13 YIL ÖNCE HAVALİMANINDA UNUTULAN BOEING 737 SAHİBİNİ BULDU!
Hindistanlı havayolu Air India, on yıldan uzun süredir Kalküta Havalimanı’nın ücra bir köşesinde sessizce bekleyen Boeing 737-200’ün kendisine ait olduğunu öğrendi. Ancak havayolunun kayıp uçağını bulmasının bir bedeli vardı. Air India, yaklaşık 120.000 Dolar’a karşılık gelen 10 milyon Rupi tutarında, sürpriz park cezasıyla karşı karşıya kaldı. Olayı ilginç hale getiren ise bu uçağın, havayolundaki herkesin hafızasından bir şekilde tamamen silinmiş olmasıydı.
VT-EHH tescilli Boeing 737-200, 2012 yılında hizmet dışı bırakılarak Kalküta Havalimanı’nda bir park pozisyonuna çekildi. Yıllar içinde yaşanan personel değişimi ve kayıt tutma konusundaki ihmaller, uçağın havayolunun kurumsal kayıtlarından yavaş yavaş kaybolmasına neden oldu. Yıllar sonra havalimanı yetkilileri Air India ile iletişime geçip uçağın kaldırılmasını talep ettiğinde, havayolunun yetkilileri, uçağın kendilerine ait olmadığı konusunda oldukça kararlıydı.

The Times of India’nın haberine göre, Air India’nın kayıtları özelinde yapılan bir iç denetimle, şirketin sabit kıymet kayıtlarında yer almamasına rağmen, uçağın havayoluna ait olduğu doğrulandı. Bu karışıklığın, Indian Airlines ve Air India’nın birleşme süreçlerine kadar uzanan idari eksikliklerden ve uçağın daha önce ülkenin resmi posta hizmetleri kurumu adına kargo uçağı olarak hizmet vermesinden kaynaklandığı anlaşıldı.
Kalküta Havalimanı, uçağın atıl kaldığı 13 yıllık süre boyunca standart park ücretlerini işletmeye devam etti. Air India, uçağın mülkiyetini doğruladıktan sonra, park ücretini ödeyerek, uçağı bulunduğu yerden kaldırdı. Bir nakliye aracına yüklenen uçak, karayoluyla, Bengaluru’daki Kempegowda Uluslararası Havalimanı’na taşındı. Burada bakım teknisyenleri için uçuş dışı bir eğitim platformu olarak hizmet vermesi kararlaştırıldı.

1982 yılında fabrikadan çıkan 43 yaşındaki uçak, ilk sahibi olan Indian Airlines’e teslim edildi. 1998’den itibaren Alliance Air’de kiralık olarak uçmaya başlayan Boeing 737, 2007 yılında kargo uçağına dönüştürüldü ve Indian Airlines filosuna geri döndü. 2012 yılında gökyüzüne temelli veda etmeden önce ise ülkenin posta kurumu adına uçuşlar yaptı. Uçak, Pratt & Whitney JT8D motorlarından güç alan ve emekliye ayrılan son 10 uçaklık grupta tek Air India uçağıydı.
Havalimanı yetkilileri, Boeing 737-200’ün, son beş yılda Kalküta Havalimanı’ndan gönderilmesi sağlanan 14. terk edilmiş uçak olduğunu açıkladı.
AIRBUS A320’NİN YENİ SORUNU GÖVDE PANELLERİ
Geçtiğimiz hafta, yoğun güneş radyasyonuna maruz kalan A320 ailesi uçaklarının uçuş kontrol yüzeylerini kontrol eden ELAC bilgisayarındaki yazılımın güncellemesi sorunuyla yüzleşen Avrupalı imalatçı Airbus, bu haftayı ise A320 uçaklarının gövde panelleri üzerinde tespit edilen endüstriyel kalite kusurunun detaylarını araştırarak geçirdi.
Reuters’ta yer alan habere göre, şüpheli üretim kusuru, Airbus’ın kısa vadede teslim edeceği bazı uçakların teslimat sürelerinin ötelenmesine neden oldu. Yüzlerce uçağın denetlenmesini gerektiren gövde paneli hatası nedeniyle, Avrupalı üretici, 2025 yılına ait ticari uçak teslimat hedefini düşürmek zorunda kaldı.

