Avrupa’da Dar Gövdeli Uçak Kullanımı Yükseliyor Geniş Gövde Düşüşte

Aviation Week’in Flight Friday analizine göre, Avrupa’da dar gövdeli uçakların uçuş faaliyetleri, Eylül 2026’da yıllık bazda %3’ün üzerinde artış gösterdi. Buna karşılık Orta Doğu’daki gelişmeler geniş gövdeli uçak operasyonlarını olumsuz etkilerken Lufthansa CityLine’ın kapatılması bölgesel jet pazarındaki gerilemenin önemli nedenlerinden biri oldu.

Avrupa havacılık sektöründe uçak kullanım eğilimleri, 2026 yılında uçak kategorilerine göre farklı yönlerde gelişti. Artan yakıt maliyetleri, Orta Doğu’daki gelişmeler ve havayollarının kapasite planlamalarında yaptığı değişiklikler, özellikle geniş gövdeli uçaklar ile bölgesel jetlerin operasyonlarını etkiledi.

Amsterdam’da düzenlenen MRO Europe 2026 etkinliği kapsamında yayımlanan Aviation Week Flight Friday analizi, Avrupalı havayolu işletmecilerinin son yıllardaki uçuş faaliyetlerini karşılaştırdı.

Analiz, dar gövdeli uçakların büyümesini sürdürdüğünü, bölgesel turboprop uçakların sınırlı bir toparlanma kaydettiğini, geniş gövdeli uçaklar ile bölgesel jetlerde ise gerileme yaşandığını ortaya koyuyor.

2025 yılında geniş gövdeli uçaklar büyümeye öncülük etmişti

Eylül 2025 verileri, Eylül 2024 ile karşılaştırıldığında Avrupa’daki dört uçak kategorisinden üçünün uçuş faaliyetlerinde artış kaydettiğini gösteriyor. Bu dönemde en güçlü büyüme geniş gövdeli uçaklarda gerçekleşti.

Geniş gövdeli uçakların kullanımındaki artış, yıllık bazda yaklaşık %4,5 seviyesine ulaştı.

Dar gövdeli uçakların uçuş faaliyetleri %3’ün üzerinde artarken bölgesel jetlerde de %2’yi aşan büyüme kaydedildi.

Bölgesel turboprop uçaklar ise diğer üç kategoriden ayrışarak Eylül 2024’e kıyasla sınırlı bir gerileme gösterdi.

Dolayısıyla 2025 yılında Avrupa’daki büyümenin özellikle geniş gövdeli uçaklar tarafından desteklendiği bir tablo ortaya çıktı.

2026 yılında dar gövdeli uçakların büyümesi devam etti

Eylül 2026 verileri ise uçak kategorileri arasındaki dengenin değiştiğini gösteriyor.

Dar gövdeli uçakların uçuş faaliyetleri, bir önceki yılın aynı dönemine göre yeniden %3’ün üzerinde artış kaydetti. Bu büyüme, 2026 boyunca yaşanan belirsizliklere ve jet yakıtı maliyetlerinin iki katına çıkmasına rağmen gerçekleşti.

Dar gövdeli uçakların bu koşullarda büyümesini sürdürmesi, havayollarına sağladıkları operasyonel esnekliğin önemini ortaya koyuyor.

Tek koridorlu uçaklar, koltuk başına maliyet avantajları sayesinde değişen pazar koşullarına uyum sağlayabiliyor.

Havayolları, talep ve maliyet baskılarına karşı uçuş ağlarını yeniden düzenlerken dar gövdeli uçakları daha fazla tercih edebiliyor.

Geniş gövdeli uçaklarda Orta Doğu etkisi

2025 yılında Avrupa’daki büyümenin öncüsü olan geniş gövdeli uçaklar, 2026’da farklı bir tabloyla karşılaştı.

Aviation Week analizine göre küresel belirsizlikler, Avrupa merkezli havayollarının geniş gövdeli uçak kullanımında düşüşe yol açtı. Bu gerilemenin önemli nedenlerinden biri, Avrupalı işletmecilerin Orta Doğu’ya yönelik operasyonlarını azaltması oldu.

