Havacılık Bülteni-215

HAVALİMANINDA KORKUNÇ ÇARPIŞMA!

LATAM Havayolları’na ait CC-BHB tescilli Airbus A320neo, LA2213 sayılı uçuşta, Peru’nun başkenti Lima Havalimanı’ndan Juliaca’ya gitmek üzere, kalkış için hızlandığı sırada, pistin yan tarafında bulunan havalimanı itfaiye (ARFF) aracına çarptı.

Yaşanan korkunç kazada, uçaktaki 102 yolcunun 36’sı yaralandı. Yaralıların 4’ünün durumunun ağır olduğu söyleniyor. İtfaiye aracındaki 4 ARFF görevlisinden ikisi yaşamını yitirdi. Diğer iki personel de ağır yaralı.

Yaşanan çarpışmanın ana nedeninin, itfaiye aracının pist ihlali gerçekleştirmesi olduğu söyleniyor. Yerel basında çıkan haberlerde, kazaya sebep olan itfaiye aracının, acil durum tatbikatı yapmak üzere havalimanının başka bir bölgesinde olması gerektiği ve kazanın yaşandığı piste girme izni olmadığı belirtiliyor. 

Radar verileri, çarpışma anında uçağın hızının saatte 240 km’ye ulaştığını gösteriyor.

A320neo çarpışma sonrası kullanılamaz hale geldi

Yaşanan olayın ardından 2017’de üretilen Airbus A320neo, önemli ölçüde hasar gördü. Çarpışma ile birlikte uçağın sağ motoru kanattan ayrılırken, sağ kanadın da yere çarptığı ve alev aldığı görülüyor. Bu çarpışma, Airbus’ın dar gövde uçak ailesi olan A320’nin, yeni nesil sistemler ve daha verimli motorlarla donattığı versiyonu olan A320neo ailesi uçaklarının, gövde kaybı yaşadığı ilk olay olarak kayıtlara geçti. A320neo uçakları, ilk uçuşunu 2014’te yapmış ve Ocak 2016’da Lufthansa filosunda aktif hizmete başlamıştı.

Çarpışmanın ardından yapılan başarılı bir tahliye operasyonu ile yolcuların kısa sürede uçağı terk etmesi sağlanmış olsa da yine her zamanki gibi görmek istemediğimiz bazı sahneler yaşandı. Yolcuların çoğunun, uçaktan ayrılmadan önce kişisel eşyalarını ve el bagajlarını yanına aldıkları gözlenirken; uçaktan sorunsuz şekilde ayrılmayı başaran bir çiftin uçağı arkalarına alarak çekindiği bu fotoğraf, sosyal medyada epey tartışıldı. Uzmanlar, bu tip acil durumlarda, tahliyede zaman kaybına neden olmamak ve herkesin uçaktan 90 saniye içinde çıkabilmesini sağlamak için en hızlı şekilde kendimizi dışarı atmamız ve uçaktan olabildiğince uzaklaşmamız gerektiğini söylüyor.

787 DREAMLINER UÇAKLARINDA YÜZEY KUSURLARI ARTIYOR!

Avrupalı imalatçı Airbus’ın, A350 uçaklarının yüzeyindeki kozmetik boya kusurları nedeniyle Qatar Airways ile 2 milyar Dolar’lık bir hukuk savaşı verdiği bu günlerde, karbon kompozit gövdeli uçakların yaşadığı yüzey sorunlarına bir yenisi daha eklendi.

ABD’li Boeing, ultraviyole radyasyona maruz kalan 787 Dreamliner uçaklarının kanat ve yatay stabilizatör yüzeylerinde yaşanan boya soyulma sorunlarına karşı geliştirilen çözüm önerisinin FAA tarafından onay beklediğini açıkladı.

787 uçaklarındaki yüzey sorunlarına geçici çözüm olarak bant yapıştırılıyor

Airbus, A350’de yaşanan sorunun boya ve karbonun etkileşim biçiminden kaynaklandığını ancak genel olarak zararsız bir durum olduğunu savunurken, Qatar Airways ise yaşanan yğzey sorunlarının, uçakların yıldırımdan korunma sistemlerinin gücünü zayıflatan ve derinlemesine ele alınması gereken bir kusur olduğunu iddia ediyor. Her iki üretici de A350 ve 787 uçaklarının güvenli ve emniyetli olduğu konusunda ısrarcı.

