piste girecek bir uçağın açık şekilde “Runway [numara], line up and wait” talimatını veya doğrudan kalkış iznini alması gerekiyor. Bir pistin taksi sırasında geçilmesi gerekiyorsa bunun için de ilgili piste yönelik açık geçiş izni verilmesi gerekiyor.

“Line up and wait” talimatı, uçağın belirtilen piste girmesine, pist doğrultusunda hizalanmasına ve kalkış iznini beklemesine izin veriyor. Ancak bu talimat dahi kendi başına kalkış izni anlamına gelmiyor.

FAA’nın pilotlara yönelik pist emniyeti rehberinde de bekleme çizgisinin açık bir ATC izni olmadan geçilmemesi gerektiği özellikle vurgulanıyor.

Bu nedenle THY kokpit ekibinin “continue for the runway” ifadesini piste girme izni olarak değerlendirmemesi gerekiyordu. Talimat konusunda tereddüt oluşması halinde doğru prosedür, uçağı bekletmek ve kontrolörden açıklama istemekti.

Peki kontrolörün kullandığı ifade standart mıydı?

Olayı ilginç hale getiren nokta ise yalnızca pilotların yaptığı hata değil, hava trafik kontrolörünün kullandığı ifade.

FAA’nın hava trafik kontrol prosedürleri, bir uçağa kalkış pistine girmesi ve orada beklemesi için kullanılacak standart ifadeyi açık biçimde tanımlıyor:

“Runway [numara], line up and wait.”

Taksi operasyonlarında ise “taxi”, “continue taxiing” veya “proceed via” gibi ifadeler ve gerektiğinde “hold short of” talimatı kullanılıyor.

Newark’taki olayda kontrolörün kullandığı “continue for the runway” ifadesi ise THY uçağına piste girme yetkisi veren standart “line up and wait” talimatı değildi.

Bu ayrım önemli. Çünkü uluslararası operasyon yapan pilotlar her gün farklı aksanlara ve yerel iletişim alışkanlıklarına sahip kontrolörlerle konuşuyor. Standart havacılık terminolojisinin temel amacı da kritik talimatların mümkün olduğunca tek bir anlama gelmesini sağlamak.

Bununla birlikte standart olmayan veya belirsiz algılanabilecek bir ifade kullanılması, pilotun pist giriş izni aldığı anlamına gelmiyor. FAA prosedürleri, bir talimat anlaşılmadığında pilotun açıklama istemesi gerektiğini de açıkça belirtiyor.

Dolayısıyla olayda iki farklı emniyet katmanı tartışılıyor: Kontrolörün mümkün olduğunca açık ve standart ifade kullanması ile pilotların açık pist giriş izni bulunmadığında bekleme çizgisini geçmemesi.

“Piste doğru devam et” ile “piste gir” aynı şey değil

Telsiz konuşmasının yanlış anlaşılmaya en açık kısmı da burada ortaya çıkıyor.

Gündelik İngilizcede “continue for the runway” ifadesi “piste doğru devam et” şeklinde anlaşılabileceği gibi, bağlama göre piste ilerleme talimatı olarak da algılanabilir. Ancak havacılık telsiz iletişiminde kritik olan gündelik dilde ne anlaşılabileceği değil, verilen operasyonel yetkinin sınırları.

THY ekibi daha önce kalkışa hazır olduğunu bildirmişti. Kontrolör daha sonra piste doğru devam etmelerini istediğinde pilotların bunu pist üzerinde kalkış pozisyonuna geçme talimatı olarak yorumladığı görülüyor.

Fakat ekip “line up and wait” veya “cleared for takeoff” ifadelerinden hiçbirini almadı.

Bu nedenle pist bekleme çizgisinde durarak talimatı teyit etmek gerekiyordu.

Kontrolör açısından bakıldığında ise “continue taxiing” ve gerektiğinde “hold short of Runway 4L” gibi daha açık bir talimatın, yanlış yorumlama ihtimalini azaltabileceği değerlendirilebilir.

