Havacılık Bülteni-249

EL AL’İN 41 YIL SONRA İLK CUMARTESİ UÇUŞU!

Filistinli Hamas Örgütü’nün İsrail’e yönelik düzenlediği saldırının ardından, Orta Doğu’da büyük bir savaş patlak verdi. Çatışmalar, havacılık sektörüne de büyük bir darbe vurdu. Neredeyse tüm uluslararası havayolları, İsrail’e yaptıkları uçuşları durdurma kararı alırken; İsrail’in ulusal havayolu El Al, 41 yıl sonra ilk kez Cumartesi günü uçuş yapma kararı aldı.

El Al, Yahudiler için kutsal kabul edilen Cumartesi günü yani Şabat’ta uçmama kuralını, New York ve Bangkok’taki yedek askerleri İsrail’e getirmek için yapacağı acil uçuşlar nedeniyle çiğnedi.

Havayolu tarafından yapılan resmi açıklamada, askeri çağrı emri alan yedek askerlerin yanı sıra güvenlik güçleri ile tıbbi ve kurtarma ekibi üyelerini getirmek için New York’tan bir, Bangkok’tan iki ve Madrid’den bir uçuş gerçekleştireceği duyuruldu. 1982’den bu yana ilk kez, Cumartesi günü uçuş yapma kararı alınmadan önce, yaşamın korunmasının diğer dini yasaların önüne geçtiğini söyleyen hahamlardan gerekli izinlerin alındığı da vurgulandı.

Uçuşa katılan asker ve görevlilerin ücretsiz olarak taşınacağı ve Boeing 787 ile gerçekleştirilen uçuşların maliyetini El Al Havayolları ve bazı büyük ABD’li finans kuruluşları karşıladı.

İsrail, Hamas ile girdiği savaş için yaklaşık 360.000 yedek askerini ülkeye çağırdı. Bu da 400 bin yedek askeringöreve çağırıldığı 1973 yılındaki Yom Kippur Savaşı’ndan bu yana, ülkedeki en büyük seferberlik olarak kabul ediliyor.

Geçtiğimiz Cumartesi gününden bu yana, neredeyse tüm uluslararası havayolları Tel Aviv uçuşlarını iptal etti. Dünyanın dört bir yanından İsrail’e gelen ve burada mahsur kalan turistlerin ülkelerine gönderilmesi ve yurtdışındaki İsraillilerin de evlerine geri döndürülebilmesinin yolları aranıyor. Bu kapsamda, El Al, Arkia ve Israir havayolu şirketlerine 5 milyar Dolarlık savaş koşulları sigorta garantisi verilmesi ve bu sigorta bedelinin artırılması için çalışmalar sürüyor.

Eğer devlet destekli garanti olmazsa, İsrailli havayollarının uluslararası sigortaları, poliçe şartları gereği, savaşın patlak verdiği 7 Ekim’den sonraki yedi gün içinde sona eriyor.

Yahudiler Cuma gün batımıyla başlayan ve cumartesi gecesine kadar devam eden Şabat adını verdikleri süreyi, mutlak bir iş görmezlik günü olarak kabul edip, o gün kendilerini ibadete adıyor. Bu sürede ülkede neredeyse hayat duruyor. EL AL Havayolları da 1982’den bu yana Cumartesi günleri uçmuyor. Havayolunun uçuş programında her hafta 24 saatten fazla bir süre boşluk olarak bırakılıyor. Cumartesi günleri İsrail’deki uçaklar yere indirilirken; dış istasyonlardaki uçaklar da 24 saatten fazla süre bulunduğu yerde park halinde bekliyor.

