Havacılık Bülteni-314

BOEING 777X’ İN İLK TESLİMATI 2027’YE KALDI!

Boeing 777X programının sertifikasyon süreci, ABD’li imalatçının üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaya devam ediyor. Hafta içinde Boeing CEO’su Kelly Ortberg, Boeing 777-9’un sertifikasyon takviminin ciddi şekilde gerisinde kaldıklarını ve ilk teslimatın altı yıl gecikmeyle, 2026 içinde gerçekleştirilebileceğini duyurdu.

777X programı için 2013 yılında düğmeye basıldığında, ilk teslimatın 2020 yılında yapılacağı duyurulmuştu. Ancak bu takvim yıllar içinde sürekli değişti. 2024 yılında, ilk uçağın 2025’te hizmete gireceği söylendi. Ekim 2024’te ise ilk teslimatın 2026’ya ertelendiği duyuruldu. Uzmanların büyük çoğunluğu, uçağın lansman müşterisi olan Lufthansa’ya ilk teslimatın 2027’den önce gerçekleştirilemeyeceğinden emin.

Adı hep gecikmelerle anılan Boeing 777X’in ilk test uçuşunu 2019 ortalarında gerçekleştirmesi gerekiyordu. Ancak ilk uçuş 2020’ye ertelendi. Bu gecikme, uçağa güç veren General Electric GE9X motorlarındaki sorunlardan kaynaklanıyordu. Ticari bir uçakta şimdiye kadar kullanılan en büyük motor ünvanına sahip GE9X motorlarında yaşanan dayanıklılık sorunları sertifikasyonda ciddi gecikmeye neden oldu.

Ancak tek sorun bu değildi. Sertifikasyon süreci kapsamında yapılan stres testleri sırasında 777X’in kargo kapısı koptu. Ardından Boeing, 2018 ve 2019’da 737 MAX uçaklarıyla yaşadığı iki ölümlü kaza ile tarihinin en türbülanslı dönemine girdi. Şirketin 2024’te FAA tarafından tespit edilen üretim hattı ve kalite kontrol sorunları, üst düzey yöneticilerin neredeyse tamamen değişmesine neden oldu. 2024’ün sonlarında, Boeing işçileri 7 hafta sürecek bir greve başladı. Bütün bunlar Boeing’i sürekli ciddi sorunlarla yüzleşmek zorunda bıraktı.

Boeing 777X’in ilk teslimatının sürekli gecikmesi, birçok havayolunun filo planlamalarını da altüst etti. Belirli stratejileri göz önünde bulundurarak uçak sipariş eden havayolları için bu kadar uzun süreli gecikmeler, büyük problemleri beraberinde getiriyor.

Birçok havayolu, Boeing 777X’in gecikmeleri yüzünden, planlarını değiştirmek zorunda kaldı:

  • Emirates, şu an çok az sayıda 777-300ER uçağında bulunan yeni first class kabini 777X’e kuracak. 777 için uzun zamandır beklenen yeni business class kabin de 777X’de yolcularla buluşturulacak.
  • Cathay Pacific, 777X’te yeni Aria Suites business class kabini kullanıma sunmayı planlıyordu. Ancak şimdi mevcut 777-300ER’lerini bu ürünle yeniliyor. Havayolu, 777X’de yeni Halo Suites first class kabini de kullanıma sunacak.
  • Singapore Airlines’ın 777X’lerinde hem yeni first class hem de business class ürünlerini kullanıma sunması bekleniyor.
  • Qatar Airways’in, yenilenen Qsuites business class kabinin yanı sıra 777X’te yeni bir first class ürün sunması bekleniyor.
  • Lufthansa, 777X’te yeni Allegris first class kabinlerini ve Allegris business class kabini kullanıma sunmayı planlıyordu, ancak gecikmeler nedeniyle bu ürünler ilk olarak A350 ve 787’lere kurulacak.

