Hollanda’nın ulusal havayolu KLM’nin Amsterdam–Curaçao seferini yapan Boeing 777-300ER uçağı, business class kabininde bir power bank’in alev almasının ardından Atlantik üzerinde geri döndü. Kabin ekibi yangını kısa sürede kontrol altına alırken uçak güvenli şekilde Amsterdam’a indi. Hollanda basınına göre olayın merkezindeki power bank, KLM’nin eski CEO’su Camiel Eurlings’e aitti. KLM ise yolcunun kimliğini gizlilik gerekçesiyle doğrulamadı ve cihazın olay sırasında şarj edilip edilmediğini araştırıyor.
KLM’nin Amsterdam Schiphol Havalimanı’ndan Curaçao’ya gerçekleştirdiği KL735 seferi, yolculuk sırasında kabinde çıkan power bank yangını nedeniyle yarıda kaldı.
Olay 17 Eylül 2026 Perşembe günü meydana geldi. PH-BVP tescilli Boeing 777-300ER, Amsterdam’dan Curaçao’ya gitmek üzere havalandıktan sonra Atlantik üzerinde ilerlerken business class bölümündeki bir yolcuya ait power bank alev aldı.
Kabin ekibi yangına hızla müdahale ederek alevleri söndürdü ve cihazı emniyete aldı. Yangının kontrol altına alınmasına rağmen kaptan pilot, yolculuğa devam etmek yerine Amsterdam’a dönme kararı verdi.
Uçak Schiphol Havalimanı’na güvenli şekilde indi. Yolcular ise daha sonra Curaçao’ya ulaştırılmak üzere başka uçuşlara aktarıldı.
Power bank business class koltuğunda alev aldı
Hollanda basınında yer alan görgü tanığı anlatımlarına göre olay ani bir patlama sesiyle başladı ve hemen ardından koltuk çevresinde alevler görüldü.
Yangın business class bölümünde meydana geldi. Olay sonrasında koltuk ve çevresinde yanık izleri oluştuğu, kabinin ilgili bölümünün de hasar gördüğü bildirildi.
Kabin ekibinin hızlı müdahalesi, lityum batarya olaylarında kritik önem taşıyor. Hasarlı lityum-iyon hücrelerinde meydana gelebilen “thermal runaway”, yani termal kaçak sırasında hücre çok hızlı şekilde ısınabiliyor ve yangın diğer hücrelere yayılabiliyor.
Bu nedenle havayollarının power bank ve yedek lityum bataryaların kayıtlı bagaj yerine yolcu kabininde taşınmasını istemesinin önemli nedenlerinden biri, olası duman veya aşırı ısınmanın kabin ekibi tarafından erken fark edilerek müdahale edilebilmesi.
KL735’te de yangının fark edilmesinin ardından kabin ekibi alevleri kontrol altına alabildi.
Power bank eski KLM CEO’su Camiel Eurlings’e aitti
Olayı sıra dışı hale getiren ayrıntı ise cihazın sahibinin kimliği oldu.
RTL Nieuws, uçaktaki yolcuların ve olay hakkında bilgi sahibi birden fazla kaynağın verdiği bilgilere dayanarak yanan power bank’in KLM’nin eski üst yöneticilerinden Camiel Eurlings’e ait olduğunu bildirdi.
Eurlings, KLM’nin yönetiminde üst düzey görevlerde bulunmuş ve şirketin CEO’luğunu yapmıştı. Daha önce Hollanda hükümetinde Ulaştırma, Bayındırlık ve Su Yönetimi Bakanı olarak da görev yaptı. Ancak KLM, yolcularının gizliliğini gerekçe göstererek olayda Eurlings’in yer aldığını resmi olarak doğrulamadı. Bu nedenle cihazın Eurlings’e ait olduğu bilgisi Hollanda basınının birden fazla kaynağa dayandırdığı haber olarak değerlendirilmeli; KLM tarafından açıklanmış resmi bir yolcu kimliği bilgisi değil.
Eurlings’in olay sırasında hafif şekilde yaralandığı da aynı kaynaklar tarafından bildirildi.
Power bank şarj ediliyor muydu?
Olaydaki en önemli soru, power bank’in yangın başladığı sırada kullanılıp kullanılmadığı.
RTL Nieuws’a konuşan ve Eurlings’in yakınında oturduğunu belirten bir yolcuya göre power bank olay sırasında şarj ediliyordu. Bazı haberlerde Eurlings’in yangın başladığında uyuduğu da öne sürüldü. Eğer bu bilgi doğrulanırsa cihaz KLM’nin mevcut power bank kurallarına aykırı şekilde kullanılmış olacak. Ancak KLM henüz bu noktada kesin bir sonuca ulaşmış değil. Havayolu, olayla ilgili inceleme başlattığını ve power bank’in yangın sırasında gerçekten şarj edilip edilmediğinin de araştırıldığını açıkladı.
Dolayısıyla mevcut bilgiler ışığında power bank’in şarj edildiğini kesinleşmiş şirket bulgusu olarak aktarmak için henüz erken.
KLM power bank kullanımını uçakta yasaklıyor
KLM’nin güncel bagaj kuralları power bank konusunda oldukça açık.
Yolcular belirlenen kapasite sınırları dahilinde en fazla iki power bank’i uçakta taşıyabiliyor. Ancak bunların kayıtlı bagaja verilmesine izin verilmiyor; kabinde ve erişilebilir şekilde taşınmaları gerekiyor.
