Orta Doğulu Havayolları Neden Avrupalı Futbol Takımlarına Sponsor Oluyor?

Forma sponsorluklarından, stadyum isimlerine kadar, Orta Doğulu havayolu şirketleri, Avrupa futbolunun neden bu kadar içinde? Havayolları için bu kadar büyüleyici olan faktörler ne?

Avrupa genelinde, profesyonel spor dalları için havayolu şirketleri ile yapılan sponsorluk anlaşmaları oldukça  yaygın. Bu tip iş ortaklıklarının en fazla gerçekleştirildiği spor dalı ise açık ara futbol olarak görünüyor.

Geçtiğimiz Cumartesi günü İstanbul’da oynanan UEFA Şampiyonlar Ligi finalini izleyen 1 milyarın üzerindeki insan, organizasyonun ana sponsoru olan Türk Hava Yolları’nın reklam yağmuruna tutuldu. Ayrıca, kupayı kazanan Manchester City takımının formasının göğsünde yer alan Etihad Havayolları logosu ve aynı havayolunun, şampiyon takımı taşımak için kullandığı özel boyamaya sahip olan Boeing 787 de oldukça dikkat çekiciydi.

Peki bu güçlü ortaklıklar ve iş birlikleri, havayolu şirketleri için hangi amaca hizmet ediyor? Etihad ile Manchester City, Emirates ile Real Madrid, Qatar Airways ile Bayern Münih ve benzer sayısız örnek göstermek mümkün. Havayolları ile Avrupa futbolu arasındaki ilişkinin arkasında daha derinlemesine araştırılması gereken karmaşık faktörler olduğunu söylemek yanlış olmaz.

En Çok Sponsor Olanlar: Orta Doğu’nun Üç Devi

Çoğu kişi, Avrupa futbolundaki havayolu sponsorlukları denildiğinde, oyuncuların formalarının üzerine yerleştirilen Emirates, Qatar Airways ve Etihad logolarını hayal ediyor. Manchester City’nin maçlarını oynadığı stadyumunun isminin Etihad olması veya Arsenal’in stadyumunun isminin de Emirates olması, en az forma göğüs sponsorlukları kadar bilinen bir başka detay.

Bu üç havayolu şirketi, Avrupa futbolunun en güçlü destekçileri durumunda. İspanya, Fransa ve en çok da İngiltere’de, Orta Doğu’nun üç büyük havayolunun ismi, spor müsabakaları ve kulüplerle birlikte anılıyor.

Ancak havayollarının neden futbol takımları üzerinden reklam harcamalarını bu kadar yüksek tuttukları, büyük bir soru işareti. Bunun belki de en önemli nedeni, Orta Doğu’da çok az futbol oynanıyor olması. Katar’da düzenlenen 2022 Dünya Kupası haricinde, Orta Doğu ile futbolu bir arada düşündüren herhangi bir şey olmadı. Ancak bu üç havayolunun, futbol ile ilgili sponsorlukları, Dünya Kupası’ndan çok daha önceye dayanıyor.

Neden bu havayolları, Orta Doğu, Asya veya Afrika’da hizmet verdikleri destinasyonlara seyahat etmeye daha fazla ilgi duyacak demografik gruplar üzerine doğrudan reklam yapmayı tercih etmiyor?

Birçok kişinin bu konuda öne sürdüğü yanlış hipotezlerden biri mülkiyet konusu. Başta ülkede elde ettikleri petrol kaynaklı gelirleri kullanmak için devlet tarafından yönetilen yatırım fonları olmak üzere, Orta Doğulu zenginler, Avrupa futbol takımları üzerinde tamamen olmasa da büyük mülkiyet paylarına sahip durumda. Dolayısıyla bölgedeki büyük havayollarının da devlete ait olduğu gerçeği ile birleştiğinde, bu şirketlerin reklam bütçelerini futbol takımları aracılığıyla harcaması son derece doğal görünüyor.

