Letonya’nın bayrak taşıyıcısı airBaltic, borçlarını yeniden yapılandırmak amacıyla ABD’de Chapter 11 korumasına başvurdu. Hava yolu, uçuşların ve bilet satışlarının normal şekilde sürdüğünü açıkladı. Şirket, süreç boyunca faaliyetlerini finanse etmek için 350 milyon Euroluk yeni kaynak sağlamayı planlıyor.
Avrupa havacılık sektöründe dikkat çekici bir yeniden yapılandırma süreci başladı. Letonya’nın ulusal hava yolu airBaltic, mali yapısını güçlendirmek ve borçlarını yeniden düzenlemek amacıyla ABD’de Chapter 11 iflas korumasına başvurdu. Başvuru, 14 Eylül 2026’da New York Güney Bölgesi İflas Mahkemesi’ne yapıldı.

AirBaltic’e bağlı airBaltic Training ve Baltijas Kravu Centrs (Baltic Cargo Center) şirketleri de yeniden yapılandırma sürecine dahil edildi.
Şirket, Chapter 11 sürecinin yaklaşık Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını hedefliyor. Ancak yolcular açısından en önemli mesaj şu: AirBaltic uçuşlarını durdurmadı.
Şirket, tarifeli seferlerin, bilet satışlarının ve gelecek dönem uçuş planlamasının normal şekilde devam ettiğini açıkladı.
Chapter 11 ne anlama geliyor?
ABD’deki Chapter 11 sistemi, mali sıkıntı yaşayan şirketlerin doğrudan tasfiye edilmesi yerine faaliyetlerini sürdürürken borçlarını yeniden yapılandırmasına olanak tanıyor.
Bu süreçte şirket;
- Borçlarını yeniden müzakere edebiliyor,
- Bazı sözleşmeleri değiştirebiliyor,
- Finansman sağlayabiliyor,
- Alacaklılarla yeni ödeme planları oluşturabiliyor,
- Operasyonlarına devam edebiliyor.
Bu nedenle Chapter 11 başvurusu klasik anlamdaki “şirket kapandı” veya “uçuşlar sona erdi” şeklinde yorumlanmamalı.
AirBaltic de özellikle yolculara yaptığı açıklamada operasyonların sürdüğünü vurguluyor.
AirBaltic neden ABD’de başvuru yaptı?
AirBaltic bir Letonya şirketi olmasına rağmen yeniden yapılandırma için ABD’deki Chapter 11 sistemini tercih etti.
Şirket, mali yükümlülüklerinin önemli bölümünün uluslararası nitelikte olduğunu ve Chapter 11’in küresel şirketler tarafından sık kullanılan, yerleşik bir yeniden yapılandırma mekanizması olduğunu belirtiyor.
Avrupa’dan daha önce benzer yolu izleyen hava yollarından biri de SAS Scandinavian Airlines olmuştu.
SAS, Chapter 11 kapsamında kapsamlı bir borç ve sermaye yeniden yapılandırması gerçekleştirmiş ve faaliyetlerine devam etmişti.
CEO: Uçuyoruz, bilet satıyoruz
AirBaltic Başkanı ve CEO’su Erno Hildén, şirketin temel önceliğinin operasyonları kesintisiz sürdürmek olduğunu belirtti.
Hildén, yeniden yapılandırma sürecinin yeni iş planıyla birlikte yürütüleceğini ve yolcular açısından operasyonların normal şekilde devam edeceğini vurguladı.
Şirket aynı zamanda gelecek uçuş programlarını planlamaya ve satışa sunmaya devam ediyor.
AirBaltic’in kendi rezervasyon sisteminde Riga–İstanbul uçuşlarının 2027 yaz dönemine kadar satışta olması da operasyonların sürdüğünü gösteriyor.
350 milyon avroluk yeni finansman planlanıyor
Chapter 11 sürecinin en kritik unsurlarından biri şirketin faaliyetlerini finanse etmek için sağlayacağı yeni kaynak.
AirBaltic, yaklaşık 350 milyon avroluk Debtor-in-Possession (DIP) finansmanı için taahhüt aldığını açıkladı.
DIP finansmanı, Chapter 11 sürecindeki şirketlerin günlük faaliyetlerini sürdürebilmeleri için kullanılan özel bir finansman türü.
Söz konusu kaynağın faiz oranının yaklaşık yüzde 12 olması bekleniyor.
Ancak finansmanın yürürlüğe girebilmesi için ABD iflas mahkemesinin onayı gerekiyor.
Şirket, operasyonlardan elde edilen nakitle birlikte bu finansmanın yeniden yapılandırma boyunca yeterli likidite sağlayacağını düşünüyor.