Bu politikayı sürdürmek, havayolu için ekonomik ve lojistik açıdan oldukça güç. Uçaklar park halindeyken para kazandırmıyor. Havayolunun gelir elde etmek için rakiplerine göre %15 daha az zamanı kalıyor. Ayrıca uçuş operasyonlarında yaşanabilecek herhangi bir aksamanın Şabat’ta havada olma sonucu doğurma ihtimalini sıfırlayabilmek için uçuş planlamalarına ekstra blok zamanlar da ekleniyor. Hava koşullarında bir olumsuzluk veya uçaklarla ilgili teknik bir problem yaşanırsa, havayolu Şabat’ta uçmamak için, uçuşu tamamen iptal etme kararı alıyor. Havayolu endüstrisindeki çok ince marjlar göz önüne alındığında, bu durum, havayolunun kârlılığı ve finansal tablosu için büyük bir darbe anlamına geliyor. EL AL, bu politikayı o kadar ciddiye alıyor ki geçmişte bazı uçuşlarında, Şabat süresinde havada kalmamak için, başka destinasyonlara acil iniş yapılan durumlar da yaşandı.

PILATUS PC-24 YENİDEN YARATILDI!

İsviçreli uçak üreticisi Pilatus Aircraft, PC-24 iş jetine, taşıma kapasitesini ve menzilini artıran geniş kapsamlı bir güncelleme yapıldığını duyurdu. Uçakta 1.000’den fazla değişiklik yapılırken; şimdiye kadarki en iyi PC-24’ü ortaya çıkarmak için mühendislik yetenekleri maksimum düzeyde kullanıldı.

Yapılan geliştirmeler ile PC-24’ün menzili 370 km uzatılırken, alabileceği yakıt miktarı 272 kg artırılarak, 596 kg oldu. Uçağın taşıyabileceği maksimum yük kapasitesi ise 1.406 kilograma yükseldi.

Pilatus bu değişikliklerin, kanat ve gövdedeki yapısal elemanların optimize edilmesi sayesinde yapıldığını açıkladı. Bu sayede uçağın boş ağırlığı azaltırken aynı zamanda maksimum kalkış ağırlığı limiti artırılmış oldu.

Performans parametreleri iyileştirilen PC-24, bakımların ne zaman yapılması gerektiğine karar verilmesine yönelik daha özel veri iletim sistemine de kavuşturuldu. Bu sistem sayesinde, uçak, verilerini her inişten sonra otomatik olarak Pilatus’a iletecek. Pilatus bu verileri analiz edecek ve operatörlere proaktif bakım önlemleri önerecek. Böylece bakım maliyetleri azaltılacak.

PC-24 uçakları, yolcu deneyimi tarafında da teknolojik iyileştirmelerle donatıldı. Gürültü emici paneller sayesinde daha sessiz bir kabin, iyileştirilmiş depolama alanları ve Lufthansa Technik tarafından geliştirilen, yolculara gelişmiş ses ve video deneyimi sağlayan yeni entegre Kabin Yönetim Sistemi (iCMS) de artık uçaktaki standart özellikler haline gelecek. Bu sistem ile 3D hareketli haritaya sahip 10 inç dokunmatik ekran, subwoofer seçeneği olan dört adet yüksek kaliteli hoparlör, ortam aydınlatması, USB bağlantı noktaları ve bir medya depolama sunucusunu içeriyor.

İç mekandaki en gözle görülür değişiklik ise İsviçreli üreticiye göre bu büyüklükteki bir uçak için bir ilk olan, yana bakan divan. Bu divan, istenirse 198 cm uzunluğunda bir yatağa dönüştürebilecek.

Yenilenen PC-24’lerin fiyatının yaklaşık 13,5 milyon Dolar arasında olması bekleniyor. Divan seçeneği de pakete eklendiğinde, maliyet yaklaşık 130.000 Dolar artıyor.

Yapılan iyileştirmeler, Pilatus’un amiral gemisi altı koltuklu PC-24 uçağı, 2018’de hizmete başladığından bu yana yapılan ilk geliştirme değil. 2021’de PC-24’te daha hafif koltuklar ve modernize edilmiş aviyonik sistemler ile çeşitli değişiklikler yapılmıştı. SmartRunway ve SmartLanding gibi emniyet özelliklerini iyileştiren detaylar da bu pakette yer almıştı.

