Havacılık Bülteni-309

EASA TEK PİLOT PROJESİNDEN VAZGEÇTİ!

Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı EASA, kısa adıyla eMCO olan Genişletilmiş Minimum Mürettebat Operasyonları ile ilgili çalışmalarını geçici olarak askıya aldığını duyurdu. EASA’nın yeni raporunda, mevcut sistemlerin ticari bir uçakta tek bir pilotun görev yapabilmesi için gerekli olan emniyet gerekliliklerini karşılamadığı ifadeleri kullanıldı. Kısacası EASA, en modern uçak kokpitlerinin bile tek pilotun yerini dolduracak kadar gelişmiş olmadığını itiraf etmiş oldu.

Rapora göre, tek pilotlu operasyonlar için temel gereksinimler, kokpitte iş yükü yönetimi, pilot sağlığı kontrolü, güvenlik tehdidi farkındalığı ve acil durumlar için otonom emniyet mekanizmalarını içeriyor. Bu işlevlerin her birinin, tek pilotla yolcu taşımacılığı düşünülmeden önce, sıkı testlerden ve kapsamlı bir sertifikasyon sürecinden geçmesi gerektiği düşünülüyor.

EASA, doğrudan tek pilotlu operasyonlara geçişten ziyade, öncelikle ‘Akıllı Kokpit’ konseptini tanımlamayı hedefliyor. Gelecekte tek pilotlu operasyonların, akıllı kokpit sistemine entegre edilebileceği düşünülüyor. Bu yaklaşımın benimsenme sebebi, yapılacak herhangi bir değişikliğin, en yüksek emniyet standartlarına tam olarak uyduğundan emin olmak ve mevcut operasyonların yedekliliğinin devamını sağlamak şeklinde belirtiliyor.

EASA, aldığı bu kararla Avrupa havacılık emniyetinde en önemli önceliğin, yolcuların ve mürettebatın korunması olduğunu vurguluyor. Teknolojik gelişmelerin rutin operasyonlara entegrasyonu için işlevsellik ve emniyet standartlarının, tartışmasız güvenli bir noktaya gelmesinin en önemli detay olduğunun altını çiziyor.

Pilot sendikaları ve meslek örgütleri, EASA’nın kararını olumlu karşıladı. Pilotlar, uzun süredir tek pilotlu operasyonların, hem uçuş emniyeti hem de pilotların çalışma koşulları üzerindeki potansiyel etkileriyle ilgili endişelerini dile getiriyor.

Pilot camiası ve halk açısından bu karar, EASA’nın hem güncel teknolojik gerçekleri takip eden hem de havacılık profesyonellerinin haklı endişelerini önemseyen, temkinli ve sorumlu bir yaklaşım sergilendiği şeklinde yorumlanıyor.

Avrupa Kokpit Birliği (ECA) Başkanı Kaptan Pilot Tanja Harter: “Kokpitte iki kalifiye ve iyi dinlenmiş pilot bulundurmak çok önemli. Dört göz, iki beyin ilkesi, etkinliği kanıtlanmış bir gerçek” ifadeleriyle pilotların duruma bakışını özetledi. ECA ve diğer pilot birliklerinin, uçuş emniyetini riske atma pahasına, uçaktaki mürettebat sayısının azaltılmasına yol açabilecek tüm girişimlere karşı çıkmaya devam edeceklerini vurguladı.

Tek pilotlu operasyon planları şimdilik beklemeye alınmış olsa da, EASA, Avrupa’da havacılık emniyetini artırmak için farklı projelerdeki çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.

Avrupa Havacılık Emniyeti Planı 2025 (EPAS 2025) kapsamında, odaklanan konular arasında, havalimanlarında çevre koruma önlemlerinin modernizasyonu, Dikey Kalkış ve İniş (VTOL) yapabilen uçaklar için daha sıkı gürültü sınırları belirlenmesi ve helikopter operasyonları için sertifikasyon süreçlerinin revize edilmesi gibi başlıklar yer alıyor.

İnsansız Hava Aracı Sistemleri (İHA) sektöründe de olumlu gelişmeler yaşanıyor. EASA yakın zamanda ‘Kolay Erişim Kuralları’nı yayınladı. Bu konudaki düzenlemeler açık ve anlaşılır bir dille sunuldu. Bu adım, küçük drone operatörlerinin ve bireylerin kuralları daha iyi anlamalarına yardımcı olmak ve böylece havacılığın hızla büyüyen bu segmentinde emniyet standartlarına daha geniş bir şekilde uyulmasını teşvik etmek için atıldı.