AirBaltic’in borcu ne kadar?
Reuters’ın aktardığı verilere göre airBaltic’in yaklaşık 583 milyon dolarlık borcu bulunuyor.
Şirketin ayrıca vergi ve çeşitli ücretlerden kaynaklanan yaklaşık 106 milyon avroluk yükümlülüğü olduğu bildiriliyor.
AirBaltic, yeniden yapılandırma sonucunda yıllık kârlılığında yaklaşık 44 milyon avroluk iyileşme sağlamayı hedefliyor.
Bu amaçla filodan personel yapısına, uçuş ağından wet-lease faaliyetlerine kadar şirketin birçok alanında değişiklik yapılması bekleniyor.
AirBaltic’in mali sorunları neden büyüdü?
AirBaltic’in mali sıkıntılarının arkasında tek bir neden bulunmuyor.
Şirket son yıllarda hızlı büyüdü ve filosunu tamamen Airbus A220 üzerine kurdu.

Bu strateji operasyonel olarak modern ve verimli bir filo yaratsa da bazı beklenmedik sorunlar ortaya çıktı.
Özellikle Pratt & Whitney GTF motorlarında yaşanan powder-metal sorunu, çok sayıda Airbus A220’nin uzun süre bakımda kalmasına neden oldu.
AirBaltic de bu krizden en fazla etkilenen A220 operatörlerinden biri oldu.
Uçakların yerde kalması şirketin kapasitesini düşürürken, yerine başka hava yollarından uçak kiralanması gibi ek maliyetler ortaya çıkardı.
Yakıt fiyatlarındaki artış yeni darbe oldu
2026’da küresel enerji fiyatlarında yaşanan keskin artış airBaltic üzerindeki baskıyı daha da büyüttü.
Reuters’a göre İran savaşı nedeniyle jet yakıtı fiyatlarındaki sert yükseliş, Avrupa’daki daha küçük ve mali yapısı zayıf hava yollarını özellikle etkiledi.
AirBaltic’in yakıt maliyetlerinin önemli bölümünü hedge etmemiş olması da fiyat artışlarının etkisini büyüttü.
Bu gelişmeler şirketin likidite ihtiyacını artırdı ve daha önce planlanan finansman girişimlerinin yetersiz kalmasına neden oldu.
Filo 56 uçaktan 36’ya kadar düşürülebilir
AirBaltic son yıllarda dünyanın en büyük Airbus A220 operatörlerinden biri haline geldi.
Şirketin mevcut filosunda yaklaşık 56 Airbus A220-300 bulunuyor.
Reuters’a göre bunların 54’ü aktif operasyonlarda kullanılırken şirket yeniden yapılandırma kapsamında filoyu 2026 sonuna kadar yaklaşık 36 uçağa düşürmeyi planlıyor.
Bu oldukça ciddi bir kapasite azaltımı anlamına geliyor.
Filo küçülmesi;
- Bazı hatların kapanması,
- Uçuş sıklıklarının azaltılması,
- Wet-lease operasyonlarının küçültülmesi,
- Daha fazla operasyonun Riga merkezine taşınması
sonucunu doğurabilir.
Neden Riga yeniden merkeze alınıyor?
AirBaltic uzun süredir yalnızca Letonya’dan değil, Vilnius ve Tallinn gibi diğer Baltık merkezlerinden de geniş operasyonlar gerçekleştiriyor.
Ancak şirket yeni iş planında Riga merkezini yeniden temel operasyon noktası haline getirmeyi amaçlıyor.
Bu strateji, daha düşük maliyetle daha güçlü bir aktarma merkezi yaratmayı hedefliyor.
Dolayısıyla yeniden yapılandırmanın ardından airBaltic’in daha küçük ama daha odaklı bir uçuş ağıyla faaliyet göstermesi bekleniyor.
Personel sayısı da azalabilir
Filo ve kapasite küçülmesi doğal olarak çalışan sayısını da etkileyebilir.
CEO Erno Hildén, şirketin sendikalarla personel azaltımı konusunda görüşmelere başladığını açıkladı.
Hildén’e göre küçülen kapasite daha küçük bir çalışan organizasyonu gerektirecek.
Kaç kişinin işten çıkarılacağı henüz açıklanmış değil.
AirBaltic’in 3 binden fazla çalışanı bulunuyor.
Lufthansa’nın airBaltic’te hissesi var
AirBaltic’in mülkiyet yapısı da yeniden yapılandırmayı önemli hale getiriyor.
Reuters’a göre Letonya devleti airBaltic’in yaklaşık yüzde 88,37’sine sahip.
