Boeing 737 MAX ailesinde belirli bir pas geçme senaryosunda VNAV sisteminin devreden çıkmasına yol açabilen bir yazılım sorunu tespit edildi. FAA konuyla ilgili inceleme başlatırken Boeing kalıcı bir yazılım güncellemesi üzerinde çalışıyor. Sorunun, sertifikasyon sürecinin son aşamalarındaki 737 MAX 10 açısından nasıl değerlendirileceği yakından izleniyor.

Boeing 737 MAX ailesinde uçuş yönetim sistemiyle bağlantılı yeni bir yazılım sorunu tespit edildi. Belirli koşullar altında otomatik dikey seyrüsefer sisteminin devreden çıkmasına neden olabilen sorun, ABD Federal Havacılık İdaresi’nin (FAA) incelemesine alındı.
Sorunun zamanlaması Boeing açısından ayrıca önem taşıyor. Şirket uzun süredir geciken 737 MAX 10’un sertifikasyon sürecinde son aşamalara yaklaşırken, daha küçük 737 MAX 7’yi de ticari hizmete hazırlıyor.
FAA, Boeing ve havayollarıyla birlikte konuyu değerlendirdiğini ve bir Corrective Action Review Board (CARB) toplayacağını açıkladı. Kurum, inceleme sonucunda emniyet açısından müdahale gerektiren bir durum belirlenmesi halinde gerekli adımların atılacağını bildirdi.
İlk olarak 26 Eylül 2026’da The Wall Street Journal tarafından gündeme getirilen sorun, Boeing tarafından da 737 operatörlerine duyuruldu. Üreticinin mühendisleri kalıcı çözüm sağlayacak bir yazılım güncellemesi üzerinde çalışıyor.
Yazılım sorunu hangi koşullarda ortaya çıkıyor?
Tespit edilen problem, uçuş yönetim bilgisayarında kullanılan belirli yazılım sürümlerini etkiliyor ve oldukça spesifik bir pas geçme senaryosunda ortaya çıkabiliyor.

Senaryo, otopilot devredeyken gerçekleştirilen hassas yaklaşımı, ardından pas geçilmesini ve önceden programlanmış uçuş rotasında değişiklik yapılmasını içeriyor. Bu koşullar bir araya geldiğinde uçağın dikey seyrüsefer sistemi VNAV devreden çıkabiliyor.
VNAV’ın devreden çıkması, otopilotun da tamamen kaybedildiği anlamına gelmiyor. Boeing’in verdiği bilgilere göre otopilot çalışmayı sürdürebiliyor ancak uçak daha sınırlı bir otomatik pitch kontrol moduna geçiyor.
VNAV, 737 MAX’ın dikey uçuş profilinin yönetilmesinde kullanılıyor. Sistem, uçuş yönetim bilgisayarına girilen irtifa kısıtlamaları da dahil olmak üzere uçağın planlanan dikey profili takip etmesine yardımcı oluyor.
Sorunun meydana gelmesi halinde pilotların sonraki yaklaşma aşamasında uçağın dikey profilini yönetmek için ilave işlemler gerçekleştirmesi gerekiyor.
Asıl konu pilot iş yükünün artması
Mevcut bilgiler, sorunun uçağın kontrolünün doğrudan kaybedilmesine yol açan bir durumdan ziyade, uçuşun kritik bir safhasında kokpit iş yükünü artırması üzerinde yoğunlaşıyor.
Pas geçme sırasında pilotların aynı anda uçağın konfigürasyonunu değiştirmesi, hava trafik kontrolüyle haberleşmesi, yeni uçuş rotasını takip etmesi ve bir sonraki yaklaşmayı hazırlaması gerekiyor. VNAV’ın bu sırada beklenmedik şekilde devreden çıkması, özellikle düşük irtifada ek işlem gerektirebiliyor.
Boeing, mevcut pilot prosedürlerinin söz konusu durumun emniyetli şekilde yönetilmesine imkan verdiğini belirtiyor. Üretici buna paralel olarak sorunu tamamen ortadan kaldırmayı amaçlayan yazılım değişikliğini hazırlıyor.
MAX 10 sertifikasyonu açısından kritik zamanlama
FAA incelemesi, Boeing 737 MAX 10’un sertifikasyon programının son aşamalarına yaklaşıldığı bir döneme denk geldi.
MAX ailesinin en büyük üyesi olan 737 MAX 10’un sertifikasyonu uzun süredir Boeing’in en önemli programlarından biri konumunda. Yeni tespit edilen yazılım sorununun MAX 10 tip sertifikası verilmeden önce FAA tarafından ayrıca değerlendirilmesi bekleniyor.
Bununla birlikte mevcut bilgiler, yazılım sorununun MAX 10 sertifikasyon programında gecikmeye yol açacağını göstermiyor. Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği FAA’in CARB incelemesi ve Boeing’in hazırladığı çözümün değerlendirilmesinin ardından netleşecek.

737 MAX 7 tarafında ise durum farklı. Uçak FAA tip sertifikasını daha önce aldı. Buradaki temel konu, yazılım değişikliğinin MAX 7’nin havayollarında hizmete girişinden önce veya hizmete giriş sürecinde ilave bir işlem gerektirip gerektirmeyeceği olacak.
Boeing daha önce hem 737 MAX 7 hem de 737 MAX 10 için müşteri teslimatlarını 2027’de başlatmayı hedeflediğini açıklamıştı.
Türkiye’deki MAX 10 planları açısından da izlenecek
Yazılım sorununun MAX 10 sertifikasyon takvimine etkisi henüz belli olmasa da model Türkiye’deki havayollarının filo planları açısından da önem taşıyor.
Pegasus Hava Yolları’nın 100’ü kesin, 100’ü opsiyon olmak üzere toplam 200 adet Boeing 737-10’u kapsayan büyük siparişi bulunuyor. Bu nedenle MAX 10’un sertifikasyon ve teslimat takvimi Pegasus’un gelecek yıllardaki filo dönüşümünün de önemli unsurlarından biri.
Türk Hava Yolları’nın Boeing ile yürüttüğü 737 MAX planlarında da 737-10 seçeneği bulunuyor. THY’nin anlaşması 100 kesin 737-8 siparişinin yanı sıra 50 adet MAX ailesi opsiyonunu kapsıyor ve anlaşma havayoluna 737-10 modeline geçiş imkanı sağlıyor.
FAA incelemesinin mevcut teslimat hedeflerini değiştirip değiştirmeyeceği ise henüz bilinmiyor.