AIR INDIA’NIN BOEING 777 UÇAĞI 900 FEET DÜŞTÜ!

Air India’nın Ahmedabad-Londra seferini gerçekleştiren Boeing 787’nin kalkıştan kısa süre sonra düştüğü ve 270 kişinin hayatını kaybettiği trajik kazadan sadece 38 saat sonra, Air India’ya ait bir Boeing 777-300ER, Delhi’den kalkışından hemen sonra, 900 feet (yaklaşık 300 metre) düştü. Neyseki bu kez durum bir faciaya dönüşmeden, uçak pilotlar tarafından kontrol altına alındı. Hindistan Sivil Havacılık otoritesi, yaşanan olayla ilgili resmi bir soruşturma başlattı.

14 Haziran’da Viyana’ya gitmek üzere, Delhi Indira Gandhi Havalimanı’ndan havalanan Air India’ya ait Boeing 777-300ER, kalkıştan hemen sonra, tırmanış sırasında ciddi bir irtifa kaybı yaşadı. Olay günü bölgede şiddetli fırtına ve yıldırım aktiviteleri bildirilmişti.

Kokpit ekibi bu anlarda, uçağın farklı sistemlerinden çeşitli kritik uyarılar aldı. Stall uyarısı veren uçağın Yer Yakınlık Uyarı Sistemi (GPWS) tarafından iki kez pilotlara alçalmamalarını söyleyen “Don’t Sink” uyarısı geldi. Uçağın stall adı verilen anormal duruma girdiğine dikkat çeken ve uçağın kumandalarını titreten Stick Shaker uyarısı da pilotlar tarafından alındı.

Yetkililere göre, kalkıştan kısa süre sonra yaklaşık 900 ft irtifa kaybeden uçağın pilotları, 777’yi kontrol altına almayı başardı ve uçuş, planlandığı şekilde Viyana’ya devam etti. Flightradar24 verilerine göre uçak, Viyana’ya planlandığı saatte ulaştı. Yaklaşık 1 saat 50 dakika yerde kaldıktan sonra Toronto’ya devam etti.

Uçuş sonrası yapılan uçuş veri kayıt cihazı (FDR) analizinde, seyir esnasında yaşananların, pilot raporuna tam olarak yansıtılmadığı ortaya çıktı. Pilot raporunda yalnızca “türbülans kaynaklı stick shaker uyarısı” ifadesi alındığı bilgisi yer alırken, GPWS ve stall sinyali gibi kritik detaylara, pilot rapounda yer verilmediği tespit edildi.

Bu gelişmeler üzerine, yerel sivil havacılık otoritesi, kokpitte görevli iki pilotu uçuşlardan çekti. Air India’nın uçuş emniyet direktörü de konuyla ilgili bilgi vermek üzere çağrıldı.

Hindistan sivil havacılık otoritesi de yaşanan olayın Air India kazasından 2 gün sonra meydana gelmesi nedeniyle, havayolunun operasyonel emniyet süreçlerini tekrar gözden geçirmeye başladı.

Otorite 17 Haziran 2024’te, Air India’ya, son dönemdeki bakım kaynaklı problemler hakkında endişelerini dile getirerek, şirketin mühendislik, operasyon ve yer hizmetleri bölümleri arasında koordinasyonun artırılmasını istemişti.

Geçtiğimiz hafta yaşanan bir başka gelişme ise Air India’nın uçuş ekibi planlama departmanındaki üç yöneticiye yaptırım uygulanması oldu. Yerel otorite bu karara gerekçe olarak, mürettebat seçiminde uçuş emniyeti ile ilgili tekrar eden ciddi ihlaller gösterildi.

AJET İSTANBUL VE ANKARA’DAN ŞAM UÇUŞLARINA BAŞLADI!

Yurt dışı uçuş ağını hızla genişleten AJet Havayolları, Suriye’deki yeni dönemin ardından Şam’ı da uçuş ağına dahil etti. AJet, 1 Temmuz’da İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan, 4 Temmuz’da ise Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan Suriye’nin başkenti Şam’a ilk seferini düzenledi. 2 saat süren ilk uçuşun ardından AJet yolcularını taşıyan uçak, Şam Uluslararası Havalimanı’nda törenle karşılandı.