Boeing 787 uçaklarındaki yüzey problemleri için şimdiye kadar geçici bir çözüm öneriliyordu. ABD’li imalatçı 787 operatörlerine, ultraviyole radyasyondan etkilenen alanların üzerine “speed tape” adı verilen bir bant yapıştırılmasını öneriyordu. Ancak bu durum, bazı yolcuların 787 ile seyahat ederken kanat üzerindeki bantların fotoğraflarını çekip sosyal medyada paylaşmasına ve insanların endişe duymasına neden oluyordu.

Boeing, speed tape yapıştırmanın uçuş emniyeti ile ilgili herhangi bir sorun yaratmamasına rağmen, 787 ile ilgili güvensiz bir uçak algısı oluşmasını engellemek için kalıcı çözüm geliştirdi.

Soruna çözüm olarak, astar boya ile beyaz son kat arasına, ultraviyole bozulmaları önleyici bir siyah katman eklenmesi planı geliştirildi. Şimdi bu çözümün uygulanabilir hale gelmesi için ABD Federal Havacılık İdaresi FAA’den onay bekleniyor.

BRITISH AIRWAYS’TEN BİYOMETRİK BOARDING HAMLESİ!

İngilizlerin ulusal havayolu British Airways, biyometrik boarding teknolojisini denemeye başlayacağını duyurdu. Bu teknoloji, yolcuların uluslararası seyahatlerde pasaportlarını gösterme ihtiyacını ortadan kaldıracak. 

Uygulamaya katılan yolculardan, seyahat öncesinde yüzlerini, biniş kartlarını ve pasaportlarını, cep telefonu veya tabletleri ile taramaları istenecek. Yolcular, deneme sürecinde rastgele seçilecek ve uçuşlarından üç gün önce, uygulamaya katılmak isteyip istemedikleri sorulacak. Katılım gönüllülük esasıyla ilerleyecek.

British Airways’ten biyometrik boarding hamlesi

British Airways, yolculara deneme sırasında toplanan tüm biyometrik verilerin güvenli bir şekilde korunacağı ve deneme dışında kullanılmayacağı konusunda, net bir güvence veriyor.

Heathrow Havalimanı’ndaki Terminal 5, bu denemenin ilk başlatılacağı yer olarak seçildi. Terminal, yolcuların kimliklerini üç saniye gibi kısa bir sürede doğrulayabilen ‘Akıllı Biyo-Pod’ kameralarla donatıldı. Daha akıllı, güvenli, verimli ve sorunsuz bir havaalanı deneyimi sağlayacak bu uygulamanın, uçağa binme süresini azaltacak.

British Airways, bu denemeyi ilk altı aylık için yalnızca İspanya’nın Malaga kentine yapılan uçuşlarda başlatacak. Uygulamanın başarılı olması halinde, daha fazla uluslararası uçuş ile kapsamın genişletilmesi hedefleniyor.

Seçilen yolcuların kayıtlarını tamamlamalarına izin vermek için, check-in bölgesi B’de bir alan ayarlandı. Bu sayede, katılımcıların havaalanına gitmeden önce ön kayıt yaptırmaları gerekmiyor.

Bu deneme sürecine dahil olmak, yolculara Fast-Track hizmeti ile güvenlik sırasından hızlı geçmek, uçağa ücretsiz öncelikli biniş statüsüne sahip olmak gibi bazı ek avantajları da beraberinde getiriyor.

British Airways, 2017’den bu yana, Heathrow’daki Terminal 5’te iç hat uçuşlarında bir tür biyometrik teknolojiyi kullanıyor. Terminaldeki üç kapı, yolculara kendi işlemlerini kendilerinin yapabilmesini sağlayan ‘self board’ sürecine izin veren teknolojiyle donatıldı. Yolcuların güvenlikte yüz taramalarını kaydeden sistem, uçağa biniş kapısında bu tarama ile yolcuyu eşleştiren bir teknolojiye sahip.

FÜZEYLE VURULAN MALEZYA UÇAĞI İÇİN MAHKEME KARARI AÇIKLAND!