Pist ihlalleri neden ciddi kabul ediliyor?

Bir uçağın aktif piste izinsiz girmesi havacılıkta “runway incursion” yani pist ihlali kapsamında değerlendirilebilecek önemli bir emniyet olayıdır.

Bu olayların riski, piste giren uçaktan çok aynı anda kalkış veya iniş yapan başka bir uçağın bulunması halinde ortaya çıkıyor.

Özellikle yoğun havalimanlarında bir uçak kalkış hızlanmasına başlamışken başka bir uçağın piste girmesi, ekiplerin tepki verebilmesi için çok kısa süre bırakabilir. Benzer şekilde son yaklaşmadaki bir uçak için pist üzerinde beklenmeyen trafik ciddi risk oluşturabilir.

Newark’taki THY olayında ise mevcut bilgilere göre aynı anda pist üzerinde veya yaklaşmada doğrudan çatışma yaratacak başka bir uçak bulunmuyordu. Bu nedenle olay ciddi bir pist emniyeti ihlali oluşturmasına rağmen, başka bir uçakla yakın çarpışma yaşanan bir hadise olarak değerlendirilmemeli.

ABD’de ATC dili neden tartışılıyor?

Olayın ardından gündeme gelen daha geniş tartışma, ABD hava trafik kontrolünde kullanılan ifadelerle ilgili.

FAA’nın kapsamlı standart phraseology kuralları bulunuyor. Dolayısıyla ABD’de hava trafik kontrolörlerinin standart terminoloji kullanmadığını söylemek doğru değil.

Bununla birlikte gerçek operasyonlarda kontrolörler standart ifadelerin yanında gündelik İngilizce ifadeler de kullanabiliyor. Bu durum özellikle İngilizceyi ana dili olarak konuşmayan uluslararası uçuş ekipleri açısından yanlış anlaşılma riskini artırabiliyor.

Havacılıkta standart terminolojinin amacı yalnızca iletişimi hızlandırmak değil. Aynı zamanda farklı ülkelerden pilot ve kontrolörlerin kritik talimatları mümkün olduğunca aynı şekilde anlamasını sağlamak. Bu nedenle özellikle piste giriş, pist geçişi, kalkış ve iniş gibi emniyet açısından kritik talimatlarda standart ifadelerden uzaklaşılması istenmeyen belirsizlikler yaratabiliyor.

Ancak Newark’taki olayın yalnızca kontrolörün kullandığı dile bağlanması da doğru olmaz. Son sorumluluk açısından kokpit ekibinin açık bir pist giriş izni bulunmadığını fark ederek beklemesi ve gerekiyorsa talimatı teyit etmesi gerekiyordu.

Küçük bir iletişim farkı, büyük bir emniyet riski

Newark’ta yaşanan olay, herhangi bir çarpışma veya yaralanmayla sonuçlanmadı. THY’nin Airbus A350 uçağı, piste girdikten sonra kalkış yapmadı ve kontrolörün müdahalesiyle pistten çıkarıldı.

Ancak olay, havacılıktaki standart iletişim kurallarının neden son derece hassas biçimde oluşturulduğunu gösteren dikkat çekici bir örnek.

“Continue for the runway” ile “Runway 4L, line up and wait” arasındaki fark günlük konuşmada küçük görünebilir. Bir uçağın kokpitinde ise bu iki ifade tamamen farklı operasyonel anlamlara sahip.

İlk ifade piste doğru taksinin devam etmesi şeklinde yorumlanabilirken, ikincisi uçağa açık biçimde piste girme ve kalkış iznini orada bekleme yetkisi veriyor.

THY ekibinin açık piste giriş izni bulunmadan bekleme çizgisini geçmesi prosedüre aykırıydı. Buna karşılık olay, emniyet zincirinin yalnızca kurallara değil, talimatların mümkün olduğunca açık ve standart biçimde verilmesine de bağlı olduğunu bir kez daha gösterdi.

adbanner