Şirket ayrıca power bank’lerin baş üstü bagaj dolaplarına yerleştirilmesine izin vermiyor.
En önemli kural ise uçuş sırasında kullanım konusunda: KLM, power bank’in uçakta başka bir elektronik cihazı şarj etmek amacıyla kullanılmasını ve power bank’in kendisinin uçakta şarj edilmesini yasaklıyor.
Bunun temelinde lityum bataryalarda meydana gelebilecek aşırı ısınma ve termal kaçak riski bulunuyor.
KLM’nin kurallarına göre kapasitesi 100 Wh’a kadar olan power bank’ler genel olarak taşınabiliyor. 100–160 Wh arasındaki bataryalar için önceden izin gerekiyor; 160 Wh üzerindeki bataryalara ise izin verilmiyor.
Power bank neden uçak altı bagaja verilemiyor?
Power bank’lerin kabinde taşınması yalnızca KLM’ye özgü bir uygulama değil. Havacılıkta yedek lityum bataryaların kargo bölümünde taşınmasına yönelik sıkı kurallar bulunuyor. Bunun nedeni yangının erişilebilirliği.
Bir power bank, kabinde aşırı ısınmaya veya duman çıkarmaya başladığında yolcu veya kabin ekibi olayı fark edebilir. Eğitimli kabin ekibi daha sonra ilgili yangın prosedürlerini uygulayabilir. Aynı olay erişilemeyen bir bagaj bölümünde meydana geldiğinde müdahale seçenekleri çok daha sınırlı hale geliyor.
Lityum-iyon bataryalarda özellikle hasarlı, kalitesiz, üretim hatası bulunan veya kısa devreye maruz kalan hücrelerde sıcaklık kontrolsüz şekilde yükselebiliyor. Bir hücrede başlayan termal kaçak yanındaki hücreleri de etkileyerek zincirleme reaksiyon oluşturabiliyor. Bu nedenle power bank’in kabinde bulunması riski tamamen ortadan kaldırmıyor; fakat olası bir sorunun erken tespit ve müdahale şansını artırıyor.
KLM neden Amsterdam’a dönme kararı aldı?
Yangının kabin ekibi tarafından söndürülmüş olması uçuşun mutlaka devam edeceği anlamına gelmiyor.

KL735 olay meydana geldiğinde Atlantik üzerinde Curaçao yönünde ilerliyordu. Bir batarya yangınının ardından kaptan pilotun yalnızca mevcut alevlerin söndürülmesini değil, cihazın yeniden ısınma ihtimalini, kabindeki hasarı ve uçuşun kalan süresini de değerlendirmesi gerekiyor.
Bu olayda uçuş ekibi Curaçao’ya devam etmek yerine Amsterdam’a dönmeyi tercih etti.
Uçak güvenli şekilde Schiphol’e indikten sonra yolcular başka seferlere yönlendirildi. PH-BVP’nin ise olay sonrasında teknik incelemeye alınması gerekti.
Power bank yangınları havacılığın büyüyen sorunlarından biri
Taşınabilir elektronik cihazların ve yüksek kapasiteli power bank’lerin yaygınlaşması, lityum batarya olaylarını havayolları açısından giderek daha önemli bir kabin güvenliği konusu haline getiriyor.
Telefonlar, tabletler, dizüstü bilgisayarlar, elektronik sigaralar ve taşınabilir şarj cihazları artık neredeyse her yolcunun beraberinde taşıdığı ürünler arasında.
Milyonlarca bataryanın her gün uçaklarda taşınması nedeniyle çok düşük arıza oranları bile dünya genelinde düzenli olarak duman, aşırı ısınma veya yangın vakalarının ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
Bu nedenle son yıllarda birçok havayolu power bank’lerin nerede saklanabileceği ve uçuş sırasında kullanılıp kullanılamayacağı konusunda kurallarını sıkılaştırdı.
KLM de power bank’lerin baş üstü dolabına konulmasını, uçuş sırasında kullanılmasını veya şarj edilmesini yasaklayan havayolları arasında bulunuyor.
Eski CEO ayrıntısı olayı daha dikkat çekici hale getirdi
KL735’te yaşanan olay teknik açıdan bir lityum batarya yangını ve buna bağlı geri dönüş kararı.
Ancak power bank’in KLM’nin eski CEO’su Camiel Eurlings’e ait olduğunun bildirilmesi, olaya farklı bir boyut kazandırdı.
Özellikle görgü tanığının cihazın uçuş sırasında şarj edildiği yönündeki anlatımı dikkat çekiyor. Bunun doğrulanması halinde eski bir KLM yöneticisinin, şirketin bugün açık biçimde yasakladığı bir uygulamayı gerçekleştirdiği ortaya çıkmış olacak.
KLM ise bu konuda temkinli davranıyor. Şirket hem yolcunun kimliğini doğrulamıyor hem de cihazın şarj edilip edilmediğine ilişkin incelemenin devam ettiğini belirtiyor.
Bu nedenle olayın kişisel boyutundan bağımsız olarak çıkarılabilecek en net sonuç, power bank kurallarının yolcunun kim olduğuna bakılmaksızın önemli bir uçuş güvenliği amacı taşıması.
KL735’in Atlantik üzerinden Amsterdam’a geri dönmesi de küçük bir taşınabilir bataryada başlayan olayın, yüzlerce yolcunun seyahatini etkileyebilecek operasyonel sonuçlara dönüşebileceğini gösteriyor.












