OFF-16: Bir Jenerasyonun Sonu

Havacılık dünyası, geçtiğimiz hafta içinde Türk Hava Kuvvetleri’ne ait bir F-16 savaş uçağının, Mecitözü yakınlarında düşmesi haberine odaklanmışken; birkaç gün sonra Yunanistan’a ait bir başka F-16’nın daha Ege Denizi’nde, Girit Adası açıklarında düştüğü haberi geldi. Özellikle ülkemizde sabıkası hayli kabarık olan F-16’ları ve bu kazalara sebep olabilecek faktörleri sizler için inceledim.

Dünyanın En Yaygın İkinci Savaş Uçağı

20 Ocak 1974’te ilk uçuşunu yapan ve 17 Ağustos 1978’de resmi olarak hizmete giren F-16 Fighting Falcon Türkiye’de bilinen adıyla “Savaşan Şahin” General Dynamics şirketi tarafından, Amerikan Hava Kuvvetleri’nin talebi üzerine geliştirilmiştir. Pilottan bağımsız olarak kendine ait basit bir yapay zekâya sahip olan ve dolayısıyla hız, irtifa, hava durumu, uçağın verileri, ağırlığı gibi pek çok önemli datayı sayısal ortamda harmanlayarak uçağa en güvenli uçuşu sağlayabilen F-16, bu özelliği ile dünyada ilk Elektronik Kumandalı Uçuş özelliğine sahip savaş uçağıdır ve pilotlar arasında “Viper” olarak tanımlanır. 4500’ün üzerinde üretim adedi ile MIG-21’lerden sonra dünyanın en çok üretilen savaş uçağı olma özelliğini de elinde bulunduran F-16’lar, geniş kullanım alanı ve üstün manevra kabiliyeti ile aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 25 ülkede hizmet veriyor. Resmi rakamlara göre; ABD’nin envanterinde şuanda 1245 adet F-16 var. Yerel üretim F-16 yapan 5 ülkeden biri olan Türkiye, dünyanın en büyük F-16 filosuna sahip ülkelerden biri. Türk Hava Kuvvetleri’nin kullanım dışı kalanlar da dahil, envanterinde 240 adet F-16 bulunuyor. Tamamen av ve bombardıman görevleri için özelleştirilmiş olan C sınıfı ile savaş ve eğitim görevleri için özelleşmiş olan D sınıfı F-16’lara sahip olan Türk Hava Kuvvetleri’nde 25 yılda 31 adet F-16 çeşitli nedenlerle düştü.

Uçuş Süresi’nin Önemi

Bir uçağın ömrünü üretim yılından günümüze kadar geçen süre haricinde iki ayrı kriter belirler. Bunlar Flight Cylce (uçağın yaptığı toplam uçuş sayısı) ve Flight Hour (uçağın toplam uçtuğu süre) dur. Belli bir iniş kalkış sayısına ve/veya süresine ulaşan uçaklar periyodik bakımlardan geçer ve belirli süreleri doldurduklarında ise uçakların faaliyetlerine son verilmesi gerekir. Dolayısıyla kaza istatistikleri oluşturulurken; yapılan kazaların toplam uçak sayısına oranlanmasından ziyade; uçuş süreleri göz önünde bulundurularak yapılması daha doğru sonuçlar verecektir.

Türk Hava Kuvvetleri için 196 adet F-16C (tek pilotlu model) ve 44 adet F-16D (çift pilotlu model) üretildi. Her iki modelin motor ve donanım konfigürasyonlarına göre Block 30 ve Block 40 ismi verilen iki ayrı versiyonu bulunuyor. Geçtiğimiz hafta Merzifon’daki 5’inci Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan kalkan ve Mecitözü yakınlarında düşen F-16C tipi uçakların Block 30 versiyonları, 25 yılda ortalama 8 bin saat uçuş gerçekleştirdi. Üretici tarafından F-16 uçaklarına, düzenli bakımları yapıldığı müddetçe 35 yıllık ömür biçiliyor. Amerika’da bu uçaklar için 8 bin saatlik uçuş süresi “emeklilik zamanı” anlamına geliyor ve bu süreyi dolduran tüm uçakların aktif kullanımına son veriliyor. Türkiye gibi mali imkânları ABD kadar gelişmemiş ülkelerde ise modernizasyon faaliyetleri ile uçakların ömürlerini uzatma yolu tercih ediliyor. Türk Hava Kuvvetleri, bakımların zamanında ve iyi yapıldığı gerekçesiyle bu uçakların hizmete devam etmesinde sakınca görmüyor. 8 bin saat uçuş süresine ulaşan F-16C Block 30’ların uçuş ömürlerinin 12 bin saate çıkarılması yönünde çalışmalar devam ediyor. Bu durum kaza sayısının ve oranının neden bu derece yüksek olduğunun en belirgin sebebi olarak öne çıkıyor.