Gövde panelindeki kusurun, şirketin tedarikçilerinden Sofitec Aero tarafından gerçekleştirilen üretim sürecindeki toleranslarla ilgili olduğu ve yanlış kalınlığa sahip parçaları içerdiği biliniyor. 168’i halihazırda hizmette olan, toplam 628 uçağın incelenmesini gerektiren kusura sahip yaklaşık 250 uçak, şu an son montaj hattında bulunuyor. Tespit edilen kusurla ilgili herhangi bir onarım işleminin üç ila beş hafta sürebileceği belirtiliyor.
Bu yeni keşif, uçak üreticisinin, oldukça iddialı olan yıllık teslimat hedefine ulaşmak için ekstra yoğun çalıştığı bir dönemde, operasyonel baskıyı artırdı. Airbus, Kasım ayında 72 uçağı müşterilerine teslim ederek, 2025 yılındaki toplam teslimat sayısını 657’ye çıkardı. Şirketin, yılın başında belirlediği 825 teslimat hedefine ulaşması için, Aralık ayı içinde müşterilerine 168 uçak teslim etmesi gerekiyordu. Ancak Airbus, A320 Ailesi uçaklarının teslimat akışını etkileyen gövde panellerindeki kalite sorununu gerekçe göstererek, 2025’e ilişkin teslimat hedefini 790’a düşürdü. Şirket tarihinde bugüne kadar Aralık ayında yapılan en yüksek teslimat, 2019 yılındaki 138 uçak ile yapıldı. Airbus’ın 2025 hedefini tutturması için Aralık ayında 133 teslimat yapması gerekiyor.
Airbus’ın büyük bir teslimat rekoru kırmak istediği bir dönemde, arka arkaya yaşadığı iki farklı teknik aksaklık, sektörde pek olumlu karşılanmadı. Avrupalı imalatçının bu sorunlar karşısında nasıl bir reaksiyon vereceği büyük bir merak konusu.
KAYIP MALEZYA UÇAĞI YENİDEN ARANMAYA BAŞLANACAK
Malezya Havayolları’nın 2014 yılında MH370 sefer sayılı Kuala Lumpır-Pekin seferi sırasında kaybolan ve tarihin en büyük havacılık gizemlerinden biri hâline gelen Boeing 777 uçağı için arama çalışmaları yeniden başlıyor. Malezya hükümeti, 11 yılı aşkın süredir devam eden belirsizliği sonlandırmak amacıyla deniz tabanı araştırmalarının yıl bitmeden tekrar başlatılacağını duyurdu.

Boeing 777-200ER tipi dev yolcu uçağı, 8 Mart 2014’te Kuala Lumpur–Pekin seferini yaparken 227 yolcu ve 12 mürettebatla birlikte radardan kaybolmuştu. Kalkıştan sadece 38 dakika sonra, Güney Çin Denizi üzerinde uçarken, hava trafik kontrol ekranlarından kaybolan 777, bir saat boyunca askeri radar tarafından takip edilmeye devam etti; daha sonra radar menzilinden çıktı. Bugüne kadar, 777’ye ait olduğu düşünülen, yalnızca bazı küçük parçalar bulunabildi. Ancak ana gövde ve enkazın büyük kısmı hâlâ kayıp.
777’yi aramak için yürütülen çalışmalar kapsamında:
- 120.000 km² deniz alanı tarandı,
- Yüz milyonlarca dolar harcandı,
- 2018’de Ocean Infinity tarafından “bulunursa ödenir” modeliyle ek bir arama yapıldı ancak hiçbir sonuç alınamadı.
Malezya hükümeti, Aralık 2024’te, deniz tabanı arama şirketi Ocean Infinity ile prensipte anlaştıklarını duyurdu. Taraflar, yaklaşık 70 milyon dolarlık bir “no find, no fee” anlaşması imzaladı. Yani şirket, yalnızca enkaza dair önemli bir tespit yapması hâlinde ödeme alacak.
2025’in ilk aylarında başlatılan arama çalışmaları, kötü hava koşulları nedeniyle durduruldu. Malezya hükümeti, derin deniz aramalarının 30 Aralık’ta yeniden başlanacağını açıklarken; Ocean Infinity’nin, toplam 55 gün sürecek arama operasyonlarına, yeni veriler doğrultusunda belirlenen yüksek olasılıklı bölgelerde devam edeceğinin altını çizdi.
Önceki geniş çaplı aramalarda 200 bin km²’ye kadar alan taranmıştı. Bu kez 15 bin km²’lik daha net bir bölge hedefleniyor. Arama bölgesi, hükümetin “inandırıcı yeni veriler” olarak tanımladığı bilgilere göre belirlendi. Ocean Infinity’nin çalışmaları kendisinin finanse edecek olması, şirketin bu bölgeden umutlu olduğunun işareti olarak yorumlanıyor.