Ortberg, sertifikasyon sürecinde yaşanan gecikmelerin, havayolları için yarattığı zorlukların farkında olduklarını söyledi. Ancak takvimde yaşanan küçücük gecikmelerinin bile, uçak programlarının zaten düşük olan kârlılık seviyesini daha da aşağı çektiğini belirtti.

Boeing, 777X programında bugüne kadar milyarlarca dolar kaybetti. Reuters’ın haberine göre Ortberg, yatırım bankası Morgan Stanley tarafından düzenlenen Laguna Konferansı’nda, yatırımcılara yönelik yaptığı konuşmada, 777X ile ilgili sürecin bu kadar uzun sürmesinin sinir bozucu olduğunu söyledi.

Bu durum, yatırımcılar açısından ciddi bir endişe kaynağı olarak yorumlanıyor. Çünkü Boeing 777-9 teslimatları, şirketin orta vadeli nakit akışı tablosunun önemli bir bölümünü oluşturuyor. ABD’li imalatçının üst yönetimi, şu an önlerinde dağ gibi yığılan işlerle karşı karşıya olduklarını belirterek, uçakla ilgili yeni bir teknik sorun çıkmadığının da altını özellikle çiziyor.

Boeing’in kısa vadeli faaliyet planı, çoğunlukla nakit akışının iyileşmesine yardımcı olacak ve son birkaç yıldaki istikrarsızlığı ortadan kaldıracak, disiplinli üretim artışlarına odaklanıyor.

Ancak Boeing’in üretim ve sertifikasyon hedefleri oldukça iddialı. Şirket, yıl sonuna kadar aylık 42 adet Boeing 737 MAX üretimini hedeflemeye devam ediyor. Ancak bu sayı, Federal Havacılık İdaresi’nin (FAA) onayını gerektirecek olan 38 adetlik üst sınırdan daha yüksek. FAA henüz bu üretim artışı talebinin onaylanması konusunda hiçbir açıklama yapmadı. Kelly Ortberg, 737 MAX üretimini, sistemin bu artışa hazır olduğundan emin olduktan sonra aylık 42 adete çıkaracaklarını belirtti. Bu duruşun, daha önce üretim hatlarını aksatan, şirkete milyarlarca dolara mal olan ve müşteri ilişkilerini zedeleyen aceleci artışların bir yansıması olduğunu sözlerine ekledi.

Boeing 737 MAX 7 ve Boeing 737 MAX 10 ile ilgili sertifikasyon sürecinde de ilerleme devam ediyor. Dünya genelinde enflasyon hala önemli bir endişe kaynağı olmaya devam etse de tedarik zinciri kısıtlamalarının, bu süreçte önemli bir engel oluşturması beklenmiyor. Boeing 787’nin üretimi aylık beşten yediye yavaş yavaş yükseldi; kısa süre içinde 787’nin aylık sekiz adet üretilmesi beklenirken; gelecek yıl için 787’nin üretim hedefi aylık 10 adet olarak belirlendi.

Ortberg, kriz döneminde birikimen borçları eritmeye öncelik vermeyi planladıklarını söyledi. Talep sinyallerinin güçlü kaldığını ve ABD hükümetinin diplomatik çabaları sayesinde yabancı ülkelerin Boeing uçaklarını satın almaya teşvik edildiğini belirten Ortberg, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerden bu sayede sipariş aldıklarını açıkladı.

SUNEXPRESS’İN KANATÇIKLARINA EASA ONAYI GELDİ!

Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı EASA, Boeing 737NG uçaklarına, Vortex Control Technologies üretimi finlet isimli aerodinamik kanatçıkların takılması için yeşil ışık yaktı.

ABD’li otorite FAA tarafından daha önce onaylanan VCT finlet isimli parçalar, gövdenin arka kısmına monte ediliyor. Hava akışını değiştirerek, seyir esnasında uçak üzerine etki eden geri sürükleme kuvvetini azaltan finlet, yakıt verimliliğini, menzil ve tırmanma performansını artırarak, uçuş performansında güçlü bir iyileştirme sunuyor.