Pilatus, ilk jet motorlu ürünü olan PC-24’ü ilk kez 2013’te duyurdu. İlk prototip Ağustos 2014’te üretildi ve ilk uçuş Mayıs 2015’te gerçekleştirildi. İki adet Williams International FJ44-4A turbofan motorlardan güç alan uçak, sürdürülebilir havacılık yakıtıyla da çalışabiliyor.

SINGAPUR HAVAYOLLARI İSTANBUL’A KAÇ KEZ UÇUYOR?

Singapur Havayolları’nın Türkiye Genel Müdürü HongYao Hu, İstanbul Havalimanı’nda düzenlenen bir basın etkinliğinde, İstanbul uçuşlarını gerçekleştirdikleri Airbus A350 uçağını gezdirdi. Havayolunun kabin konfigürasyonunda, yolcu deneyimini en üst düzeye çıkarmayı hedeflediklerini vurgulayan Hongyao Hu, kabin tasarımlarının yolcular tarafından büyük beğeni topladığını söyledi.

Singapur-İstanbul uçuşlarına olan yoğun talep, havayolunu oldukça memnun ediyor. Bu güzergahta çok sayıda transit yolcuya da hizmet veren havayolunun, uçuşlardaki doluluk oranı neredeyse yüzde 100.

Havayolu, Singapur-İstanbul rotasında haftada 4 uçuş yapıyor. Uçuş sayısını artırmak ve her gün uçabilmek için, Airbus ve Boeing’e verilen uçak siparişlerinin teslim edilmesi bekleniyor. THY’nin tüm Singapur uçuşlarına da “codeshare” ile bilet satan Singapur Havayolları, bu sayede Singapur-İstanbul rotasında, haftalık uçuş sayısını 14’e çıkarıyor.

Singapur Havayolları’nın Airbus A350 uçaklarında, kabine 1-2-1 konfigürasyonu ile yerleştirilen, sınıfının en iyi business class koltukları, 180 derece yatıp 2.02 metre uzunluğunda bir yatağa dönüşüyor. Koltuklar, 71 cm genişliğiyle, rakiplerinden ayrışıyor. Yolculara kusursuz bir uçuş deneyimi sunuyor. Business kabinde yolculara sunulan ikramlar, uçak içi eğlence sistemi ve amenity kitler ile uçuşların keyfi artırılmaya çalışılıyor.

Singapur Havayolları, filosundaki tüm geniş gövde uçaklarının business class koltukları koridora açılan tek havayolu durumunda. Türkiye’ye uçan havayolları arasında, yolcularına “Premium Ekonomi” kabini sunan tek havayolu da yine Singapur Havayolları.

Premium Ekonomi kabinlerini, yeni bir ekonomi sınıfı yaratmak hayali ile ortaya çıkaran şirket, Business class ile ekonomi sınıfı arasında, hem ekonomik hem konforlu uçuşun mümkün olabileceğini gösteriyor. Hongyao Hu, uçakta böyle bir kabinden haberi olmayan yolcuların, seyahatleri sırasında bu koltukları gördükten sonra, dönüş uçuşunda bu kabine upgrade olmak istediklerini söylüyor.

2-4-2 konfigürasyonu ile toplam 24 koltuk bulunan Premium Ekonomi kabini, yolcular tarafından çok fazla tercih ediliyor. Ekonomi sınıfına göre çok daha rahat bir uçuş deneyimini, uygun fiyata satın almayı mümkün hale getiriyor.

Singapur’un A350 uçağının ekonomi kabininde ise 3-3-3 konfigürasyonunda 187 koltuk var. Geniş diz mesafesi ile ekonomi koltukları da havayolunun diğer küresel rakiplerine göre daha konforlu bir uçuş deneyimi sunuyor.

Singapur Havayolları 36 yıldır Türkiye uçuşlarını kesintisiz sürdürüyor. Aralık 2019’dan bu yana uçuşlar, havayolunun filosundaki en verimli ve konforlu uçak olan A350 ile gerçekleştiriliyor.