Malezya Havayolları’nın MH17 sayılı Amsterdam-Kuala Lumpur seferini yapan Boeing 777-200, 17 Temmuz 2014’te 15 mürettebat ve 80’i çocuk olmak üzere 284 yolcusu ile havalandı. Uçak, 33.000 ft irtifada Ukrayna üzerinde seyir halindeyken hava trafik kontrolü ile temasını kaybetti. Yapılan soruşturmaya göre, yerden ateşlenen ve kokpitin sol üst köşesinden isabet eden bir füze, uçağın havada parçalanmasına ve uçaktaki herkesin hayatını kaybetmesine neden oldu. O dönemde Rusya, Ukrayna’yı kontrol altına almaya çalıştığı için iki ülke arasındaki gerilim artmıştı. Ukrayna, hava sahasını 32.000 ft altındaki irtifalarda sivil uçaklara kapatmıştı.

MH17 için mahkemeden karar çıktı

198 Hollanda vatandaşının hayatını kaybettiği facia ile ilgili devam eden yargı sürecinde, karar duruşması, Amsterdam Schipol Havalimanı yargı kompleksinde hafta içinde yapıldı. Mahkeme, ses kayıtları, kamera görüntüleri ve tanık ifadelerine dayanarak, uçağın, bir Rus askeri tugayı tarafından sağlanan ve Rusya yanlısı Ukraynalı ayrılıkçıların kontrolündeki bölgeden ateşlenen BUK füzesi ile vurularak düşürüldüğü konusunda hiçbir şüphe bulunmadığına kanaat getirdi. Uçağın düşürülmesine etki eden ikisi Rus ve biri Ukraynalı toplam üç kişi, cinayetten suçlu bulundu ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin askeri lideri Igor Girkin, füzeyi konuşlandırmak ve Rusya’dan yardım istemekten suçlu bulundu. Sergei Dubinsky, füze bataryasının getirilmesinden ateşlenmesine kadar tüm lojistik sürecini yönetmekten hüküm giydi. Ukraynalı Leonid Kharchenko ise Dubinsky’nin emriyle hareket etmek ve füzeyi kullanmak suçundan ceza aldı. Yasal temsile sahip tek kişi olan Oleg Pulatov, delil yetersizliği nedeniyle beraat etti. 

Rus kontrolü altındaki silahlı bir grubun üyesi olduğu belirlenen bu üç isim, mahkemeye sundukları dilekçede, niyetlerinin yolcu uçağı değil askeri bir uçağı düşürmek olduğunu iddia etmiş olsalar da kasıtlı olarak bir uçağı gökyüzünde vurmak suçlamasıyla ceza almaktan kurtulamadı. Mahkeme ayrıca, 3 sanığın, yaşanan faciada hayatını kaybedenlerin yakınlarına kişi başı 50 bin, toplamda 16 milyon Euro tazminat ödemesine de hükmetti. Yargıç, 3 sanığın, 298 kişinin öldürülmesinin sorumluluğunu üstlenmek yerine, facianın ardından yaşananları örtbas etmeye çalıştığını bildirdi. Uçağı vuran BUK füze bataryasının da uluslararası skandaldan kaçınmak için Rusya’ya geri gönderildiği düşünülüyor.

Füzeyle düşürülen Malezya uçağı ile ilgili yargılanan sanıklar

Hollanda Başbakanı Mark Rutte, bu kararın kazada yaşamını yitiren kurbanlar ve sevdikleri için hakikat ve adalet arayışında önemli bir adım olduğunu söyledi. Ancak bu karar ne kadar önemli olsa da aslında nihai sonuç değil. Tüm tarafların temyiz hakkı bulunuyor. 

Suçlu bulunarak ömür boyu hapis cezasına çarptırılan üç kişi, gıyaben yargılandı. Duruşmaya katılmayı reddeden isimlerin, şu anda Rusya’da veya Ukrayna’nın Rus işgali altındaki bölgelerinde olduklarına inanılıyor. Aldıkları müebbet hapis cezalarını çekip çekmeyecekleri, yurt dışına seyahat ederken yakalanıp yakalanmamalarına bağlı. Ancak, Rus makamlarının dava konusunda Hollanda ile işbirliği yapmaması nedeniyle, sanıkların cezaevine girmesi beklenmiyor. Dava, kazdan 8 yıl sonra sona ermiş olsa da diğer sorumluların belirlenmesi için, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde bu olaya ilişkin bir dizi dava sürüyor.  Hollanda ve Avustralya Rusya aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’na başvurdu.

DÜNYA KUPASI ÖNCESİ UÇAKLAR ÜZERİNDEN EŞCİNSELLİK MESAJLARI!