ABD’de çeşitli havayollarının uçaklarında halihazırda kullanılan VCT Finlet isimli parçalar, EASA’nın onay vermesinin ardından, artık Avrupa tescilli 737’lere ve EASA sertifikası taşıyan diğer ülkelere ait uçaklara da takılabilecek. Yani Avrupalı ​​operatörler ABD’de yıllarca süren testler ve hizmet içi değerlendirmelerle etkisi kanıtlanmış yakıt ve karbon tasarruflarından yararlanabilecek.

EASA onayı, Boeing 737-700, 800 ve 900ER modelleri için geçerli. Finlet isimli parçaları geliştiren Vortex Control Technologies, ticari ve askeri uçaklar için sürdürülebilir, performans artırıcı teknolojiler tasarlama konusunda güçlü bir deneyime sahip. Şirket, finletler başta olmak üzere, gelişmiş aerodinamik çözümleriyle, operatörlerin yakıt tüketimini ve emisyonlarını azaltmalarına yardımcı oluyor.

Uçak üreticileri, mevcut uçaklarını daha yakıt verimli hale getirmenin yeni yollarını sürekli olarak bulmaya çalışıyor. Birçok modern uçak, sürtünmeyi azaltmaya ve yakıt verimliliğini artırmaya yardımcı olan farklı tipte kanatçıklara sahip. VCT Finlet’ler, özellikle yeni uçak teslim almak için uzun süre beklemek zorunda oldukları için, hizmetteki uçaklarını daha verimli hale getirmek isteyen taşıyıcılar için oldukça cazip.

Her ne kadar finlet EASA’dan yeni onay almış olsa da SunExpress Havayolları, bu teknolojiyi uçaklarında 1 yılı aşkın süredir başarılı bir şekilde kullanıyor. Türkiye, Avrupa Birliği üyesi olmadığı için EASA zorunluluklarından muaf. Bu yüzden SunExpress, Mayıs 2024’te Finlet isimli teknolojinin lansman müşterisi oldu ve başlangıçta filodaki beş adet Boeing 737-800 uçağına bu aerodinamik parçalar takıldı. Antalya merkezli havayolu, bu beş uçaktan aldığı geri bildirimler doğrultusunda, filodaki tüm 737-800 filosunu VCT finlet’lerle donatmayı planlıyor.

Önümüzdeki yıllarda 40’tan fazla uçağa performans artırıcı bu parçaları takmaya hazırlanan SunExpress, finlet’lerin havayolunun karbon ayak izini azaltma hedefine katkıda bulunarak çevresel sürdürülebilirlik girişimlerini destekleyeceğine inanıyor.

VCT finlet’lerin faydası, ABD’de birçok ticari ve askeri uçakta kanıtlandı. ABD’li düşük maliyetli havayolu Avelo, 18 aylık başarılı hizmet içi performansının ardından yakın zamanda ek Finlet’ler sipariş etti. Havayolu, tüm 737NG uçaklarında Finlet kullanıyor. Havayolu başlangıçta, yıllık 2,1 milyon litre yakıt tasarrufu ile CO2 emisyonlarını 4,9 milyon kg azaltacağını öngörüyordu.

Bu tahminlerini operasyonel verilerle doğrulayan Avelo, bu yüzden ek sipariş verdi. Ek Finlet’ler, havayolunun devam eden filo genişlemesini destekleyecek. Avelo, 737-800’leri VCT Finlet’lerle donatan ilk havayolu ve tüm filosuna bu parçaları takan dünyadaki ikinci havayolu şirketiydi. Uçaklara birkaç saat içinde takılabilen bu parçalar, kapsamlı rüzgar tüneli, CFD ve uçuş testlerinin ardından FAA tarafından onaylanmıştı.