Ancak bu hipotez yanlış. Çünkü forma sponsorlukları ve stadyum isim haklarından elde edilen reklam gelirleri son derece kazançlı. Örneğin, Birleşik Arap Emirlikleri Kraliyet Ailesi’nin bir üyesinin sahip olduğu, UEFA Şampiyonlar Ligi’ni kazanan Manchester City Kulübü’nü ele alalım.

Birleşik Arap Emirlikleri, Etihad’ın sponsorluğunun bir amaca hizmet edeceğine inanmasaydı, kulübün kazançlı forma sponsorluğu ve stadyum isim hakları en yüksek teklifi verene satılırdı. Dolayısıyla bu durum, ‘futbol sponsorlukları, Orta Doğu’nun üç büyükleri için hangi amaca hizmet ediyor?’ sorusuna yanıt vermiyor.

Cevap aslında tahmin edildiği gibi değil. Futbol şampiyonalarını kazanmaya prestij, güç ve lüks duygusu eşlik ediyor. Adında kelimenin tam anlamıyla “kraliyet” geçen bir kulüp olan İspanyol Real Madrid’e, Emirates’in sponsorluğunu düşünelim. Emirates, adı bile tüm dünyada prestij uyandıran bir kulüple ortaklık kurarak, seçkin bir futbol takımının taraftarlarının uçmak isteyeceği, lüks seyahat odaklı bir havayolu şirketi imajını desteklemeyi amaçlıyor.

Özellikle, Orta Doğu’nun üç büyük havayolunun sponsor olduğu tüm kulüpler ve eski organizasyonlar, şampiyonluk geçmişi olan takımlar ve onların tüm dünyada sadık hayran kitleleri var. Havayolları, bu iş birlikleri ile aslında onlara ulaşmaya çalışıyor.

Doha, Abu Dabi veya Dubai üzerinden bağlantılı uçuşlar yapmayı amaçlayan Avrupalı yolcular, bu havayollarının kârlılığı üzerinde kritik bir etki oluşturacak kadar kalabalık olduğundan, bu pazarlama taktiği, havayolları için hayati önem taşıyor.

Avrupalı gezginler için Asya, Afrika veya Avustralya’ya yapılacak non-stop bir uçuş yerine, Orta Doğu’da aktarmalı bir seyahat tercihinin tek nedeni, bu havayollarının sunduğu yüksek hizmet kalitesi. Bu nedenle, havayollarının Avrupa çapında bir prestij duygusu ile anılması, kendileri için kritik önem taşıyor.

Türk Hava Yolları İşin Neresinde?

Türkiye’nin bayrak taşıyıcısı olan Türk Hava Yolları’nın Avrupa futbolundaki sponsorluk iş birliklerinin arkasındaki amaç ise biraz daha farklı. Havayolu, bu tür bir pazarlama faaliyeti için bütçe ayırmanın, İstanbul’a turist olarak gelmek isteyecek insanları teşvik edebileceğini düşünüyor. Bu sebeple Türk Hava Yolları, futbol üzerinden yaptığı sponsorluk anlaşmalarıyla, yatırdığından çok daha fazlasını kazanmayı amaçlıyor ve kazanıyor.

Havayolu, Türkiye’deki bütün kulüplerin, Avrupa kupalarında yaptığı maçlarda forma sponsoru oluyor. Bu durum hem, ülkesinin takımlarına destek vermesi hem de o takımların hayran kitlesiyle bağ kurması açısından büyük bir avantaj sağlıyor.

Bu tür reklamcılık faaliyetleri, United ve American Airlines gibi büyük havayolları için oldukça yaygın. Chicago Bulls’un maçlarını yaptığı salonun adının United Center ve Dallas Mavericks ile Dallas Stars’ın ev sahipliği yaptığı salonun adının da American Airlines Center olması, bunun en önemli örnekleri olarak gösterilebilir.