20 Kasım’da başlayacak 2022 FIFA Dünya Kupası nedeniyle, tüm dünyanın gözü Katar’a çevrilmiş durumda. Ülkedeki bazı sosyal politikalar ve yasalar nedeniyle, Katar’ın Dünya Kupası’na ev sahipliği yapması uzun süredir tartışılıyor. Son olarak ülkedeki Dünya Kupası temsilcilerinden birinin eşcinsel insanlar için “akıl hastası” benzetmesi yapması büyük bir tepkiye yol açmıştı. 

Ülkelerin ulusal takımlarını Katar’a getiren uçaklar da büyük ilgiyle karşılaşıyor. İngiliz ulusal takımını Birmingham’dan (BHX) Doha’ya (DOH) 6 saat 16 dakikalık bir charter uçuş ile getiren Virgin Atlantic Havayolları da bu uçuş için seçtiği A350-1000 uçağının üzerindeki simge ile Katar’a net bir mesaj verdi. Ülkeye yönelik tepkilere ortak oldu.

Virgin Atlantic’ten, Dünya Kupası öncesi LGBTQ+ hamlesi

Virgin Atlantic Havayolları, uçaklarında kullandığı “Uçan Simgeler” ile tanınıyor. Her “Uçan Simge”nin belirli bir adı ve mesajı bulunuyor. Uçakların ön tarafında, kokpitin altında konumlandırılan bu simgeler, “Uçan Hanımlar” yani flying ladies olarak tanımlanıyordu. Ancak havayolu 2019’da daha kapsayıcı olmak için bu simgelerin daha çeşitli olacağını duyurdu. 

İngiliz ulusal takımını Doha’ya getiren G-VPRD tescilli üç yaşındaki Airbus A350-1000

kesinlikle tesadüfen belirlenmedi. Virgin Atlantic’in bu Airbus A350 uçağı, LGBTQ+ uçağı olarak adlandırılıyor. Bu uçağın üzerindeki uçan simgenin ismi “Rain Bow”. Gökkuşağı renklerine boyanmış ayakkabı giyen Oscar simgeleniyor.

Virgin Atlantic, uçak seçiminin kasıtlı olduğunu açıkça belirtmese de “Virgin Atlantic’te herkesin dünyayı alt edebileceğine inanıyoruz. LGBTQ+ uçan simgemizi gururla sergileyen Rain Bow olarak da bilinen uçağımız, ulusal takımımızı turnuvaya uçuracak.” Şeklinde resmi bir açıklama yapıldı. Takım kaptanının ayrıca, LGBTQ+ haklarını desteklemek için Dünya Kupası sırasında “OneLove” isimli gökkuşağı bilekliğini takması da bekleniyor.

Virgin Atlantic, Dünya Kupası öncesi sosyal duruş sergileyen tek havayolu değil. Almanların ulusal havayolu Lufthansa da ‘Diversity Wins’ yani “Çeşitlilik Kazanır” mesajıyla süslediği ve Dünya Kupası’na özel görünüm kazandırdığı Airbus A330’u tanıttı. Havayolu bu uçağıyla Alman ulusal takımını Frankfurt’tan Muscat’a, Dünya Kupası öncesi kampa götürmek için uçurdu.

Lufthansa’nın 2022 FIFA Dünya Kupası için hazırladığı Airbus A330

Arjantin’in ulusal havayolu Aerolíneas Argentinas da Dünya Kupası için Airbus A330-200 tipi uçaklarından birine özel bir boyama hazırladı. Kuyruğunda Lionel Messi’nin fotoğrafı bulunan uçak, Arjantin milli takım oyuncularının çıkartmalarıyla kaplandı. Ayrıca uçağın gövdesinde takımın turnuvada giyeceği Adidas logolu Arjantin forması da bulunuyor.

Havayolları Dünya Kupası’nı, markalarını yalnızca Katar’a değil, tüm dünyaya tanıtmak için mükemmel bir fırsat olarak görüyor. Bu şekilde daha fazla görünürlük kazanarak büyümeye devam ederek yeni pazarlara açılmayı hedefliyor. Bu yüzden de havayollarının çoğu, futbol takımlarına sponsorluk sağlıyor.

Polonya ulusal futbol takımını 2022 FIFA Dünya Kupası için Katar’a uçuran Boeing 737 uçağına da Polonya Hava Kuvvetleri’ne ait F-16 uçakları, ülkenin güney sınırına kadar eşlik etti.

adbanner