ABD Hava Kuvvetleri, operasyonel kabiliyetleri artırmak için MC-130J’lerde Finlet kullanımını test ediyor. Uçağın arka kapısına ve dikey kuyruğun her iki tarafına takılan alüminyum Finletlerin uçuşa elverişliliğini belirlemek için uçuş testlerii gerçekleştiriliyor. Bu teknoloji, efsanevi C-130 Hercules uçağında da test edilerek, daha uzun menzil ve daha yüksek performans sağladı.

PİLOT VE HOSTESLERE KAHVE YASAĞI GETİREN HAVAYOLU

British Airways, kabin ve kokpit ekibi için üniforma kuralları ve dış görünüşü de içerecek şekilde, personele yönelik uygulanan kurallarda bazı radikal değişiklikleri hayata geçirdi. Alınan yeni kararlar, bir çok tartışmayı da beraberinde getirdi. Çalışanların rahatsızlık duyduğu yeni kurallar arasında en çok öne çıkan, kabin görevlileri ve pilotların, üzerlerinde üniforma varken, halka açık alanlarda kahve bile içmelerini yasaklayan kural oldu. Artık uçucu personel yalnızca ekiplere ait dinlenme odalarında veya kafeteryalarda kahve içebilecek.

Açık alanda üniforma ile içecek tüketme yasağı kuralının tek istisnası su; ancak mürettebattan suyu da mümkün olduğunca “gizli” içmeleri isteniyor.

Personelin yeni dış görünüş kuralları, kabul edilebilir ruj renklerinden, çalışanların saçlarına nasıl şekil vereceklerine kadar her detayı kapsıyor. British Airways yönetimi, mürettebata yönelik getirilen yeni kuralların şirketi daha iyi bir çalışma ortamı haline getireceğini iddia ediyor.

British Airways ayrıca çalışanların işe üniforma giyerek gitmelerini de yasakladı. Yani bundan böyle uçucu mürettebat, işe gidip gelirken “sivil” kıyafetler giyecek; uçuştan önce üniformasını havalimanında giyecek. Şirketin çalışanları büyük oranda Heathrow Havalimanı merkezli uçuyor ancak daha düşük yaşam maliyetine sahip başka şehirlerden işe gidip geliyor.

British Airways, birkaç ay önce de güvenlik gerekçesiyle mürettebatın yatı görevi yaptığı otellerden fotoğraf paylaşmasını yasaklamıştı.

 

Dünya genelinde pek çok havayolu, hem giyim hem de davranış biçimleri açısından çalışanları için çok farklı standartlar uyguluyor.

ABD ve Avrupalı pek çok havayolunda, uçucu mürettebatın, terminalde üniforması üzerindeyken telefonla konuşması; herhangi bir şey yiyip içmesini yasaklayan bir kural yok.

Emirates gibi havayolu şirketlerinde durum tamamen farklı. Mürettebatın toplum içinde nasıl görüneceği konusunda pek çok kısıtlama bulunuyor. Uçucu ekipler, terminalde çok daha düzenli bir şekilde yürüyor; telefonlarıyla ilgilenmiyor; toplum içinde yemek yemiyor. Bu tip davranışların marka algısı üzerinde olumlu etkisi olduğu ve çok daha profesyonel bir görüntü sunduğu düşünülüyor.

British Airways çalışanlarının bağlı olduğu sendika, uzun süreli uçuş görevlerinde çalışan mürettebata yönelik getirilen kuralların, uygulanabilir olmadığı gerekçesiyle itirazlarını iletti. Havayolu yönetimi tarafından yapılan açıklamada üniforma ile yeme içme yasağı kuralının kaldırıldığı; ancak personelin terminalde üniforma ile dolaşırken bir şeyler yiyip içmesinin teşvik edilmediği bilgisi paylaşıldı.

YURT DIŞI ÇIKIŞ HARCI 1000 TL OLDU!

Türkiye Cumhuriyeti pasaportuna sahip olan ve yurtdışına çıkmak isteyen herkesin, her seyahatinden önce ödemesi gereken yurt dışı çıkış harcı, 9 Eylül 2025’de Cumhurbaşkanlığı kararıyla 1000 TL’ye yükseldi.