Ancak, bu tür doğrudan tanıtım faaliyetleri, Avrupa’da o kadar yaygın değil. Örneğin British Airways’in, Londra’daki büyük bir futbol kulübü ile sponsorluk anlaşması yok. Havayolu, spor faaliyetlerine reklam veriyor. Ancak her zaman bireysel sporcular (tenisçi Emma Raducanu gibi) veya ulusal takımlarla (İngiltere’nin Paralimpik takımı vb) ortaklıklar gerçekleştiriyor.

Türk Hava Yolları,  Türk takımlarının Avrupa kupalarındaki maçlarda forma sponsoru olmasının yanı sıra, şirketin imajını ve uzun vadeli girişimlerini güçlü bir şekilde destekleyen UEFA Şampiyonlar Ligi’nin ana sponsoru olarak da hizmet veriyor. Geçmişte Barcelona, Borissia Dortmund, Olimpik Marsilya, Manchester United gibi Avrupa’nın en önemli futbol takımlarına sponsor olduğunu da hatırlatmakta fayda var.

Türk Hava Yolları, dünyanın dört bir yanından insanları birbirine bağlamaya odaklanmış bir havayolu olmayı kendisine misyon edinmiş durumda. Küresel havayolu şirketleri arasında en fazla varış noktasına ve en fazla ülkeye hizmet veren havayolu, ait olduğu iki farklı kıtayı birbirine bağlayan ülkesini mükemmel bir şekilde temsil ediyor.

Sembolik bir bakış açısının ötesinde, oluşan trafiğin, havayolunun rekor kârlılığının nedeni olduğunu inkar etmek imkansız. Havayolu, merkezi İstanbul aracılığıyla, dünyanın dört bir yanındaki yolcuları bağlantılı uçuşlarla istedikleri yere uçurarak, bugünkü eşsiz konumuna ulaşmış durumda.

Bu nedenle, yalnızca Avrupa’nın dört bir yanından takımları değil, aynı zamanda dünyanın dört bir yanından taraftarları da birbirine bağlayan UEFA Şampiyonlar Ligi gibi bir organizasyona sponsor olmak, THY’den başkasına düşmezdi denilebilir.

Gelecekte Ne Olacak?

Havayolları ve futbol organizasyonları arasındaki mevcut ortaklık manzarasına kısaca göz attıktan sonra, ileriye dönük olarak bu konuda bizi neler beklediğine kısaca bakalım. Önümüzdeki yıllarda, havayollarından daha fazla sponsorluk anlaşması yapmalarını beklemeli miyiz? Avrupa’daki eski ve köklü havayolları da bu konuda harekete geçecek mi?

Kesin olan şey, Orta Doğulu taşıyıcıların, futbol kulüpleriyle kurduğu ortaklıklar üzerinden güçlü kazanımlarına devam edeceği. Bu konuda yakın takibe alınması gereken kilit oyunculardan biri, muhtemelen bölgedeki köklü havayollarınınkine benzer bir iş modeli ile piyasaya çıkmaya hazırlanan Suudi Hükümeti’ne ait yeni havayolu Riyadh Air olacak.

Avrupa’daki eski ve köklü taşıyıcıların, futbol takımlarıyla sponsorluk anlaşmaları yapması pek olası görünmüyor. Örneğin, Air France, Paris Saint-Germain kulübüne sponsor olursa, rakip kulüplerinin taraftarları, muhtemelen havayolu hakkında bir antipati duymaya başlayabilir. Aynı durum neredeyse tüm büyük Avrupa havayolları için geçerli.

Özetle,  Avrupalı havayollarının, futbol kulüplerine sponsor olma kararından, büyük bir fayda sağlayamayacak olmaları nedeniyle, yakın gelecekte bu durumun değişmesi muhtemel görünmüyor. Bu tür ortaklıklar ve iş birlikleri, Orta Doğulu havayollarının çıkarlarıyla örtüştüğü için, önümüzdeki yıllarda, iş birliklerinin artarak devam edeceğini söylersek yanılmayız.

Kaynak: Simple Flying

adbanner