Böylece 13 yıl sonra, Türk Hava Yolları’nın ardından Şam’a direkt sefer başlatan ilk havayolu olan AJet, Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Şam’a uçuş yapan ilk hava yolu oldu. Ankara’dan da Şam’a çok uzun yıllar sonra ilk kez direkt uçuş yapıldı.

AJet, İstanbul’dan Şam’a haftanın her günü; Ankara’dan Şam’a ise Pazartes, Cuma ve Pazar olmak üzere haftanın 3 günü karşılıklı uçacak.

AJet Genel Müdürü Kerem Sarp, Orta Doğu’nun kadim şehirlerinden Şam’a direkt seferler başlatarak, Suriye ile beşeri ve ticari ilişkilerin yeniden canlanmasına vesile olacaklarını söylerken; Suriye halkının yeniden ayağa kalkma sürecinde kurdukları bu hava yolu köprüsünün kardeşliğe de katkı sunacağını belirtti.

34 ülkede 59 noktaya sefer düzenleyen AJet’in, Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya, Kuzey Afrika’da büyüme hedefleri doğrultusunda önümüzdeki günlerde uçuş ağına yeni noktalar eklemesi bekleniyor.

Öte yandan Türk Hava Yolları ile AJet arasında imzalanan protokol ile bundan böyle Miles&Smiles üyeleri AJet uçuşlarından mil kazanabilecek. Kazanılan miller, ilk etapta Türk Hava Yolları’nda ödül bilet olarak ve Miles&Smiles program ortaklarında kullanılabilecek. Millerin AJet uçuşlarında da ödül bilet olarak kullanılması için çalışmalar sürdürülüyor.

SAS HAVAYOLLARI’NIN ÇOĞUNLUK HİSSESİNİ AIR FRANCE – KLM GRUBU ALIYOR!

İskandinav havayolu SAS için son bir kaç yılı, dönüşüm yılları olarak özetlemek mümkün. Temmuz 2022’de iflas koruma başvurusunda bulunan havayolu, iki yıl sonra bu süreçten, aralarında Air France-KLM’nin de bulunduğu yeni yatırımcılar sayesinde çıktı. SAS, bu süreçte Star Alliance ittifakından ayrılıp SkyTeam ittifakının bir parçası haline geldi.  Air France-KLM Grubu şimdi de SAS’taki azınlık hissesini artırıp, şirketin yönetiminde tek söz sahibi olmaya hazırlanıyor.

Air France-KLM Grubu, şu anda İskandinav havayolunun %19,9 hissesine sahip durumda. Hissesini %60,5’e yükseltmeyi hedefleyen grup, bu adımı, Castlelake ve Lind Invest’in elindeki hisseleri satın alarak gerçekleştirecek. Danimarka devleti ise SAS’taki %26,4’lük hissesini ve Yönetim Kurulu’ndaki koltuklarını koruyacak.

Air France-KLM’nin SAS’a yapmayı planladığı yatırımın değeri, SAS’ın mali performans verilerine dayandırılarak yıl kapanışında belirlenecek. Hedef 2026’nın ikinci yarısında, satın alma sürecini tamamlamak.

Air France-KLM Grubu’nun SAS’taki hisselerini artırma kararı, SAS’ın finansal ve operasyonel performansındaki önemli iyileşme, mevcut ticari işbirliğinin başarısı ve Air France-KLM’nin İskandinav taşıyıcısının uzun vadeli potansiyeline olan güveni gibi faktörlere dayandırılıyor.

Son zamanlarda SAS Havayolları, SkyTeam’e katılmanın ötesinde, köklü değişiklikler yapt. Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ı (CPH) küresel bir merkeze dönüştürmeye odaklanan şirket, kısa mesafeli uçuşlarda business class kabini yeniden hayata geçirmek, yolculara ücretsiz Starlink Wi-Fi hizmeti vermek ve kısa mesafeli uçak filosunu yenilemeye odaklanmış durumda.

Bu hamle sonrası SAS, Air France, KLM ve Transavia ile birlikte Air France-KLM Grubu’nun bir yan kuruluşu olacak. Ayrıca, Air France-KLM ve SAS’ın sadakat dahil olmak üzere, tüm iş alanlarında kapsamlı bir entegrasyon yoluyla ticari faaliyetleri artırması planlanıyor. Yani SAS’ın, Air France-KLM’nin Flying Blue Programı’na ve SkyTeam transatlantik ortak girişimine katılması da muhtemel görünüyor.

