Air India’nın Boeing 787’sini Kaptan Pilot mu Düşürdü?

12 Haziran’da AI171 sefer sayılı uçuşla, Londra Gatwick Havalimanı’na gitmek üzere Ahmedabad’dan havalanan Air India’ya ait Boeing 787’nin yaşadığı kazaya ilişkin yayımlanan ön rapor, büyük yankı uyandırdı. Toplam 260 kişinin yaşamını yitirdiği kazanın nedeninin, kalkıştan birkaç saniye sonra, yakıt kontrol anahtarlarının 1 saniye arayla kapatılması olduğu ortaya çıktı.

Kaza anındaki kokpit ses kayıtlarına göre:

  • Uçağı yardımcı pilot (first officer) kullanıyordu.
  • Kaptan pilot  ise sistemleri takip etmekle (pilot monitoring) görevliydi.
  • Yardımcı pilot, kaptana “Neden yakıt kontrol anahtarlarını kapattın?” diye sorduğunda; kaptan pilotun yanıtı “Ben kapatmadım” şeklinde oldu.

Bu kısa diyalog, anahtarların kazayla mı yoksa kasıtlı bir şekilde mi kapatıldığını sorgulatıyor.

Kaptan Pilotun Rolü: Bilinçli Bir Eylem mi?

The Wall Street Journal’a göre:

  • Yardımcı pilot şaşkınlığa uğrayıp paniğe kapılırken, kaptan oldukça sakin kaldı.
  • Uçağı aktif olarak kullandığı için ellerinin dolu olması nedeniyle yardımcı pilotun, anahtarları kapatmış olması düşük ihtimal.
  • Anahtarların birer saniye arayla kapatılması, bunun insan eliyle bilinçli şekilde yapıldığını gösteriyor. Böyle bir zamanlama, teknik bir arızaya değil, kasıtlı insan müdahalesine işaret ediyor. Yakıt kontrol anahtarlarının kapatıldığı ana kadar, uçakta herhangi bir anormallik belirtisi olmaması da bunu destekliyor.
  • Buradaki zamanlama oldukça etkileyici. Yakıt kontrol anahtarları, saniyeler önce, uçak yerdeyken kapatılsa, bu felaket önlenebilirdi. Yakıt kontrol anahtarları, bir süre sonra kapatılsaydı, uçak belirli irtifa kazanmış olacağı için, motorları yeniden çalıştırmak ve uçağı kurtarmak mümkün olabilirdi.
  • Yani uçağa güç veren motorlar, tam da uçağın kurtarılma şansının sıfır olduğu bir noktada devre dışı kaldı.

Yani, eğer iddialar doğruysa kaptan pilot, uçağın düşmesine neden olan kritik hamleyi bilinçli olarak yapmış olabilir.

Kaptan Sumeet Sabharwal Kimdi?

Kaza yaşanan uçuşta görevli kaptan pilot Sumeet Sabharwal, 56 yaşındaydı ve 15.600 saatin üzerinde uçuş tecrübesine sahipti. Boeing 787’de ise 8500 saat civarında uçmuştu. 32 yaşındaki yardımcı pilotun ise toplam uçuş tecrübesi 3,400 saat civarındaydı.

1994 yılında Air India’ya katılan Sabharwal, hasta babasına bakmaya kendini adamış, sakin ve alçakgönüllü kişiliğiyle tanınıyordu. Babası, Hindistan Sivil Havacılık Bakanlığı’nda çalıştığı için Sabharwal’in havacılık kariyerine ilham kaynağı olmuştu. Ancak bazı kaynaklara göre son yıllarda:

  • Annesinin vefatından sonra izne ayrıldığı,
  • Babasına daha fazla zaman ayırmak için emekliliği düşündüğü,
  • Bazı kaynaklarda (WSJ hariç) ise son yıllarda depresyon ve ruh sağlığı sorunlarıyla mücadele ediyor olabileceği iddia ediliyor.

Sabharwal uçuş kariyerine 1990’ların başında, Hindistan Sivil Havacılık Bakanlığı tarafından işletilen Indira Gandhi Rashtriya Uran Akademi uçuş okuluna katılarak başladı. Sabharwal’ın bir sınıf arkadaşı, okulda çok kibar olması, asla küfür etmemesi, asla alkol almaması ve bazen kendisinden daha yüksek sesle konuşması istenecek kadar kısık sesle konuşmasıyla dikkat çektiğini söyledi. Sınıf arkadaşı Sabharwal için, “en başından beri çok çekingen bir adamdı” diyor.

Uçmaya inanılmaz derecede tutkulu olan ve genç öğrenci pilotlara akıl hocalığı yapmayı seven Sabharwal’in uçuş kavramlarını, pek çok eğitmenden daha iyi açıkladığı da iddia ediliyor.

Havacılıkta Görmezden Gelinen Tehlike: Pilotların Ruh Sağlığı

Bu olay özelinde net bir sonuca ulaşmak için zamana ihtiyaç var. Nihai kaza raporunun ortaya çıkması için en az 1 yıl beklemek gerekiyor. Ancak bu kaza, havacılık sektöründeki büyük bir sorunu yeniden gündeme getiriyor: pilotların ruh sağlığı ve bunun raporlanması.

Pilotlar psikolojik sorun yaşadıklarını beyan ettiklerinde, uçuş lisanslarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu da sorunların gizlenmesine ve sonunda daha büyük trajedilere yol açmasına neden olabiliyor.

adbanner