Singapur Havayolları, Airbus A350’nin menzili uzatılmış özel varyantı A350ULR (Ultra Long Range) ile Singapur’dan New York’a dünyanın en uzun non-stop seferlerini düzenliyor. Kasım 2018’de bu uçuşu deneyimlemiştik.

TALİBAN SONRASI KABİL’E UÇAN İLK HAVAYOLU

Flydubai, şartların zorlu olduğu rota ve pazarlarda uçmak konusunda oldukça cesur davranıyor. Emirates’in, uçuşlarını durdurma kararı almasına rağmen, Tel Aviv’e tarifeli uçuşlarına devam eden birkaç havayolundan biri flyDubai.

Öte yandan flydubai, giderek büyüyen ve şu an için 115 destinasyonu aşan uçuş ağına yeni bir nokta daha ekleyerek, Dubai ile Afganistan’ın başkenti Kabil kenti arasında uçuşlara başladı. Bu durum, Taliban’ın Ağustos 2021’de ülkede yönetimi geri almasının ardından, Kabil’e tarifeli yolcu uçuşlarına devam eden ilk uluslararası havayolunun Flydubai olması anlamına geliyor.

Taliban’ın Kabil’i kuşatmasının ardından, Amerikan ve İngiliz birliklerinin, acil şekilde ülkeyi terk etmesiyle, kontrolün yeniden Taliban rejimine geçtiği Afganistan’da, uluslararası havayolları hızlı bir şekilde ülkeyi terk etti. Hem yabancılar hem de Afganların şehirden kaçmak için akın ettiği Kabil Havalimanı, tahliye uçuşlarının odak noktasıydı.

Afganistan’daki havalimanından operasyon yapan iki şirket Kam Air ve Ariana Afghan Havayolları’ydı. Bu iki havayolu hem iç hat hem de Delhi, Doha, Dubai, Moskova ve Kuveyt gibi çeşitli uluslararası destinasyonlara operasyonlar yapıyor.

Flydubai, hem Kam Air hem de Ariana Afghan’ın hâlihazırda birden fazla BAE meydanına uçması nedeniyle kendisini bir rekabetin ortasında bulacak. Ariana, Kabil ile Al Ain (AAN) ve Dubai International (DXB) arasında uçarken, Kam Air ise Abu Dabi (AUH), Dubai International ve Sharjah’a (SHJ) hizmet veriyor.

Qatar Havayolları, Taliban’ın yönetimi devralmasının ardından, Afganistan’da mahsur kalan yabancı vatandaşları ülkelerine geri göndermek için Kabil’e sivil uçuş gerçekleştiren ilk havayolu şirketi olmuştu.

Flydubai ilk olarak 2010 yılında Kabil’e uçtu. Ancak havayolu, iki yıldan fazla süredir, Afganistan’ın başkentine herhangi bir uçuş yapamadı. Dubai ile Kabil arasında askıya alınan uçuşlar, geçtiğimiz hafta yeniden başladı. Seferler şimdilik her gün bir kez karşılıklı olarak gerçekleştirilecek. 15 Kasım’dan itibaren Boeing 737 uçaklarıyla Kabil rotasındaki uçuş sayısının günde ikiye yükseltilmesi hedefleniyor.

Flydubai, Kabil uçuşlarının biletlerini business class’ta gidiş-dönüş 2.718 Dolar; ekonomi sınıfı için 762 Dolar’dan satışa çıkarak, yolcuları cezbetmeye çalışıyor.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin merkezli GAAC, 2022 yılında, Taliban adına, Kabil Uluslararası Havalimanı’nın işletilmesi ve uluslararası standartlara döndürülmesi ihalesini kazandı. Afganistan hava trafiğini yönetmek için bir anlaşma imzaladı. Bu imzanın, uluslararası havayollarını savaşın harap ettiği ülkeye yeniden dönmeye teşvik etmesi bekleniyordu. Katarlı rakibini geride bırakarak ihaleyi kazanan GAAC, Kabil, Kandahar ve Herat olmak üzere, ülkenin üç büyük havalimanında, yer hizmetleri ve güvenlik taraması gibi hizmetler de veriyor.