Uçağın bulunması yalnızca uçaktaki yolcuların aileleri için değil, küresel havacılık emniyeti açısından da kritik önem taşıyor. Boeing 777’nin hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolması, yıllardır hem uzmanları hem kamuoyunu şaşırtan bir durum. Uzmanlara göre enkazın durumu, uçağın suya çarpma şekline bağlı olarak değişebilir. Enkazın tek parça hâlinde batmış olabileceği gibi binlerce parçaya ayrılmış halde de bulunabileceği düşünülüyor.
Eski Avustralya Başbakanı Tony Abbott, Malezya hükümetinin en üst düzey isimlerinin, en başından beri pilotun cinayet-intihar ettiğini düşündüklerini söyledi.
Araştırmacılar, Kaptan Pilot Zaharie Ahmad Shah’ın uçağı kasten düşürmüş olma ihtimalini araştırdı: Bu iddianın nedeni, pilotun evdeki uçuş simülatöründe bazı senaryoları test etmiş ve silmiş olmasıydı. Ancak, uçağın kaybolmasına neyin sebep olduğu konusunda birbiriyle çelişen başka teoriler de var:
2005 yılında Helios Airways kazasında, 737’nin düşmesine benzer şekilde, hipoksi nedeniyle mürettebatın bilincini kaybetmesi, 2009 yılında Air France’nin Rio de Janeiro-Paris seferi yapan A330’un girdiği şekilde stala girmesi ve pilotların uçağı kurtaramaması, 2010 yılında Birleşik Arap Emirlikleri’nde UPS’e ait Boeing 747-400 uçağının başına gelenlere benzer şekilde uçağın kargo bölümünde yangın çıkması veya terör saldırısı gibi ihtimallerin üzerinde de duruluyor
ŞANGAY’DAN BUENOS AIRES’E 29 SAATLİK UÇUŞLAR BAŞLADI!
China Eastern Havayolları, tek aktarmayla gerçekleştirilen dünyanın en uzun tarifeli yolcu uçuşunu başlatarak, havacılık tarihinde yeni bir sayfa açtı. 4 Aralık’ta Shanghai’den Buenos Aires’e, Auckland aktarmalı olarak ilk uçuşunu gerçekleştiren havayolu, yeni uçuş hattında, 19.681 km mesafe ve 29 saate varan blok uçuş süresiyle dünya rekorunu ele geçirdi.

Bu unvan daha önce Bangkok aktarmalı olarak Nouméa–Paris uçuşu gerçekleştiren Aircalin’e aitti.
Bazı havacılık tutkunları, Venezüella merkezli Conviasa’nın yaptığı Guangzhou–Caracas hattını bu listenin zirvesine koysa da bu uçuş, çoğu zaman Moskova üzerinden tek aktarmalı gerçekleştiriliyor gibi görünse de uçak genellikle Porlamar’a da iniş yaptığı için “tek aktarmalı” kategorisine girmiyor. Aynı şekilde Nijeryalı Air Peace’in Karayipler’e yaptığı çok duraklı özel uçuşlar da tarifeli olmadığı için bu listeye dahil edilmiyor.
China Eastern, yeni yıl tatili ve Güney Yarımküre’nin yaz sezonuna yetişecek şekilde hattın açılışını yaptı ve haftada iki kez bu rotada uçmaya başladı. Uçuşlar, havayolunun filosundaki en yüksek kapasiteli uçak olan, üç sınıfta 316 koltuk bulunduran Boeing 777-300ER ile gerçekleştiriliyor. 777-300ER’in geniş kargo kapasitesi de özellikle bu uzun mesafeli hatta kritik rol oynuyor.
Uçuşun Auckland – Buenos Aires bacağında, 5. trafik hakları geçerli olduğundan, iki şehir 2020’den bu yana ilk kezyeniden doğrudan bağlantı kazanmış oldu. Air New Zealand pandemi nedeniyle bu hatta operasyonlarını durdurmuştu. Buenos Aires’ten Shanghai’e dönüş uçuşunun başlangıç saati sabaha karşı 02.00. Toplamda 29 saat sürecek bir yolculuğa bu saatte başlamanın yolcular için çok zorlayıcı olduğu yorumları yapılıyor.