Alman Lufthansa Grubu ise şirkette yaklaşık yüzde 10 pay bulunduruyor.
Dolayısıyla airBaltic’in geleceği yalnızca Letonya açısından değil, Avrupa’daki büyük hava yolu grupları açısından da yakından takip ediliyor.
Letonya hükümeti aynı zamanda şirket için yeni bir stratejik yatırımcı arayışını sürdürüyor.
AirBaltic neden Letonya için bu kadar önemli?
AirBaltic klasik bir ticari hava yolu olmanın ötesinde Letonya’nın uluslararası bağlantılarında stratejik role sahip.
Riga Havalimanı’nın Avrupa’ya açılan ana taşıyıcısı olan şirket, Baltık ülkelerini Avrupa’nın büyük merkezlerine bağlıyor.
AirBaltic’in tamamen ortadan kalkması durumunda Letonya’nın uluslararası hava bağlantılarında ciddi kapasite kaybı yaşanabilir.
Bu nedenle şirket yönetimi ve Letonya hükümeti yeniden yapılandırmanın temel amaçlarından birinin ülkenin hava bağlantılarını korumak olduğunu vurguluyor.
Türkiye açısından ne anlama geliyor?
AirBaltic’in Chapter 11 başvurusu Türkiye’deki yolcular açısından da önemli çünkü şirket Riga ile İstanbul arasında tarifeli seferler gerçekleştiriyor.
AirBaltic’in kendi rezervasyon sisteminde Riga–İstanbul uçuşları halen satışta.
Hatta şirketin internet sitesinde 2027 ilkbahar ve yaz ayları için de İstanbul uçuşlarında bilet satışı devam ediyor.
Dolayısıyla mevcut durumda:
İstanbul uçuşlarının durdurulduğuna ilişkin bir açıklama bulunmuyor.
Türkiye’den airBaltic ile seyahat planlayan yolcuların sırf Chapter 11 başvurusu nedeniyle biletlerini iptal etmeleri gerektiğini gösteren bir durum yok.
Türkiye’den bilet alan yolcular ne yapmalı?
Chapter 11 sürecinde operasyonlar devam ettiği için mevcut rezervasyonların normal şekilde kullanılması bekleniyor.
Ancak önümüzdeki aylarda ağ küçülmesi planlandığı için özellikle ileri tarihli seyahatleri bulunan yolcuların rezervasyonlarını düzenli olarak kontrol etmeleri faydalı olabilir.
Yolcuların;
- Uçuş saatlerini,
- Sefer numarasını,
- Program değişikliklerini,
- Aktarma sürelerini,
- İptal veya değişiklik bildirimlerini
airBaltic’in resmi kanallarından takip etmeleri öneriliyor.
Şirket herhangi bir uçuşu iptal ederse Avrupa Birliği yolcu hakları kuralları kapsamında yeniden yönlendirme veya para iadesi gibi yükümlülükler gündeme gelebilir.
Chapter 11 başvurusu biletleri geçersiz kılar mı?
Hayır.
Bir hava yolunun Chapter 11 başvurusunda bulunması, satılmış uçak biletlerinin otomatik olarak geçersiz hale gelmesi anlamına gelmiyor.
AirBaltic operasyonlarına devam ettiği sürece mevcut biletler geçerliliğini koruyor.
Asıl fark, şirketin finansal yükümlülüklerinin mahkeme denetimi altında yeniden düzenlenmesi.
Dolayısıyla yolcu açısından en kritik unsur, uçuşun planlandığı şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği.
Uçuşlar iptal edilirse yolcuların hakları ne?
AirBaltic bir Avrupa Birliği hava yolu olduğu için birçok uçuşu EU261 yolcu hakları düzenlemesi kapsamında.
Hava yolu tarafından bir uçuş iptal edilirse yolcular duruma göre;
- Bilet ücretinin iadesini,
- Alternatif uçuşla yeniden yönlendirmeyi,
- Belirli koşullarda konaklama ve yemek desteğini,
- Şartlar oluşuyorsa tazminatı
talep edebilir.
Ancak Chapter 11 gibi mali yeniden yapılandırmaların tazminat süreçlerinde nasıl uygulanacağı somut uçuş ve iptal nedenine göre değişebilir.
A220 motor krizi neden airBaltic’i bu kadar etkiledi?
AirBaltic’in filosunun tamamının tek uçak tipinden oluşması normal şartlarda önemli maliyet avantajı sağlıyor.
Pilot, bakım, yedek parça ve eğitim sistemlerinin tek tipe odaklanması maliyetleri düşürüyor.
Ancak aynı zamanda büyük bir risk yaratıyor:
Tek uçak tipinde yaygın teknik sorun ortaya çıktığında filonun büyük bölümü aynı anda etkilenebiliyor.