Türk vatandaşları, yurt dışı çıkış harcı uygulamasıyla, 1963’te tanıştı. 18 Şubat 1963’te çıkarılan 196 sayılı kanun, “Dış Seyahat Harcamaları Vergisi” olarak adlandırıldı. Oldukça karmaşık hükümler içeren bu vergi uygulaması, 1984 yılında yürürlüğe giren Toplu Konut Kanunu’yla kaldırıldı.

17 Mart 1984’te yürürlüğe giren 2985 sayılı kanuna göre, ülke dışına seyahat eden vatandaşlar, 100 ABD Doları karşılığına denk gelen sabit bir ödeme yapmaya başladı. Vatandaşlara oldukça büyük bir yük getiren bu uygulama, on seneyi aşkın süre devam ettikten sonra, 21 Mart 1996 tarihindeki Bakanlar Kurulu kararıyla sona erdi. 1 Nisan 1996 tarihinden itibaren, yurt dışına çıkan Türk vatandaşları, Toplu Konut Fonu harcından muaf hale getirildi.

Yurt dışı çıkış harcı, 1 Ağustos 2001-1 Şubat 2002 tarihleri arasında 50 ABD Doları karşılığı Türk Lirası olarak uygulanmaya başlandı. Merkez Bankası rakamlarına göre, 1 Ağustos 2001’de Dolar kuru, 1 milyon 330 bin seviyelerinde işlem görüyordu. Yani o günlerde yurt dışına giden Türk vatandaşları, harç puluna yaklaşık 65 milyon Lira ödüyordu. (1 Ocak 2005’te Türk Lirası’ndan 6 sıfır atıldığını hatırlatalım).

Yenilenen yurt dışı çıkış harç pulları 1 Şubat 2002’de yurt dışı harcı bir miktar zamlandı ve 70 milyon olarak Türk Lirası’na göre sabitlendi.

Yaklaşık 5 yıl süren bu uygulamanın ardından, 23 Mart 2007 tarihli Resmi Gazete’de bir karar yayımlandı. Buna göre 1 Nisan 2007 tarihinden itibaren, yurt dışı çıkış harcı 15 TL gibi oldukça makul bir seviyeye indirildi. Aynı kanun gereğince, bu harç ile elde edilen gelirin, Toplu Konut İdaresi yani TOKİ’ye aktarılmasına karar verildi.

12 yıldan uzun süre 15 TL olarak uygulanan yurt dışı çıkış harcı, 19 Temmuz 2019’da alınan 7186 sayılı Kanun ile 50 TL olarak yeniden revize edildi. İlgili mevzuat gereğince, bu 50 Lira’nın 15 Lira’sı  TOKİ’ye aktarılmaya devam ederken; kalan 35 Lira ise bütçeye gelir olarak kaydedilmeye başlandı. Ayrıca Cumhurbaşkanı’na bu tutarı 150 Lira’ya kadar artırma yetkisi de verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine verilen bu yetkiyi kullanmak konusunda hiç vakit kaybetmedi. 18 Mart 2022’de hazırlanan bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, harç tutarı 50 TL’den 150 TL’ye yükseltildi. 2007-2019 yılları arasında yurtdışı çıkış harçlarından toplam 1,2 milyar Lira gelir elde edilirken, bu tutarın 1,1 milyar Lira’lık kısmı, ilgili mevzuat gereğince TOKİ’ye aktarıldı.

Ağustos 2024’te 150 TL’den 500 TL’ye yükselen harç pulu bedeli; 2025 yılının ilk günlerinde ise 710 TL’ye yükseltildi.