Orta Doğu hatlarında geleneksel olarak çift koridorlu uçaklar önemli bir rol oynuyor. Bölgedeki gelişmelerin ardından bu uçuşların azaltılması, geniş gövdeli uçakların toplam uçuş faaliyetlerine de yansıdı. Böylece Eylül 2025’te yaklaşık %4,5 büyüyen geniş gövdeli uçak kategorisi, Eylül 2026’da gerileme gösteren kategoriler arasına girdi.

Kaynak analiz, 2026’daki düşüşün kesin yüzdesini paylaşmıyor.

Bölgesel jet pazarında Lufthansa CityLine etkisi

Avrupa’da 2026 yılında gerileme gösteren bir diğer kategori bölgesel jetler oldu.

Analize göre bu düşüşün önemli bir bölümü, Lufthansa’nın bölgesel havayolu iştiraki Lufthansa CityLine’ı kapatma kararıyla bağlantılı. CityLine’ın kapanmasında, Orta Doğu’daki çatışmaların başlamasının ardından yükselen yakıt maliyetlerinin de etkili olduğu belirtiliyor. Bunun yanında havayollarının bazı uçuş hatlarında daha büyük uçaklara yönelmesi, bölgesel jetlerin kullanımını azaltan bir başka unsur olarak öne çıkıyor.

Havayolları, daha önce bölgesel jetlerle gerçekleştirdikleri bazı operasyonları dar gövdeli uçaklara kaydırabiliyor. Havacılıkta upgauging olarak adlandırılan bu yaklaşım, belirli hatlarda daha yüksek koltuk kapasitesine sahip uçakların kullanılmasını ifade ediyor. Bu değişim, dar gövdeli uçak kategorisindeki büyümeyi desteklerken bölgesel jetlerin uçuş faaliyetlerini sınırlıyor.

Bölgesel turboprop uçaklarda sınırlı toparlanma

Bölgesel turboprop uçaklar ise 2026 yılında önceki yıldan farklı bir eğilim gösterdi.

Eylül 2025’te yıllık bazda hafif gerileme yaşayan kategori, Eylül 2026’da sınırlı bir artış kaydetti. Bu gelişme, bölgesel turboprop uçakların kullanımında kısmi bir toparlanmaya işaret ediyor. Ancak kaynak analizde artışın kesin yüzdesi belirtilmediği için toparlanmanın boyutunu daha ayrıntılı değerlendirmek mümkün değil.

Avrupa’da uçak kullanım eğilimleri nasıl değişti?

Aviation Week Flight Friday analizinin ortaya koyduğu genel tablo şöyle:

Uçak kategorisi Eylül 2025 / Eylül 2024 Eylül 2026 / Eylül 2025
Dar gövdeli uçaklar %3’ün üzerinde artış %3’ün üzerinde artış
Geniş gövdeli uçaklar Yaklaşık %4,5 artış Düşüş
Bölgesel jetler %2’nin üzerinde artış Düşüş
Bölgesel turboprop uçaklar Hafif düşüş Sınırlı artış

Kaynak: Aviation Week – Flight Friday. Karşılaştırmalar Avrupa merkezli işletmecilerin toplulaştırılmış uçuş faaliyetlerine dayanmaktadır. Kaynakta açıklanmayan değişim oranları tabloya eklenmemiştir.

Avrupa havayolları filo kullanımında yeni bir denge arıyor

Avrupa’daki uçak kullanım eğilimleri, havayollarının 2026 yılında maliyet baskıları ve değişen operasyonel koşullar karşısında filo planlamalarını yeniden şekillendirdiğini gösteriyor.

Dar gövdeli uçaklar, koltuk başına maliyet avantajları ve operasyonel esneklikleriyle büyümelerini sürdürüyor.

Geniş gövdeli uçakların faaliyetleri Orta Doğu hatlarındaki azalmadan etkilenirken bölgesel jetler hem Lufthansa CityLine’ın kapanması hem de bazı hatlarda daha büyük uçakların tercih edilmesi nedeniyle geriliyor.

Bölgesel turboprop uçaklarda ise sınırlı bir toparlanma yaşanıyor. Bu tablo, Avrupa havacılığında bütün uçak kategorilerinin aynı yönde hareket etmediğini ve havayollarının değişen maliyet ve talep koşullarına farklı filo stratejileriyle yanıt verdiğini ortaya koyuyor.

adbanner