Pratt & Whitney GTF motorlarında yaşanan sorun tam olarak bunu yaptı.
AirBaltic dönem dönem çok sayıda A220’yi aynı anda yerde tutmak zorunda kaldı ve operasyonlarını sürdürebilmek amacıyla başka hava yollarından wet-lease uçaklar kullandı.
Bu durum şirketin maliyetlerini ciddi biçimde artırdı.
Wet-lease operasyonları da değişecek
AirBaltic son yıllarda Lufthansa Grubu başta olmak üzere farklı Avrupa hava yollarına uçak ve ekip sağlayan önemli bir ACMI/wet-lease operatörü haline geldi.
Wet-lease modelinde hava yolu uçağı;
- Pilotları,
- Kabin ekibini,
- Bakım hizmetlerini,
- Sigortayı
birlikte başka bir hava yoluna sağlıyor.
CEO Hildén, yeniden yapılandırmada bu iş kolunun da gözden geçirileceğini açıkladı.
Bu nedenle airBaltic A220’lerinin başka Avrupa hava yolları adına gerçekleştirdiği uçuşların sayısında da değişiklik olabilir.
350 milyon avroluk finansmanın maliyeti yüksek
AirBaltic’in planladığı 350 milyon avroluk DIP finansmanı şirketin ayakta kalması için kritik olsa da ucuz bir kaynak değil.
Yaklaşık yüzde 12 faiz oranı, hava yolunun mali sıkıntısının yarattığı risk primini gösteriyor.
Buna rağmen Chapter 11 kapsamında sağlanan bu tür finansmanlar genellikle diğer alacaklara göre daha güçlü hukuki korumaya sahip oluyor.
Bu nedenle yatırımcılar mali sıkıntı içindeki şirketlere yeniden yapılandırma döneminde finansman sağlayabiliyor.
Haziran 2027 kritik tarih
AirBaltic yönetiminin hedefi Chapter 11 sürecini Haziran 2027 civarında tamamlamak.
Bu süre içinde şirketin;
- Borçlarını yeniden yapılandırması,
- Filoyu küçültmesi,
- Uçuş ağını sadeleştirmesi,
- Personel maliyetlerini azaltması,
- Wet-lease operasyonlarını gözden geçirmesi,
- Yeni finansman sağlaması
gerekecek.
Başarılı olunması halinde airBaltic daha küçük fakat daha sürdürülebilir bir şirket olarak Chapter 11’den çıkabilir.
AirBaltic’in Chapter 11 başvurusu Avrupa havacılığı için uyarı mı?
AirBaltic vakası, Avrupa’daki küçük ve orta ölçekli hava yollarının karşı karşıya olduğu mali baskıyı da ortaya koyuyor.
Jet yakıtındaki hızlı yükseliş, uçak ve motor bakım maliyetleri, yüksek faizler ve jeopolitik riskler büyük hava yolu gruplarına kıyasla küçük taşıyıcıları daha sert etkileyebiliyor.
Reuters’ın analizine göre sektör yöneticileri ve analistler, 2026-2027 kış döneminin özellikle daha küçük Avrupa hava yolları açısından zorlu geçebileceği görüşünde.
Wizz Air CEO’su József Váradi de airBaltic’in başvurusunun ardından sektörde daha geniş bir konsolidasyon veya şirket başarısızlıkları dalgasının görülebileceği uyarısında bulundu.
“AirBaltic battı” demek doğru değil
Chapter 11 haberlerinde en fazla karıştırılan konu terminoloji.
AirBaltic iflas korumasına başvurdu, ancak bu şirketin kapandığı veya uçaklarının yere indirildiği anlamına gelmiyor.
Daha doğru ifade: AirBaltic borçlarını mahkeme gözetiminde yeniden yapılandırıyor. Şirket uçmaya, bilet satmaya ve yolcu taşımaya devam ediyor.
Önümüzdeki ayların belirleyici konusu ise bu yeniden yapılanmanın ne kadar derin olacağı.
Filo 36 uçağa kadar küçülür, çalışan sayısı azaltılır ve bazı hatlardan çıkılırsa bugün bildiğimiz airBaltic daha küçük bir şirkete dönüşebilir.
Ancak plan başarılı olursa Chapter 11, hava yolunun kapanmasının değil, tam tersine uzun vadede faaliyetlerini sürdürmesinin yolu olabilir.
Türkiye’deki yolcular açısından ise şimdilik en somut bilgi şu: Riga–İstanbul seferleri satışta ve airBaltic uçmaya devam ediyor.