Öte yandan SkyTeam üyesi China Eastern, tarihinde ilk kez Güney Amerika’ya yolcu uçuşu gerçekleştirmiş oldu. Böylece Air China’nin Madrid aktarmalı gerçekleştirdiği Pekin–São Paulo uçuşlarının ardından, Uzak Doğu’dan Güney Amerika’ya aktif tarifeli uçuş yapan havayolu sayısı ikiye çıktı.
Arjantin’de yaşayan Çin’de doğmuş 50 binden fazla kişi ile Çin kökenli 350 binden fazla kişnin varlığı, Arjantin’de pazarı giderek büyütüyor. Eylül 2024 ile Eylül 2025 arasındaki dönemde Çin–Buenos Aires arasında 96.000 yolcu çift yönlü uçtu. Bunların 26.000’i Shanghai–Buenos Aires hattını kullandı ve bu segment en yoğun pazar oldu. Ayrıca Arjantin vatandaşları için Çin’e 30 güne kadar vizesiz giriş hakkının başlamasının, talebi daha da büyütmesi bekleniyor.
2025 yılında iki şehir arasında sadece 9.000 yolcu seyahat etti. Bunların çoğu LATAM ilr Santiago aktarmalı uçtu. Oysa 2019’da sayı 31.000 idi. Pazarın yeniden canlanması için ciddi potansiyel bulunuyor. Auckland–Buenos Aires uçuşlarında tek yön bilet fiyatı 1.661 USD’den başlıyor. Bu da China Eastern’ın fiyat indirme baskısı olmadan yüksek gelir elde edebilmesine olanak tanıyor.
KÖRFEZ ÜLKELERİ KENDİ HAVACILIK OTORİTESİNİ KURUYOR!
Körfez İşbirliği Konseyi’ne (GCC) üye altı ülke — Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri — ortak bir havacılık otoritesi kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Açıklama, GCC Genel Sekreteri Jasem Mohamed Al Budaiwi tarafından 3 Aralık 2025’te Bahreyn’de düzenlenen 46. GCC Zirvesi sonrasında yapıldı.

Yeni kurulacak Birleşik Havacılık Otoritesi, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli olacak şekilde yapılandırılacak ve iki temel görevi üstlenecek:
- Birleşik Üst Hava Sahası Yönetim Çerçevesi’nin hayata geçirilmesi
- Bölgedeki İleri Hava Mobilite (AAM) projelerinin koordinasyonu ve düzenlenmesi
Bu adımla GCC, Avrupa Birliği’nin EASA ile uyguladığı ortak havacılık denetimi modeline benzer bir yapıya kavuşacak. Ortak otoritenin, operasyonel süreçleri ve regülasyonları tek çatı altında toplayarak bölgedeki hava taşımacılığı büyümesini hızlandırması bekleniyor.
2025 yılı itibarıyla GCC bölgesinde, 23 uluslararası havalimanı ve 17 havayolu şirketi faaliyet gösteriyor. Üye ülkelerin tamamı, havacılığı ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri olarak görürken, yolcu trafiğini artırmaya yönelik uzun vadeli stratejiler üzerinde çalışıyor.
Hava sahalarının birleşmesi, GCC ülkelerinin sınır kontrollerini sadeleştirme yönündeki çeşitli girişimlerinden sadece biri. Bu kapsamda, hâlihazırda BAE ile Bahreyn arasında test edilen tek duraklı sınır kontrol sisteminin, yakın gelecekte tüm üye ülkelerde uygulanması hedefleniyor. Bu sistem sayesinde GCC vatandaşları, bölge içi seyahatlerinde sınır kontrollerinden yalnızca bir kez geçecek.