MIAMI İLE KARAYİPLER ARASINDA ELEKTRİKLİ UÇUŞLARI BAŞLIYOR

Elektrikli deniz uçağı üreticisi REGENT ile bölgesel hava hareketlilik platformu Surf Air Mobility, güçlerini birleştirerek, Miami başta olmak üzere Güney Florida’nın çeşitli noktalarından Karayip Adaları’na, elektrikli deniz uçaklarıyla ulaşım hizmeti başlatmak için düğmeye bastı.

Yapılan açıklamada, yılda yaklaşık 9 milyon kişinin hava yolu, feribot, demiryolu ve otomobille bölgeden seyahat ettiğine işaret edildi. Deniz uçağı hizmetinin, kıyı destinasyonlarını, Miami Havalimanı ve Miami Nehri’nin ağzında bulunan şehrin limanı PortMiami dahil olmak üzere, büyük ulaşım merkezlerine bağlaması planlanan uçuşlarla, yılda yaklaşık 1,5 milyon yolcudan oluşan bir pazara hitap edebileceği öngörülüyor.

Bu yüzden REGENT deniz uçakları, Güney Florida’da yaşayanlar ve bu bölgeye gelen ziyaretçilerin artan ulaşım ihtiyaçlarına mükemmel bir çözüm olarak görülüyor. Surf Air’in kendi platformunu kullanması ve REGENT’in da elektrikli deniz uçakları sağlamasıyla birlikte, her iki şirketin de Surf Air’in mevcut ağını tamamlamak için, Florida’nın kıyı koridorları boyunca yeni rotaların kilidini açabileceği düşünülüyor.

REGENT, yakın gelecekte, Surf Air Mobility tarafından satın alınan Southern Airways’in bir yan kuruluşu olan Mokulele Havayolları’na Viceroy marka deniz uçaklarını teslim edecek. Uçak, 12 yolcu kapasiteli ve saatte 300 kilometre hıza ulaşabiliyor. Uçağın menzili de 300 kilometre.

Elektrikli deniz uçağı hizmetinin, eyalet ve bölge ekonomisinin büyümesine katkı sunması beklenirken; diğer metropol alanları için gelişmiş mobilite teknolojilerini teşvik eden bir model haline geleceğine de kesin gözüyle bakılıyor.

REGENT’in şu anda geliştirilmekte olduğu tek ürünü Viceroy Seaglider, yalnızca su üzerinde hareket ediyor. Uçak, gövde, hidrofoil ve yer etkisi olmak üzere, üç farklı modda çalışabiliyor. Uçağın menzili şu anda pil teknolojisi nedeniyle sınırlı olsa da, batarya teknolojisinde yaşanacak yeni gelişmelerin Viceroy’un potansiyel menzilini 740 km’ye kadar çıkarabileceği düşünülüyor.

REGENT, elektrikli deniz uçaklarının tam ölçekli prototipleri ile 2024 yılında testlere başlamayı, 2025 yılında ise uçakların hizmete girmesini planlıyor. Viceroy’un yolcu hizmetlerine ek olarak kargo taşımaya da uygun olduğu söyleniyor. Ayrıca uçakların, hava ambulansı ve savunma görevlerinde kullanılması, bir sensör ve iletişim aktarıcısı olması da öngörülüyor.

Öte yandan Los Angeles merkezli Surf Air Mobility, ülke içindeki bölgesel hareketliliğini genişletmeye de odaklanıyor. ABD’deki en büyük banliyö havayolunun işletmecisi olan şirket, aynı zamanda bölgesel mobilitenin maliyetini ve çevresel etkilerini de azaltmayı hedefliyor. Bu kapsamda, mevcut uçak filosunu elektriklendirmek için ortaklarıyla birlikte güç aktarım mekanizması teknolojisi geliştirilmesi hedefleniyor.

adbanner