Avrupa havacılığı “üç büyük” havayolu grubu olarak lanse edilen Air France-KLM, IAG ve Lufthansa Group tarafından domine ediliyor. Coğrafi olarak, Amsterdam ve Paris’in birbirlerinden sadece 250 mil uzakta olması ve bağlantı uçuş ağının benzerliği nedeniyle, Air France-KLM Grubu’nun bu satın alma ile coğrafi olarak genişlemesinin faydalı olacağı düşünülüyor.

Bu satın alma işlemi, rekabet açısından bakıldığında da adil. Hem IAG hem de Lufthansa Grubu’nun bünyesinde en az üç küresel taşıyıcı varken, Air France-KLM’nin şu ana kadar sadece iki büyük markası vardı. Bu durum, satın alma hamlesinin, otorite tarafından da rahatlıkla kabul görebileceği anlamına geliyor.

SAS’in çoğunluk hissesinin Air France-KLM Grubu’na geçişi, Avrupa havacılığında konsolidasyon hamlelerinin devamının geleceğini düşündürüyor. Air Europa, Condor, LOT Polish Airlines, TAP Air Portugal gibi şirketler önümüzdeki süreçte yepyeni birleşmelerin aktörleri olabilir.

DÜNYA TURUNA ÇIKAN PİLOT ARTVİN’DE DÜŞTÜ!

Sivil havacılık tutkunu olan 57 yaşındaki Emekli elektrik mühendisi, amatör pilot Mehmet Demirci, Türk Hava Kurumu’nun kuruluşunun 100. yıl dönümünde, kendisine ait Piper Mooney Bravo M20J (TC-RTO ) tipi tek motorlu uçağıyla dünya turu yapmaya karar verdi.

Demirci dünya turu hayalini gerçekleştirmek üzere Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinden kalkış yaptı. Yakıt ikmali için Sivrihisar’a iniş yapan Demirci, Hicran Kaya’yı da yanına alarak, 2 Temmuz günü saat 18.00 sularında Rize-Artvin Havalimanı’na gitmek üzere Sivrihisar’dan havalandı. Rize-Erzurum sınırında, 9 bin 900 feet irtifada bulut içinde seyrini sürdüren uçak, Kaçkar Dağları’na çarptı. Demirci olay yerinde hayatını kaybederken, uçakta yolcu olarak bulunan Hicran Kaya ise kazadan saatler sonra yaralı olarak kurtarıldı.

2008 yılından bu yana aktif uçuş yaptan amatör pilot Mehmet Demirci, pilot lisansını İstanbul Havacılık Kulübü’nde almıştı. Uzun zamandır en büyük hayali olan dünya turu için Türkiye’den yola çıkan Demirci’nin hedefi, Dünya turunu, gökyüzünde geçireceği 160 saatte, 28 bin kilometre yol kat ederek, 12 ülkede toplam 32 durakta tamamlamaktı. Rize’den sonra Kazakistan, Rusya, Moğolistan, Kamçatka Yarımadası, Bering Boğazı, daha sonra da Alaska üzerinden Amerika’ya geçmeyi planlayan Demirci, 21-27 Temmuz tarihleri arasında Oshkosh’ta yapılacak olan havacılık etkinliğine Türk bayraklı ilk uçak olarak inmeyi; burada Türk pilotlarını ve Türk uçaklarının adını duyurmak istiyordu.

Dönüş yolculuğunu ise New York, Kanada üzerinden Grönland, İzlanda, İskoçya ve Hollanda üzerinden gerçekleştirmeyi planlayan Demirci’nin tur kapsamında ineceği son durak ise Yeşilköy olacaktı. Demirci, yaklaşık 40 günde tamamlamayı hedeflediği dünya turu için son 1 yıldır planlama ve hazırlıklarını sürdürüyordu.

Kazanın ardından uçağın enkazının sökülerek incelenmek üzere Erzurum’a götürülmesine karar verildi. Helikopter yardımı ile dağdan indirilecek uçak, Erzurum Havalimanı’nda sigorta şirketine teslim edilecek. Uçak kazaları sonrası bu tür taşıma işlemleri, sigorta şirketi veya uçağın sahibi tarafından üstleniliyor.

adbanner