Metal Yorgunluğu

F-16’nın düşüş sebebi konusunda bir diğer önemli iddia ise metal yorgunluğunun sebep olduğu. Metal yorgunluğu, kısaca aşırı yük ve basınca maruz kalan metalin, zamanla moleküler bütünlüğünü ve moleküler bağlarının gücünü kaybetmesiyle hasar görmesi ve hatta kırılması anlamına gelir. Amerikan Savunma Bakanlığı, 19 Ağustos 2014 tarihinde açıkladığı karar
doğrultusunda 82 tane F-16D’nin uçuşunu, metal yorgunluğu sebebiyle durdurmuştu.

Kokpitte yer alan koltukların arasındaki gövde kirişinde, metal yorgunluğuna bağlı çatlakların tespit edildiği belirtildikten sonra Türk Hava Kuvvetleri envanterinde bulunan 44 adet F-16D için de gerekli kontroller yapılarak 8 uçağımızda aynı bölgede çatlaklar tespit edilmiş ve gerekli parça değişimleri yapılarak uçaklar yeniden hizmete devam edeceği açıklanmıştı. Söz konusu bu uçaklar Konya, Akıncı, Balıkesir, Merzifon ve Diyarbakır üslerinde çok kritik operasyon ve eğitim görevlerinde kullanılıyor.

Kazaların Bedeli

F-16 kazalarının büyük çoğunluğu eğitim uçuşları sırasında gerçekleşiyor. Bu kazalarda en büyük neden olarak pilotaj hataları ve teknik arızalar öne çıkıyor. Bunların yanı sıra ise kötü hava koşulları ve kuş sürülerine çarpmak da ikincil nedenler olarak gözlenmekte. Türk Hava Kuvvetleri’nde 25 yıldır kullanılan F-16 uçakları, bu sürede 31 kazaya karıştı.  ABD’de düşen F-16 sayısıysa 35. Belçika’da 23 yıl içinde 3 tane F-16 kazası yaşanırken, Portekiz’de 2, İtalya ve Yunanistan’da ise birer kaza yaşandı. Türkiye’de meydana gelen F-16 kazalarında toplam 10 pilotumuz şehit olurken, 20 pilotumuz da yaralandı. Kaza sonrası kullanılamaz hale gelen F-16’ların Türkiye’ye ekonomik maliyeti de ağır oldu. Bir F-16’nın birim maliyetinin yaklaşık 25 milyon dolar olduğu düşünüldüğünde 31 kazanın ardından 775 milyon dolarlık bir ekonomik kayıp yaşandı. Ulaştırma Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde; yerli uçak üretim projesinin ar-ge çalışmaları için 1 milyar dolar ayrılacağının açıklaması; F-16 kazaları ile yaşadığımız kaybın ölçüsünü çok net bir şekilde ortaya koyuyor.

F-16’ların Geleceği

Ülkemizde kullanılan F-16`lar ağırlıklı olarak 1987-1997 yılları arasında filoya katıldı. Bu açıdan elimizdeki F-16`ların çoğu o döneme ait olan Block 30 ve çoğunlukla Block 40 türünden. Ancak üretici firma daha sonra Block 50, Block 50+ ve Block CCIP versiyonlarını geliştirdi. Yunanistan ve Israil 2000`li yılların başında yaptıkları ek alımlarda bu versiyonları tercih etti. Biz ise mevcut F-16 Block 30 ve Block 40 uçaklarımızı sadece modernize kitleri ile ekonomik bir çözüm olarak modernize ettik ve etmeye devam ediyoruz. Bunun dışında sınırlı sayıda Block 50+ siparişi verdik.

F-16’nın yeni serilerinin ABD Hava Kuvvetleri’nde 2025 yılına kadar serviste kalması planlanıyor. Türk Hava Kuvvetleri ise 2030 yılına kadar bu uçakları envanterde tutmayı planlıyor. Uzun vadeli yapılan bu plana göre 2030’da bu uçaklar elden çıkarıldıktan sonra yerlerini yeni nesil F-35’ler ve milli muharip uçak projesi kapsamında üretilecek jetler alacak.

Bu noktada çok ciddi bir tartışma konusu olarak F-35’lerin, F-16’lar için gerçekten iyi birer alternatif olup olmayacağı gündeme geliyor ki bu da önümüzdeki haftalarda bu sayfada detaylı şekilde inceleyeceğimiz konulardan birisi olacak.

Bu yazı 12 Aralık 2014 günü Dipnot Tablet’in 195. sayısında yayımlanmıştır.

adbanner