Uçak Motorları Havada Nasıl Test Ediliyor?

Airbus, 2035 yılına kadar Hidrojenle çalışan ve çevreyi hiç kirletmeyen bir uçağı piyasaya sürmeye kararlı. Bu hedefi gerçekleştirebilmek için hafta içinde dev bir adım atıldı. Bu uçağın, Hidrojenden güç alan motorunun geliştirilmesi ve test edilmesi için düğmeye basıldı.

Bir motor geliştirdiğinizde bunu gerçek bir uçak üzerinde test edip uçurmadan ticari ürün haline getirmek elbette imkansız. Ancak bu durum büyük bir riski de beraberinde getiriyor. Peki sıfırdan üretilen bir uçak motoru nasıl bir uçağa takılıp test edilebiliyor? Motor ile ilgili yaşanabilecek herhangi bir olumsuz senaryoda uçağın düşmesi ihtimaline karşı ne gibi önlemler alınıyor? Gelin bugün Airbus’ın hidrojenli uçağından yola çıkarak, yeni motorların test yatağı uçakları konuşalım…

AIRBUS’TAN HİDROJENLİ UÇAK ATAĞI

Uçaklar, kerosen adı verilen petrol bazlı yakıt ile çalıştığı için, seyir esnasında gezegenimizi ciddi şekilde kirletiyor. Bu yüzden havacılık endüstrisinde karbon ayak izini azaltmanın hatta sıfırlamanın yolları aranıyor. Bu hedefi gerçekleştirebilmenin yolu ise motor üreticilerinin, sürdürülebilir yakıtlarla çalışan daha verimli ve çevreci motorlar üretebilmesinden geçiyor.

Avrupalı imalatçı Airbus, 2035 yılına kadar, hiç zararlı gaz emisyonu üretmeyen bir uçağı piyasaya sürmek konusunda iddialı. Airbus, bu hedef doğrultusunda, ZEROe adını verdiği projede hidrojenle çalışan motorlardan güç alan bir uçak geliştirmenin planlarını yapıyor.

Dünyanın en büyük motor imalatçılarından GE ve Safran’ın yüzde 50 ortağı olduğu CFM International, Airbus’ın hidrojenle çalışan motor ihtiyacını karşılamak için harekete geçti. İki şirket arasında yapılan anlaşmayla, CFM International, bir GE PassportTM turbofan motorunun yanma odasını, yakıt ve kontrol sistemini, hidrojenle çalışacak şekilde dönüştürecek.

Geliştirilen bu motor, sıvı hidrojen tankları ile donatılacak bir Airbus A380’in gövdesinin arka kısmına monte edilip uçuş testleri yapılacak. Motorun A380’in bu kısmına yerleştirilme amacı ise A380’in kendi motorlarının emisyonları ve contrail adı verilen motorların arkasında bıraktığı beyaz yoğunlaşma izlerinden bağımsız şekilde, hidrojenli motorun performans değerlerinin rahatlıkla izlenebilmesi ve ölçülebilmesini sağlamak.

HİDROJENLE ÇALIŞAN MOTOR A380 İLE DENENECEK!

A380’in, geliştirilen motora güç sağlayacak hidrojen tanklarına ve test mühendisleri için gerekli diğer tüm ekipmanlara ev sahipliği yapabilecek kadar geniş bir iç hacime sahip olması, bu testlerde onu öncelikli tercih haline getiriyor. Motorun ayrıca, seyir esnasında herhangi bir parazitten etkilenmemesi için, uçağın gövdesinin üst kısmı ile aynı hizaya eklemlenmesine karar verildi.

Test yatağı olarak seçilen A380, MSN 001 yani üretim bandından çıkan ilk A380 prototipi. Bu uçak, tamamen test için tasarlanıp üretildi. Gökyüzü ile buluşan ilk A380 olmasının yanında, sertifikasyon süreci tamamlanana kadar A380’in uçuş test programında çok önemli bir rol oynadı. A380, tip sertifikası aldıktan sonra da bu uçak aktif kaldı ve sonraki yıllarda başka testler için de kullanıldı.

Airbus, 2026’da ZEROe programı kapsamında ilk sıfır emisyonlu uçuşu geçekleştirmeyi planlıyor. Bu sebeple test yatağı olarak kullanılacak A380’in, yakın gelecekte test uçuşlarına başlayacağını söylemek yanlış olmaz.

UÇUŞ TEST YATAĞI NEDİR?

Motor üreticileri tarafından geliştirilen her yeni uçak motoru, ticari bir ürün haline gelmeden önce, çok ciddi yer ve uçuş testlerinden geçiriliyor. Motorların gökyüzünde test edildiği uçuşları gerçekleştiren uçaklara, havacılıkta uçuş test yatağı adı veriliyor.