9 Eylül 2025’de ise yurt dışına çıkacak olan Türk vatandaşlarının ödemek zorunda olduğu çıkış harcı, Cumhurbaşkanlığı kararıyla, %40,8 oranında zamlanarak 1000 TL’ye çıkarıldı. Karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

Kararda, yayım tarihini takip eden 10. günün (18 Eylül) sonuna kadar yapılacak yurt dışına çıkışlar için, yayım tarihinden önce geçerli tutar üzerinden yapılmış harç ödemeleri için fark alınmayacağı da belirtildi.

QATAR AIRWAYS SADECE EKONOMİ YOLCULARI UÇURACAK!

Katar’ın ulusal havayolu Qatar Airways, 236 adet ekonomi sınıfı koltuk ile donatılan ve tek sınıflı bir konfigürasyona sahip üç adet Airbus A321neo satın aldı.

Qatar Airways’in bu hamlesi, geleneksel olarak pazarın premium segmentlerine hizmet vermeye odaklanmasıyla bilindiği için, sektör çevrelerinde sürpriz olarak yorumlandı.

Qatar Airways yönetimi, filonun küçük bir bölümünün tamamen ekonomi sınıfı kabinle hizmet vermesi kararının, belirli rotalardaki güçlü ve artan ekonomi sınıfı talebi nedeniyle olduğunu söyledi.

İçinde sadece ekonomi sınıfı koltuklar bulunan uçaklar, AirAsia tarafından sipariş edilmişti. Ancak havayolu, pandemi nedeniyle bu siparişlerinden vazgeçti. Airbus’ın açık artırma usulüyle satışa çıkardığı, boşa çıkan bu uçaklara Qatar Airways talip oldu.

Satın alınan üç uçak, Ekim 2025 ile Ocak 2026 arasında, filoya kademeli olarak dahil edilecek. Tamamen ekonomi sınıfı koltuklar bulunduran A321 neo ile ilk uçuş 16 Ekim’de Medine’ye yapılacak. Akabinde bu uçaklarla sefer yapılan destinasyonlar arasına, Pakistan’dan Multan, Peşaver ve Sialkot ile Birleşik Arap Emirlikleri’nden Sharjah eklenecek. 1 Ocak itibarıyla, bu uçaklarla Tiflis seferleri de başlayacak.

Qatar Airways yönetimi ayrıca, tamamen ekonomi sınıfı kabinle donatılmış bu üç A321neo uçağının, şirketin daha önce Airbus ile yaptığı 50 uçaklık dar gövde uçak siparişinin bir parçası olmadığını doğruladı.

Katar’ın ulusal havayolu, ilk olarak 2011 yılında 50 adet A320neo ailesi uçağı için sipariş vermişti. 2017 yılında bu sipariş A321neo tipine yükseltildi.

Ancak bu sipariş, daha sonra Katar Havayolları ile Avrupalı ​​uçak üreticisi Airbus arasında, Qatar Airways’e ait bazı A350 uçaklarını etkileyen boya sorunları nedeniyle çıkan hukuki anlaşmazlık sürecinde zarar dönüştü. İki şirket karşılıklı olarak birbirlerine dava açarken, 2021 başlarında Airbus, Katar Havayolları’nın 50 uçaklık A321neo siparişini iptal etti ve bu da havayolunun Boeing 737 MAX 10’a geçeceğini duyurmasına neden oldu. Ancak iki şirket arasındaki anlaşmazlık, Şubat 2023’te dostane bir şekilde çözüldükten hemen sonra Airbus iptal ettiği siparişleri yeniden listeye ekledi. Boeing 737 MAX 10 siparişi, Katar Havayolları ve Boeing’in Katarlı havayolunun B787 ve B777X uçaklarını almasını sağlayacak daha büyük bir anlaşma müzakere etmesiyle Mayıs 2025’te iptal edildi.

Eylül 2025 itibarıyla Katar Havayolları, Airbus’tan bu 50 adet A321neo uçağının teslimatını hâlâ bekliyor ve bu durumda uçaklar business class kabiniyle donatılacak. Bu siparişe ilişkin teslimatların 2026 yılında başlaması bekleniyor.

adbanner