Havacılık Sektörünü Karbondan Arındırmak Gerçekten Mümkün mü?

Havacılık ve denizcilik endüstrilerinin karbondan tamamen arındırılması oldukça zor görünüyor. Ancak mevzuattaki değişimler, karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltabilir.

Hava ve deniz yoluyla ulaşım, genellikle fosil yakıtlarla çalışan motorlara bağlı durumda. Bu da CO₂ emisyonlarını artırıyor. Karayolu taşımacılığı, ulaşım kaynaklı emisyonların büyük kısmını oluşturmaya devam ediyor olsa da GlobalData tarafından yapılan bir analize göre, nakliye ve havacılık kaynaklı emisyonların oranı sırasıyla %12 ve %11 olarak görünüyor.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) havacılık izleme verileri, yıllık petrol kaynaklı emisyon artışının yaklaşık yarısının havacılık endüstrisinden kaynaklandığını ortaya çıkardı. Havacılık sektörü ayrıca 2022’de küresel CO₂ emisyonlarının %2’sini oluşturdu. 2020’de yaşanan Covid-19 krizi nedeniyle talebin önemli ölçüde azalmasının ardından; havacılık sektöründe durum hızla, pandemi öncesi seviyelere dönüyor.

Pandemi sonrası CO₂ emisyonları, 800 milyon tona, yani pandemi öncesi seviyelerin neredeyse %80’ine ulaşmış durumda. Fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan doğrudan CO₂ emisyonları 2020’de 600 milyon tonun altına düşmüştü. 2019’daki emisyon değeri ise 1 milyar tona ulaşmıştı.

Avrupalılar, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından gaz tüketimini azaltmanın yollarını ararken, kömür kullanımındaki artış, üretilen emisyonları artırdı. Bu durum, doğal gaz emisyonlarındaki %1,6’lık düşüşü fazlasıyla telafi etti. Petrolden kaynaklanan emisyonlar %2,5 oranında artarken, henüz salgın öncesi seviyelere ulaşamadı.

Taşımacılıkta, özellikle de elektrikli araçlarda yenilenebilir kaynaklara olan talep artmaya devam ediyor. Ancak yine de havacılık sektörü, karbondan arındırılma konusunda henüz gerçek bir ilerleme kat edemedi.

Uzun mesafeli seyahatler için, yüksek enerji yoğunluğu gereklilikleri, geleneksel yakıtların değiştirilmesinin önündeki temel engel gibi görünüyor. Bu durum, havacılık sektörünü, karbondan arındırılması en zor sektörler ligine sokmak için yeterli.

Havacılığı karbondan arındırmaya yönelik ilk adımlar

Hiçbir teknoloji, sektörün karbondan arındırılma mücadelesine sihirli bir çözüm sağlayamazken, bazıları umut verici işaretler gönderiyor. GlobalData tarafından hazırlanan bir rapora göre, elektrifikasyon, sürdürülebilir havacılık yakıtları gibi alternatif yakıtlar, hidrojen yakıt hücreleri ve karbon yakalama, kullanım ve depolama (CCUS) gibi teknolojiler, karbondan arındırma potansiyeli gösteriyor. Ancak havacılık sektöründe alternatif yakıtları benimseme fırsatları oldukça sınırlı. Karayolu taşıtlarının aksine, elektrifikasyonun da havacılığı karbondan arındırma kapasitesi bir yerde tıkanıyor.

Karbon bazlı e-yakıtlar veya sentetik yakıtlar, sudan hidrojen üretmek ve karbondioksit eklemek için yenilenebilir enerji kullanıyor. Biyoyakıtlar, yenilenebilir ve sürdürülebilir havacılık yakıtları (SAF) ve biyodizel yapımında kullanılabilen biyokütlenin (organik malzeme) işlenmesiyle üretiliyor.

Sürdürülebilir havacılık yakıtının büyümesi

Son yıllarda sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF), havacılığı karbondan arındırmanın en popüler yöntemlerinden biri haline geldi. Kerosen, havacılık yakıtı talebinin büyük kısmını oluştururken, SAF, sektörde tüketilen tüm havacılık yakıtlarının %0,1’inden azını oluşturabiliyor. SAF, uçaklardaki yakıt dağıtım ekipmanlarında küçük değişiklikler yapılarak, mevcut altyapı ile kullanılabiliyor. Bu yüzden üreticiler ve havayolları, SAF kullanılan uçuşları giderek daha fazla test ediyor.

Geçtiğimiz Haziran ayında TotalEnergies, 2030 yılına kadar 1,5 milyon ton SAF üretmeye yönelik yeni bir hedef açıkladı. Bu, o zamana kadar tüm dünyada oluşacak SAF pazarının %10’una karşılık geliyor. Şirket, Avrupa, ABD, Japonya ve Güney Kore merkezli yeni birimler de dahil olmak üzere, tüm üretim tesislerinde, 2028 yılına kadar yılda 500.000 milyon ton SAF üretmeyi planlıyor.

Hindistan’ın Petrol ve Doğal Gazdan Sorumlu Bakanı Hardeep Singh Puri, ülkenin 2025 yılına kadar iç hat havayolları için %1 SAF kullanımını zorunlu kılmayı planladığını söyledi.
Bazı Avrupa ülkeleri ve ABD’nin aksine, ülkenin SAF’yi yöneten herhangi bir politikası olmamasına rağmen, Hindistan hükümeti bunun havacılık sektörünün karbondan arındırılmasına yönelik önemli bir gelişme olduğu görüşünde. Puri, “Daha iddialı olmak gerekirse, eğer %5’lik bir SAF karışımı gibi bir hedef belirlersek, Hindistan’ın [yılda] yaklaşık 700 milyon litre SAF ihtiyacı oluşacak” ifadelerini kullanacak kadar gerçekçi.

Sürdürülebilir havacılık yakıtına duyulan açlık

Hükümet, Hindistan’ın sivil havacılık sektörünün 2019’da yaklaşık sekiz milyon ton havacılık yakıtı tükettiğini ve buna karşılık doğaya 20 milyon ton sera gazı saldığını açıkladı. Puri, Hindistan’daki SAF kullanım miktarının, en fazla %50 karışım koşulu dikkate alındığında, 2030 yılına kadar yılda 8 – 10 milyon ton civarında olacağını söyledi.

Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü, “2020’den itibaren karbon nötr büyüme” planı oluşturdu. Ancak bağımsız kuruluş Climate Action Tracker’a göre plan, şu an ile 2035 arasındaki uluslararası havacılık emisyonlarının yarısından azını kapsıyor. Bu nedenle herhangi bir “gerçek emisyon azaltımı” sağlaması da muhtemel değil.

2022’de Japonya, 2030 yılına kadar havacılık yakıtının %10’unun SAF’tan sağlanmasını zorunlu kılan bir yasa teklifinde bulundu. Aynı sıralarda Çin Sivil Havacılık İdaresi, ülkedeki sivil havacılık endüstrisinin yeşil, düşük karbonlu ve sürdürülebilir şekilde kalkınmasına yönelik bir yol haritası çizen, yeşil kalkınma planını tanıttı.

Kaynaklar: Airport Technology, Offshore Technology
adbanner