Havacılık tarihinde, test yatağı olarak uçak kullanımının geçmişi 1940’lara dayanıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, eski Avro Lancastrian bombardıman uçakları, İngiliz motor üreticisi Rolls-Royce tarafından test yatağı olarak kullanılmaya başlandı. Bu uçaklar dört adet pistonlu motora sahipti.

Rolls-Royce, test uçuşlarında uçağın motorlarından ikisini, yeni geliştirdiği RB.41 ‘Nene’ turbojet motorlarıyla değiştirdi. Test edilen motorlar gökyüzünde bir sorun yaşarsa, uçak diğer iki pistonlu motoruyla uçuşa devam edebilecekti. 1950’lerde, de Havilland ve Armstrong Siddeley gibi şirketler de Lancastrian’ı uçan test yatağı olarak kullanmaya başladı.

TEST YATAĞI İÇİN UÇAĞA HANGİ DÖNÜŞÜMLER YAPILIYOR?

Bir uçağı test yatağı olarak kullanabilmek için, sadece uçaktaki mevcut motorların sökülüp, yerine yeni geliştirilen ve test edilecek motorların takılması yeterli değil. İşin doğası gereği gökyüzünde yapılacak her türlü testin güvenli bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için bu tür uçaklarda başka modifikasyonlar da gerekiyor.


İlgili Haber | Uçaklar Nasıl Test Ediliyor?


Uçağın kilometrelerce uzunluktaki kablo tesisatındaki işlemler, sürecin önemli bir parçası. Bu sadece motorun uçakta güvenli bir şekilde çalışmasını sağlamak için değil; test sırasında, motordan gerekli verilerin toplanabilmesi için oldukça kritik. General Electric tarafından test yatağı olarak kullanılan Boeing 747’deki kıvrık kanat uçları yani wingletlerin sökülmesi gibi yapısal değişiklikler de duruma oldukça iyi bir örnek.

Avro Lancastrian ve 747’de olduğu gibi, dört motorlu uçaklar, herhangi bir arıza veya acil durum yaşanma ihtimali nedeniyle test yatağı olarak kullanılmak için çok daha uygun. Bu nedenle, birçok büyük motor üreticisi, yeni motor tasarımlarının uçuş testlerini yapmak için Boeing 747‘yi test yatağı olarak kullanmayı tercih ediyor.

MOTOR TESTLERİNE BOEING 747 DAMGASI!

Ohio merkezli motor üreticisi General Electric de bunladan biri. N747GF tescilli 28 yaşındaki Boeing 747-400, yaklaşık 16 boyunca Japan Airlines filosunda hizmet verdikten sonra, General Electric tarafından geliştirilen motorların test uçuşlarını yapmaya başladı. Boeing 777X ailesi uçaklarına güç vermek için tasarlanan Dünyanın en büyük uçak motoru GE9X de 2018 yılında ilk kez bu test yatağında gökyüzüyle buluştu.

İngiliz motor üreticisi Rolls Royce ise yeni motorlarını test etmek için 747’nin iki farklı versiyonunu kullanıyor. Bu uçaklardan daha eski olan N787RR tescilli 42 yaşındaki 747-200. 1980’de Cathay Pacific filosunda hizmete başlayan uçak, 1999’da Air Atlanta filosuna katılmak üzere İzlanda’ya geldi. 2005’te ise Rolls Royce’de test yatağı olarak göreve başladı.

Boeing 787 Dreamliner’a güç veren motorları test etmek için de kullanılan bu uçak; kısa süre önce tamamen sürdürülebilir havacılık yakıtıyla çalışan bir Rolls-Royce Trent 1000’in uçuş testlerinde de görev yaptı.

Rolls-Royce’nin diğer test yatağı ise N747RR tescilli 22 yaşındaki 747-400 ise 2000 yılında Avustralyalı Qantas filosunda aktif hizmete ve 2019’da Rolls Royce bünyesinde test yatağı olarak kullanılmaya başladı.

Pratt & Whitney ise motor testleri için diğer büyük rakiplerinden biraz farklı ilerliyor. İki adet Boeing 747’nin kısa gövdeli versiyonu olan 747SP’nin yanı sıra bu tür test uçuşları için Dornier Do328‑300 JET ve de Havilland Dash 8-100 turboprop uçaklarını da kullanıyor.

41 yaşındaki C-GTFF tescilli 747SP, Mart 1981’de Korean Air ile hizmete başladıktan sonra 1998’de Pratt & Whitney ailesinee katılırken; C-FPAW ise 1980’de Çin’de yolcu uçurmaya başladıktan sonra 2009’da Kanadalı motor imalatçısında uçmaya başladı. Şirket, test uçaklarını Kanada’nın Montréal-Mirabel Havalimanı’na (YMX) konuşlandırıyor.

adbanner